şükela:  tümü | bugün soru sor
  • her hukuk okuyanın şahsıyla bütünleştirme eğiliminde olduğu terim. aslında öyle değildir; bilhassa memleketimizde gayet abuk hukuk fakültesi mezunları mevcuttur.

    bir de hukuku ateizmle karıştıran dallamalar vardır.
  • bilinçli açılmış bir başka başlık için (bkz: hukukçular)
  • avukat, hakim, savcı ve noter gibi hukuk fakültesi ile doğrudan özdeşletirilmiş meslekleri icra etmeye ehil olmanın yanı sıra, emniyet amirliği, kaymakamlık, mali müşavirlik, diplomatlık ve benzer kamuya dair alanlarda faaliyet gösterme imkânına sahip kişi. nitekim, pek çok kaymakam, vali ve diplomatımız hukukçudur.

    yaygın yanlış kanaatin aksine "hukuk fakültesi öğrencisi" zaten bir avukat adayı değildir.
    avukatlık hukuk fakültesi mezunlarının en çok tercih ettiği meslek dalıdır, o kadar.
    üstelik, baroya kayıtlı olduğu halde fiilen avukatlık yapmayan hukukçuların varlığı da bu dilimi genişletmektedir.
  • kısaca satırların arasını okumasını bilen kişidir.
  • onuncu nesil çaylak.
  • gözlüklüdür; değilse lens kullanıyordur. gözleri gerçekten bozuk değilse hukukçu değil yalancıdır; zira gözleri bozmadan hukukçu olmak nerdeyse imkansızdır.
  • bir avukat arkadaşın ağzından:

    "bizimki de can,
    hukukçu da bir insan!"
  • bazen soru işareti uyandırabilen bir şemsiye tabir.

    çünkü neden? hukukçu kelimesi istismara açık da çünkü ondan. bir yanda bir hukuk fakültesi dekanı veya bir ağır ceza reisi ve diğer yanda bir mübaşir, hatta hiç utanmadan icra dairesindeki çaycı* kendine hukukçu titrini yakıştırabiliyor. bazı jandarma astsubayların da kendilerini hukukçu olarak tanımladıklarını bizzat duydum. netice-i kelam, herkes aynı şemsiyenin altına sığınıyor. kim itiraz edebilir? kurnazlık var işin içinde.

    eminim hukuk eğitimi almış kişiler, hukuğa yıllarını vermiş duayenler, yani hukukçu dendiğinde algı haritasının baş köşesindeki bütün o olumlu anlamların gerçek muhatapları rahatsız oluyorlardır; övünçle, yorulmadan taşıdıkları o şemsiyenin gölgesinde kıçım kıçım ilişmeye çalışan unvan meraklılarıyla birlikte aynı kadraja girmek pek çoğunun gücüne gidiyordur. özellikle de bu kabahat hukukçu tabirinin uzmanlık boyutu vurgulandığı bir esnada, mesela kanun hükümleri hakkında kati konuşmak gerektiği hallerde, kavramın genelleyici mahiyetini kaldıraç olarak kullanan bazı kifayetsiz muhterislerce işlendiğinde.

    mesela hekimler/doktorlar bu kavram fluluğundan muaf. eczacı kalfalarının lakabının doktor olması zararsız yakıştırma dairesinden dışarı taşmıyor çünkü o eczacı kalfası kendine haşa doktor demiyor; bu unvanı ona beyaz önlüğünden ötürü mahallenin esnafı uygun görüyor.

    teşbihte hata olmaz; benzer bir durum ordu mensubu tabirinde de söz konusu. harp okulundan mezun olup subay çıkmış bir kişi zaten kendini tanıtırken subay olduğunu veya rütbesini belirtiyor. ne iş yaptığı sorulduğunda ordu mensubu olduğunu söyleme ihtiyacı duyanların genellikle astsubay, uzman çavuş veya tugayın mutfağındaki aşçıbaşı olduğu artık herkesin malumu. yani, deşifre vaziyette olmalarına rağmen o şemsiyenin gölgesinden faydalanmak uğruna ve belki bir takım komplekslerinden ötürü bu tabiri kullanmaktan vazgeçemiyorlar. sorsanız, ne diyem mahmut mu diyem diyeceklerdir ama oradaki esas niyetin subaylarla aynı balkondan halka el sallamak olduğu sezilebiliyor. ayrımcılık mı yapıyorum? hayır, sadece sahadaki gözlemlerimi aktarıyorum.

    keza "tekstilci" de aynı kategoride. rafineri boyutunda bir sentetik elyaf fabrikasına sahip işadamı da pazarda don satan serbest meslek erbabı da tekstilci. hepsi aynı çuvalda.

    bu yüzdendir ki hukukçu kelimesini duyduğumda şüphe kalkanlarım kalkıyor, kıllanma duyargalarım duyargıyor.
  • toplumda hukukcu olarak tabir edilen bireylerde gordugum ortak bi kalip var. sinifsal bakamiyorum su an, kimse kusura bakmasin. belki, hukukçu olmayanların hukuk hakkındaki görüşleri basliginda yazmak daha dogru olurdu, ama kume daha genel. bu sadece kesisim, catisma kumesi. nedir ortak kalip? hukukcular, kendini sivil hayata kapatan militarizmin bi alt kademesi sanirim: disardan gelebilecek her turlu yoruma karsi inanilmaz olcude kapalilar. anliyorum, her meslek erbabinda bu tur seyler olabiliyor. ben mesela "darbukayi su olculerde calsan daha iyi olabilir gibi ama bilemedim" gibi acimasiz, tamamen onyargili, kati, meyve veren agaci taslayan, cahil, sunepe, art niyetli, sacmasapan, ipe sapa gelmez, adina "elestiri/oneri" denilen futursuz saldirilarda hakli olarak delleniyorum. hukukculara hak veriyorum o yuzden.

    genelleme de yapiyorum. ne bileyim, hukuk ogrencisi veyahut ceza hukukcusu gibi ayrimlarin cizilmesi gerektigini de kabul ediyorum. her seyi kabul ediyorum. ama bu kapalilik hukuka aykiri sanki. daha dogrusu, soyut duzlemde ayak oyunlarinin yapilamayacaginin farkinda degil hukukcu. o yuzden kapali. sakli degil kapali. bununla alakali son bi sey: tam tersi, hukukcu ozellikle sosyal bilimler alaninda genis bi kulliyati da beyninde eritmistir. en icten sosyolog, en hakiki tarihci, en durust siyasetcidir. hocam, budur.