şükela:  tümü | bugün
  • islamcıların "mevlanacı" yahut "insana tapan" diye bildikleri..
  • "insan hayatı her şeyden önemlidir, can önde gelir" demek değil.

    anlamı bu değil.
  • türkiye'de hep yanlış anlaşıldığını, hatta anlaşılmadığını düşündüğüm kişi. efendiler; hümanistler gereksiz ve abartılı bir sevgi selinin içinde kulaç atan, her an yüzünde aptal bir sırıtışla "insanları seviyorum la la laa" diye dolaşan, ensesine vur ekmeğini al tipler değildir. ben de eskiden böyle zannediyordum. o yüzden "nietzsche bir hümanisttir" cümlesini okuduğumda "ne alaka lan!!" demiştim.
    insanı yücelten, hayatının iplerinin senin kendi ellerinde olduğunu, kendi seçimlerini kendin yapmanı ve hiçbir tabuya/dogmaya aldırmadan kendi yolunda gitmen gerektiğini söyleyen kişidir bence hümanist.
  • yavşak insanlar değil geneli hayatta cok acı cekmemis deneyimlememis, düşünce utopyalarıyla gercek dünyayı cogu zaman bir sanan insanlardır.velakin ateşin düştüğü yerdeyse degil insan insanlılkla ilgili herseye kusme ihtimalleri oldukca fazladır.objektifligini yitirir.
  • turkiyede humanist olmanin cok zor oldugunu anlasilmasi icin dikkatle incelenmesi gerekir, nedir, neyi temel alir. algilarda asiri bir sekilde zayiflik oldugunu her muhabbette tekrar tekrar anladigim konudur.
  • çok horluyorlar. :((
  • 47. entrysini yazdığıma inanamadığım kavram.
    kimsenin bu taraklarda bezi yok sanırım.
    çakmalar da pek uğramamış galiba buralara. senin hümanin sana, benim hümanim bana galiba bizim topraklarda.
    neyse, sitemden ziyade tanım gerekli kutsal hazineye.
    modernize olmuş ve kendini bulmuş insanlara diyoruz hümanist.
    merkeze kendini değil, insanı koymuştur. popüler bir kavramla inine girmiştir insanın. çöreklenmiştir kalbine.
    sevgi, din, aşk, bütün kutsallıkları oraya gömmüştür.
    ırkın, milletin, rengin, soyun, sopun, kokunun, cinsiyetin bir önemi yoktur.
    her gelen sevgi ile karşılanır, gidenin arkasından saygı dökülür.
    bir hikaye;
    konya/kulu'da yaşayan bir aile isveç'e göç eder 80'lerde. 5-6 yaşlarında olan ailenin küçüğü hasan okula verilir.
    hasan anadolu çocuğu, düşünceli, mutsuz, karamsar.
    hasan içine atar.
    hasan, gel zaman git zaman düşüncelere dalar. bunu fark eden ve bir takibe başlayan öğretmeni merak eder.
    hasan'ı amirine, müdürüne, ailesine sorar ama onun düşünceli duruşuna anlam veremez. sebebini bulamaz.
    iş çığrından çıkar, medyaya yansır. isveç bu küçük hasan'ın ne derdi olduğunu tartışır, programlar yapılır.
    en son isveç hükümetinin oluşturduğu bir komisyon, ailesi ve geldikleri konya/kulu hakkında araştırma yapıp hasan'ın geçmişini bilip çözüm üretmek isterler.
    gazete başıkları: kulu'lu hasan ne düşünüyor.
    evet, bütün ülkede bir dönemin gündemi hasan olmuştur ama ne hasan, ne de ailesi buna anlam verebilmiştir.
    hasan şu an 35 yaşında. düşünceli değil, mutlu. mutluluğunu, hümanist bir ülke, hümanist bir topluluk, hümanist bir öğretmen ile yakalamıştır. şu an, o da bir hümanisttir.

    bir insanın derdini dinlemek değil, çözmektir mesele. kırmak değil yapıştırmaktır. üzüntüsünü, tebessüme çevirmek, sorununa el vermektir belki de.

    maalesef bu ülkenin en çok ihtiyacı olduğu halde, hemen hemen her gün iyice insanlıktan çıkarıldığını gördükçe ve 80'lerde bu konuları düşünen, kafa yoran ülkelerin varlığını, vizyonunu gördükçe, şu an ki bulunduğumuz ve onların bulunduğu mutluluk seviyesini, refahlık düzeyini kendimizle kıyaslayınca utanmamak elde değil.
  • ms sql veri tabanını kullanan, kullanıcı arayüzü sap'ye çok benzeyen insan kaynakları yönetimi programı.