şükela:  tümü | bugün soru sor
  • liselerde genelde sozel bolumlere cok da parlak olmayan ezberci ogrencilerin yonlendirilmesinden dolayi olusan gercek.
    edit: hukuk esit agirliktan aliyormus. 2008'den once sozelden aliyordu.
    edit 2: tamam arkadas yanlis biliyormusum. actim ogrendim. 2008 den once de esit agirliktan aliyormus. simdi de tm3 den aliyormus. puan hesaplanirken matematigin yuzdesi sadece %18. buna ragmen konaklama isletmeciligi icin puan hesaplanirken matematigin agirligi %25. matematik kapasitesi olamayanlar okuyor sonra da bilmem kac sayfa ezberledim vs.. diyor.
  • hukuk fakültelerinin eşit ağırlıktan aldığını bilmeyen yazar beyanıdır.
  • zeki olmasından ziyade adam olanların çoğu hapiste, elimizde bunlar kaldı kusura bakmayın.
  • zeka denilen şey sözel sayısal eşit ağırlık değildir.
  • saçmalıktır. bekir bozdağ'ı, burhan kuzu'yu, mahmut övür'ü falan görüp gaza gelen, genelleme yapan yazar beyanıdır.

    zeka kısmına bir şey demem yakışmaz da, "parlak olmayan öğrenci, ezberci sözelci" gibi tanımlamalar yanlış. şu memlekette nedense sözelcinin geri zekalı olduğu algısı var, o zaten yanlış.

    kendimden örnek verirsem:

    -fakülteye 18 sene önce eşit ağırlık puanıyla girdim, 2008'den önce de eşit ağırlık puanı gerekiyordu,
    -lisede parlak bir öğrenciydim,
    -ezberim berbattır, ezberden hoşlanmam, hukukçuların ezberci olduğu önermesinden oldum olası tiksinirim. hukukçu, ezberciyse fakülteden mezun olsa bile iş hayatında kolay kolay başarılı olamaz, hele de her gece mevzuatın değiştiği bir ülkede.
  • hukuk 2008'den önce de eşit ağırlık sevgili gerizekalı, bu bir!!

    sözlükte defalarca yazıldı, sözel demek ezik demek değildir, en azından felsefe dahi bu bölümden çıkar sevgili okuma ve araştırma tembeli!

    hangi bölümün eziği olduğu meçhul, ömründe kitap okumadığını da bağıra bağıra ilan eden sığır beyanı.
  • zekilik ile uyanıklık birbirine karıştırıldığı için ortaya çıkan durumdur. hani mafya genç bir elemanını sokaklardan uzak tutar, iyi okullarda okutup emniyetçi, yargıç, gazeteci olup kendileri için çalışmasını sağlar ya, türkiye'de de aileler olaya böyle yaklaşıyor. "ailede biri hukukçu olsun, nemelazım faydası olur ilerde" diye. e o çocuk ilerde doğal olarak kendini adalete değil, ailenin (ya da cemaatin) çıkarlarına adıyor.

    akp ile geçirdiğimiz 15 yılda geldiğimiz durum bu. gördünüz işte balyoz davalarının televizyonlardaki en büyük savunucusu olan hukukçu, davaların fetö tarafından kumpas için açıldığı anlaşıldıktan sonra, bugün fetö'yü araştırmakla görevli komisyonda çalışabiliyor. kimse de "kardeş noldu, insanlar hapiste haksız yere çürütülürken sen bu davayı savcı gibi savunuyordun" diye sormuyor.

    ya da bakıyorsun, mecliste çoğunluğu hukukçu vekiller, partilerinin aldığı bir karar evrensel hukuka aykırı olsa da partilerinin sözünden çıkmıyorlar. aynı mantık, o vekil artık hukukçu ya da milletin vekili değil, partinin ve ideolojinin neferi. oysa hukukçulardan politik değil, doğrucu olmalarını beklerim ben.
  • hukuk pratiğinin nasıl bir analitik zeka gerektirdiği bilmeyenlerin atıp tutması.

    şeytan diyo yaz şuraya 20 kişinin içinde olduğu bi miras pratik çalışması, ebelerinin örekesini tersten görsünler.
  • bak güzel kardeşim hukuk fakültesi ve eğitimine dair ne biliyorsun bilmiyorum ( ki bence bilmiyorsun)
    sana örnekliyorum.
    buyur
    bu gordugun idare hukukunun bir kısmı olan idari yargının mevzuatının kanunlar kısmı (bir bu kadar da yerin altında var emin ol)
    yani bunu madde madde ezberleyecek adam zaten dahidir. (ki geç bunu böyle bir mezun yok)

    o zaman güzel kardeşim hukuk mezunu ne yapar, ne işe yarar onu anlatayım.
    hukuk satrançtır. şaka değil gerçekten. (bak bu halde sende cübbeli oluyorsun)
    hukukta her kanun maddesi, her yargıtay kararı, her doktrin görüşü bir satranç taşıdır. hangi durumda hangi kozu oynayacağını bilmektir hukuk. öyle iki kişinin 64 taşla oynadığı bir satrançta değil. 3 kişinin binlerce taşla devasa bir yerde satranç oynadığını hayal et. sonra dönüp kendine bir bak.
    ondan sonra "hokok okoyonlor zoko doğol" de
  • klasik bir "sözelciler aptaldır" bıdı bıdısıdır. yiyosa gidip okuldaki edebiyat ya da tarih öğretmenine söylesindir.

    mesela ilber ortaylı da tarihçi, dolayısıyla sözelcidir. ona aptal derseniz allah baba çarpar, taş olursunuz vallahi.

    hukuk ve eşit ağırlık konusuna zaten yeterince değinilmiş.