şükela:  tümü | bugün
14 entry daha
  • bir avukatlık bürosu açıp boşanma, icra veya bir diğer "çok para getiren" dava türü üzerinde uzmanlaşarak statü ve servet kazanma peşinde olan avukatlar, cübbe giyip milletvekilleriyle yarışacak ölçüde bir güç ve saygınlık kazanmak isteyen hakimler ve doktorayı bitirip kadroya geçtikten sonra kafadan aydın olan ve o noktadan sonra keyfine bakan "akademisyenler"in dışında kalan bir avuç hukukçunun asıl uğraş alanlarından biridir hukuk felsefesi.

    sabah akşam ibadet ettiği halde dinin ruhunu özümseyememiş dindarın sebep olduğu sorunlar gibi, hukukun felsefesinden nasiplenememiş hukukçu da yeri geldiğinde hiç acımadan yıkar insanların adalet duygusunu. dolayısıyla mühimdir bu alanı iyi anlamak.

    ve bana hep enteresan gelmiştir; eyvallah, teknoloji yarışında batı ile boy ölçüşemiyoruz. iki yüzyıllık bir fark var arada, çok harika. ancak neden sadece derinlemesine okuyup düşünme ve üretmeden ibaret olan hukuk felsefesi ve benzeri alanlarda doğu toplumlarından ses seda çıkmaz da sürekli bedene hapsolmakla, modernitenin kurbanı olmakla ve doğadan kopmakla suçladığımız batı üretir tüm üstün hukuk felsefecilerini?

    türkiye'nin en saygın hukuk felsefesi profesörlerinden olan gülriz uygur'dan lisans ve yüksek lisans seviyesinde olmak üzere iki defa aldım bu dersi. her ikisinde de yapılan tek şey ölümüne bir katılıkta salt "rawls ne demiş, dworkin ne yapmış, raz ne tür argümanlar geliştirmiş" çerçevesinde geçti dersler. ülkenin en önde gelen felsefecilerinden birinin kendi dersinde, ömrünü adadığı bu alana dair söyleyeceği özgün görüşleri yoksa diğer hukuk okullarındaki sefaleti hayal dahi edemiyorum.

    bu tür kifayetsiz fakültelerden adalet düşüncesi üzerine kafa yormadan mezun olan insanlar benim gözümde hukukçu falan değil, sistemin işlemesi için varlığına gereksinim duyulan birer ara elemandır.

    o nedenle sen, okula başladığında ve bu dersle karşılaştığında ekşi'de ne yazıyor diye merak edip şu yazdığım satırlara ulaşan sevgili hukuk fakültesi öğrencisi, yukarıda tasvir ettiğim rezil insanların sınıfına girmemek istiyorsan, en azından rawls'un "a theory of justice"i ile, dworkin'in "taking rights seriously" kitaplarının tercümelerini bulup bunları oku kendi kendine. bu iki düşünürün fikirleri genç zihnine kazındığında black-letter lawyer olma talihsizliğinden beri olacak; yozlaşmış sisteme değil, bir ömür boyu sadece adalet düşüncesine hizmet edeceksin.