şükela:  tümü | bugün
  • sabih kanadoğlu gibi hukukçuların müzeye kaldırılıp, osman can gibi hukuk felsefesinden haberli olanlarının ülkeye baştacı edilebilmesi için katlanılması gereken durum diyelim.

    yeni hukukçular başka nasıl çıkar ortaya?

    ab hukukundan haberli ancak avrupa merkezciliğine de pabuç bırakmayan;

    marksizm'den haberli ancak dünyanın değişiminin, teorinin çuvallamış son uygulamalarının, geçmişte ciddi biçimde avrupa merkezciliğinden mustarib oluşunun ve doğu meselesindeki teorik eksikliklerinin farkında olan;

    islam hukukundan haberli ancak değişim ve yorum dönemini yeniden başlatacak kadar cesur olan;

    ataerkil düzenin esas olarak düzenleri tuttuğunu unutmayıp feminizm'in 2. m'sine kadar uzanan;

    dünyanın ekonomik, politik, felsefik gelişiminin yönü konusunda kafa yoran ancak yaşadığı toprakların bilim, kültür, hukuk tarihini 87 yıldan ibaret saymayan;

    yerel ile evrenseli kendi toprağının ruhuna uygun biçimde harmanlayan o güzel hukukçular gelecek ve elbette baş tacımız olacaktır.

    böylece şu an ülkemizdeki en tutucu kesimlerin başında gelen; `ikinci dünya savaşının bittiğine inanmayan japon askeri`nden de beter biçimde yaşamdan kopmuş; statükoculuğun önde giden atlıları olan kötü, çapsız, memur, devletçi hukukçular dönemi kapanabilir ve halkın zenginliğinden, çeşitliliğinden ürkmeyen; devleti değil, halkı devletten koruyan bir anayasanın gereğine inanan, askeri vesayeti allayıp pullayıp halka yedirme uğraşında olmayan, yeni bir kuşak sivil hukukçular ülkenin ufkunu yeniden açabilir.

    onların, başımızın üstünde yeri var. ancak şimdiden söyleyelim, orada kimseye sürekli yer yok. başımızın tapusunu artık kimseye vermek istemeyenler çoğunluğu oluşturacak.

    benim yakın ütopyam da bu!
  • gerçekçi olmayan ama içten bir duygu ifadesi.

    hukuk okuyanlar zaman zaman kapılabiliyor ancak çok yararlı değildir. okuması iç açıcı olmasa da, hukuk, ülkenin içini açmak için gerekli galiba.
  • aksine. hukuk okumak çok zevkli, keyifli. hergün yeni şeyler öğreniyorsun, üstelik sana biri anlatıyor. çıkıyor karşına hoca, anlatıyor anlatıyor gidiyor. şu şu kitapları alın okuyun, diyor. hooop mis gibi kapıyorsun bilgiyi. oturduğun yerden öğreniyorsun. kafana birşey takılınca soruyorsun hocaya. laps diye alıyorsun cevabı.

    iç açıcı olmayan hukuk okumak değil, okuduktan sonrası. çünkü sonrasında artık kimse ders anlatmıyor. artık tak diye sorup anında doğru cevabı alabileceğin biri yok. hep kendin arayacaksın, bulacaksın. bir de bir sürü konunun netliğe kavuşmamış olması yüzünden ''benim görüşüm şu'', ''bence böyle olmalı''nın içinden hangisi doğru olabilir diye düşüneceksin. asıl iç açıcı olmayan bu. okumak en şahane kısmıydı.
  • tek seferde söyleyebilenleri takdir edeceğim cümle. her seferinde "hukuokoukukoumak haçiçaçıaıcı değil" olarak çıkıyor benim ağzımdan zira, içim daralıyor.
  • ceza hukukuyla hasir nesir olan kisinin cok rahatlikla katilacagi onerme. subattan beri icim disim kriminal olaylar oldu. cinayetler, yaralamalar, doverek adam oldurmeler, tacizler, tecavüzler, hakaretler, hirsizliklar, dolandiriciliklar ve bunlarin gercek hayatta yasanmis olay hikayeleri filan derken insanin kotu tarafini surekli gormen sonucu agirlastigini hissediyorsun. gercekten hic ic acici degil.
  • türkiye için katıldığım önermedir. hatta bizatihi medeni usul hocam tarafından da tasdik edilmiştir. hocamız özellikle dışarıda güzel havalar varken derste sık sık "hayatta medeni usul hukukundan daha keyifli işler olduğunun farkındayım." derdi ve türk insanının mis gibi havalarda eşek gibi çalışma kabiliyetinin soğuk ülkelerde yaşayan yabancılar tarafından takdir edildiğini anlatırdı.
  • okuyanlar bunu hep der.