şükela:  tümü | bugün
  • ilk kadın diyanet işleri başkan yardımcısı.

    --- spoiler ---
    1974'te ankara'da dünyaya geldi. konya imam-hatip lisesi ve selçuk üniversitesi ilahiyat fakültesi'nden mezun olduktan sonra, aynı üniversitede "rasûlullah'ın hanımları konu alan rivayetlerinin değerlendirmesi-kadın konulu uydurma rivayetler-" başlıklı tezi ile 1998 yılında yüksek lisansını, "birgili mehmed efendi'nin hadisçiliği ve et-tarîkatü'l-muhammediyye (tahkik ve tahlil)" konulu tezi ile 2005 yılında doktorasını tamamladı. 1999-2000 yılları arasında ürdün'ün başkenti amman'da şuayb el-arnaûd'un tahkik ve tahric merkezinde eğitim aldı. 2011 yılında yardımcı doçent, 2012 yılında doçent oldu. diyanet işleri başkanlığı'nın hadislerle islam adıyla yayınlanan konulu hadis projesi'nde editör ve yazar olarak görev üstlendi. 2011 yılında diyanet işleri başkanlığı aile ve dinî rehberlik daire başkanı olarak, 2014 yılında ise diyanet işleri başkanlık müşaviri olarak atandı
    --- spoiler ---
    link
  • şimdi bu haberi 'modernleşiyoruz' havasında mı okuyacağız ?

    (bkz: böyle bir şey olabilir mi ?)
  • sünni müslümanların büyük bölümünü ve tarikatçı, gavsçıları üzen, diyanet işleri başkan yardımcısı. kimdir, necidir bilmiyorum. dikkatimi de çekmemişti zaten az önceye kadar. çünkü bizim gibi ülkelerde din maalesef, arkasına saklanılacak, icabında kendisinden güç alınıp baskı oluşturulacak, ortodoks hale gelen tarafta olup, heterodoks tarafı boğmaya çalışılacak bir enstrüman gibi olduğundan, bu ülkede din ile ilgili çoğu şeyi takip edemiyorum. boğazımı sıkıyorlar gibi oluyorum.

    falanca makam, falanca mevkiye getirilecek heriflerde, hatta makam mevkiyi geç, falanca eve girmesine müsaade edilecek kiracının bile dini diyaneti önemli olduğundan bu ülkede, artık dini kendim anlamaya çalışıyor, mümkün olduğunca dinden bahsetmemeye çalışıyor, gündemdeki bir konuda fikrim sorulursa, yahut kur'an'ın tertil ve tedebbür edildiği bir ortamda isem, fikirlerimi söylüyorum. soru soranlar oluyor, fetva vermemek şartıyla, tamamen kur'an ayetleriyle cevap vermek şartıyla, eğer konuya hakimsem, soru cevaplıyorum. onun dışında o kadar kesif bir din sosu var ki ülkede, bak daha söyleyeceğim şeyi söyleyemedim. buradan pay biçin.

    her neyse. diyeceğim, ilk satırlarda söylediğim güruh; ''allah, yönetme işini erkeklere vermiştir, bir kadının diyanet reisi yardımcısı olmasına engel olamadık, vay böyle ümmete'' diye ağlamaya başlamış. zaten öyle haberim oldu. yahu ne utanmaz insanlarınız be. ulan hiç mi akıllanmıyorsunuz? fethullah'a tapınanlar da böyle ''ben bilmem şeyhim bilir'' diyordu. şeyhin meyhin bilmez. kur'an bilir. şeyhlik diye kurumumuz yok. islam dışıdır şeyhlik. hadi illa şeyh diye tutuşuyorsanız, şeyhiniz olacak herif, size buhari'den, falanca evliyadan masallar değil, ancak ve ancak kur'an tebliğ etmek zorundadır. onu da, kendisi tevil etmeden. ayeti ancak ayet tefsir edebileceğinden, senin şeyhin allah değildir ayeti kafasına göre tefsir etsin. ancak ayeti ayetle açıklarsa doğru yapmış olur.

    kadının eve hapsedilmesi, erkek otoritesi taa emevi krallığı'nın hint fetihleriyle başlar. bunlara fetih demeye de dilim varmıyor ya, jargon böyle. fetih. o aralarda bir yerlerde bir şeyler oluyor ve bir anda kadınlar evlere tıkılıyor. teferruat vermekle uğraşamayacağım, çok canım sıkılıyor çünkü bu konularda. okurken bile bunalım geçirdim bir erkek olarak.

    bunun dışında, peygamber'in eşi aişe validemizin başında olduğu olaylara ne buyrulur? kendisi yönetiyor yahu olayı. evet, yanında sahabeden güçlü adamlar var ama, aişe validemiz, başında olduğu olaylarda başarısız olup medine'ye gönderilene kadar da, medine yıllarında da ''sen kadınsın, neden bu işlere karıştın?'' denmiyor. ''sen peygamber eşisin, sana yakışmaz'' deniyor. ikisi farklı şeyler.

    aman neyse ne. ne haliniz varsa görün. bu hanımefendi de umarım görevini layıkıyla yerine getirir. kuldan değil, allah'tan korkar. kendisine duam budur.
  • şu anda tv de yaptığı bir röportaj sayesinde tanıdığım diyanet işleri başkan yardımcısı.

    çok hoşuma giden bir husus var. bu abla; tamamı akp kadrolarından oluşan bakanlık personelinden olmasına rağmen -hem de üst düzey bir personel- konuşma boyunca diğerlerinin yaptığı gibi "aman akp öveyim, aman tayyibi parlatayım" telaşına hiç girmedi.

    sadece gerçeklerden bahsetti. sorulan sorulara yalın cevaplar verdi. dayanaksız atıp tutmadı, yalan konuşanlara da karşı olduğunu belirtti.

    böyle düzgün bir insan akp döneminde nasıl bu noktaya gelmiş çok ilginç. çok da sevindirici. inşallah bilmediğim, yanıldığım birşey yoktur.

    yürüyedur abla :)