şükela:  tümü | bugün
  • müsadenizle hukukçuluğumu konuşturacağım daha doğrusu konuşturmaya çalışacağım. anayasa'da yüksek lisans yapamadım içimde kaldı, bari burada yazayım.

    efendim, malumunuz üzere anayasa'nın 2. maddesi "türkiye cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir." hükmüne amirdir. ve hukukun üstünlüğü ilkesi bu maddeden kaynaklanmaktadır.

    hukukun üstünlüğü, devletin içindeki tüm mekanizmaların, önceden tespit edilmiş bazı kanun ve kurallar içinde işleyeceği anlamına gelir. her devlet kurumu, anayasanın ve diğer yasaların tespit ettiği görev ve yetkilere sahiptir. kimsenin bu görev ve yetkileri aşma, değiştirme gibi bir gücü yoktur. hukuk, herkesin üstündedir ve dolayısıyla devlet "keyfi" değildir.

    bu bağlamda evrensel hukuk kurallarının üstünlüğü yasa koyucuyu da bağlar. bunu benimseyen devlet uluslar arası alanda saygın bir yer edinir.
    hukukun üstünlüğünün sağlanabilmesi için:
    . temel hak ve özgürlüklere kapsamlı olarak anayasa’da yer verilmelidir.
    .yürütme organı anayasa’ya uygun hareket etmeli, eşitlik ilkesine uygun davranmalıdır. (idari denetim yetkisi olan kurumlar: idare ve vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri, danıştay)
    . uyuşmazlıklar bağımsız mahkemelerce çözümlenir.

    bize ilk senemizde öğretilenler bunlardı. gelgelelim bu işin laneti olarak tabii ki uygulama ve teori birbirini tutmuyor. sosyal devlet ilkesinin bile maddi kaynaklara bağlandığı bir ülkede yaşamaktayız ne yazık ki. hukukun üstünlüğü ilkesi yerini üstünlerin hukukuna bıraktı belki ama işin özünü unutmadığımız sürece ben hala iyi şeyler olabileceğine inanıyorum. hayır dünyaya pembe bakıyor değilim. sadece ideallerimi kaybetmedim ve bu can bu bedende durdukça da kaybetmeye niyetli değilim.
  • müsadenizle bende hukukçuluğumu bi' nebze konuşturmak istiyorum: hukukun üstünlüğü ilkesi pozitivist okul çıkışlı bi' hükümdür. ve evet amir bi' hüküm olmakla birlikte bizim iç hukuk sistemimizde de kaynağını anayasanın 2. maddesinden almakla birlikte; anayasanın 90. maddesinden atıfla aynı zamanda avrupa insan hakları sözleşmesi'nin 7. maddesinden alır.

    esasında pozitivistlerin (italyan pozitivistler, antolisei, sabatini, manzini gibi dayılar)de büyük katkısı sonucu ceza literatüründe bi' mihenk taşı olmuş "kanunsuz suç ve ceza olmaz" prensibi ile birlikte, fransız dayıların "idarenin eylem ve işlemleri yargı denetimine bağlanması" kıstası hukukun üstünlüğünün temel taşlarını oluşturur.

    işi biraz avam ağzına vuracağım tabi ama biz burda boşa yardırıyoruz. erkler ayrımı gibi bi' ilkenin bile zamanında siyasal iktidar tarafından ağızlara "başkanlık sistemi"nin getirilmesi için sakız yapıldığı, fiili olarak bu ayrımın günden güne bitirilme noktasına gelindiği bi' ortamda, elbette ki hukukun üstünlüğünden kast edilen olsa olsa üstünlerin hukuku'nun janjanlı kılıfı olur.

    nedir o kısmı?
    somut haliyle bugün 2013 türkiyesi içerisinde yaşanılan herşey, üstünlerin hukuku için en güzide örnekleri oluşturur.

    cumhuriyet savcılarının görevden alınması peki?

    işte o noktada üstünlerin hukuku ile durumu aktarmak yavan kalır. nazi almanyasından carl schmitt bu işi üstelik de meşrulaştırarak şöyle der: kaos ortamında kararları veren egemendir.

    yani bütün sorun egemen gücün kim olduğudur, gerisi de teferruattır.

    bu kadar.
  • hukukun bahis oranının daima 1.04 civarı olmasına sebebiyet verir. ama oranlar sizi yanıltmasın, hayatta hiçbir şey banko değildir. bilakis; hukuk, çıktığı noktadan beri her zaman zalimden yana hüküm, masuma karşı zulümdür. hukukun ara sıra tecelli etmesine de hukukun üstünlüğü denir.

    üstünlük kelimesine takılmayın yani. plep'lerle patricius'lar eşit hale gelmişler mi ki, güçlüyle-güçsüz eşit hale gelsin?
  • hukukun üstünlüğüdür işte, ötesi de yoktur.

    devlet içerisinde kümelenen, iktidarı ele geçiren, derin yapılanmalar kuran yapılar hangi fikir/görüş/ideoloji içerisinde olursa olsun, hukukun üstünlüğü devlet yapılanmasından dahi daha önemlidir. devletin kendi kendisini sınırladığı bi' mekanizmanın gerekliliği üzerine doğmuşsa da bi' türlü kavram olmaktan öte hayata geçirilememektedir. elbette ki demokrasi duygusunun eksikliğinden kaynaklanmaktadır...

    tabi bazı liboşlar tepeden inme demokrasi kavramına belden aşağı vursa da, demokrasinin yaşayarak ve tecrübe ederek de öğrenilemeyecek bi' kavram olmadığını umarım birgün görebilirler!

    dün ergenekon ve türevleri dedikleri yapılara karşı, derin devleti açığa çıkartıp yargıladığını deklare edenler, bu yolda mücadele eden yapılar, hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalmadan çalakalem kafalarındaki darbe tezahürünü ortaya çıkartmak için aynı boku yemişlerdi. yaşanan dönem boyunca hukuk ihlalleri hususunda ses çıkartan herkesi "darbeci" ve "kemalist" ilan etmek modaydı.

    akabinde bu yolda ilerleyen cemaat ve iktidar yapıları arasındaki bağ koptu, iktidar kanadı da yaşananlar kumpastı diyerek bütün bi' yaşanan sürece seyirci herkesi aptal yerine koyarak bütün mevzuyu paralellere itelemeye kalktılar.

    herkesi aptal yerine koydular ama aptal popülasyonu elbette azımsanamayacak düzeyde olursa, kısas kafasında seyredenler de bugün yaşananlardan ötürü elbette alkış tutarlar.

    konu hukukun üstünlüğü olduğunda egemen gücün ya da ezilenin kim olduğunun hiçbir önemi olmuyor. görüldüğü üzere süreçler tersine dönse bile hep bi' ezen ve mağdur oluyor...
    bugün geldiğimiz noktada başlayan paralel operasyonlarını biraz yakından takip ettiğinizde, duygularınızı bi' kenara bırakıp "hukukun üstünlüğü" dahilinde olaylara bakabiliyorsanız, bu ülke iyi yolda ilerliyor demektir.
    diğer taraftan, kim ki hukuka aykırı fiillerde bulunduysa adil yargılanma neticesinde cezasını çekmelidir, o kısmı su götürmez bi' gerçek.
    ama dünün mağduru ve bugünün egemen gücü olarak geçmişinizdeki haklı mağduriyetinizden kin tohumları yeşertip, sizi mağdur edenleri cezalandırmak için hukuku maşa olarak kullandığınızda da ilerlemesi gereken demokrasi bilinci ve olması yere bi' türlü erişemeyen hukukun üstünlüğü dengesine zarar veriyorsunuz...

    hukukun üstünlüğü olmadan demokrasi bilinci oturmaz, şunu bi' kafanıza sokun artık!
  • hukukun üstün olması, çoğunlukla parası ve gücü olanın üstte olduğu gerçeğini değiştiremiyor. değiştirme erkine sahip olmayan ilkeyi mutlak butlanla hükümsüz sayarım.
  • “hukuk bir toplumun üyeleri tarafından bağlayıcı kabul edilen ve kamu otoritesi tarafından gerektiğinde zorla uygulanan davranış kurallarıdır. hukukun amacı, lon fuller’ın dediği gibi, insan davranışlarını kuralların yönetimine bağlamaktır. bu bakımından, hukuk toplum olarak var olmanın ve toplumsal hayatın vazgeçilmez bir şartıdır. / hukukun ne olduğu “hukukun üstünlüğü”nün gereklerinden bağımsız olarak düşünülemez. hukukun üstünlüğünün değeri en başta onun medenî bir toplumsal-siyasal örgütlenmenin vazgeçilmez temelini oluşturmasından ileri gelir. medenî bir toplumsal varoluşun özgürlük, eşitlik ve adalet gibi başka gerekleri de var olmakla beraber; aslında bunlar da esas itibariyle hukukun üstünlüğüne dayanan bir rejimde güvence altına alınabilirler."

    mustafa erdoğan
  • (bkz: #68663131)