şükela:  tümü | bugün
  • 1874-1957. edebiyat-ı cedide'de roman ve öykü yazarı. daha sonraları gazetecilik ve politikacılık yapmıştır.
    (bkz: edebiyat anıları)
  • huseyin cahit yalcin.

    yazar (d. 1874, balikesir - o. 18 ekim 1957, istanbul). mulkiye mektebi (1896) mezunu. vefa ve mercan idadilerinde ogretmenlik ve yoneticilik yapti. bir yazisi yuzunden serveti funun dergisi kapatilinca (1901) me$rutiyete kadar yazi hayatindan uzak durdu. 1908'de tevfik fikret ve huseyin kazim 'la birlikte tanin gazetesini cikarmaya ba$ladi. ittihad ve terakki firkasi 'na girerek istanbul milletvekili secildi. 31 mart olayi sirasinda matbaasi basildi. mutareke doneminde tutuklanarak suruldugu malta adasinda ingilizce ve italyanca ogrendi. 1922'de yeniden cikarmaya ba$ladigi tanin gazetesinde cumhuriyet hukumetini ele$tirince gazetesi kapatilarak corum 'da birbucuk yil surgun kaldi (1925-26). istanbul'a donu$unde bir arkada$inin araciligiyla sanayi ve maadin bankasi 'nda cali$maya ba$ladi. ancak 1 inci turk dil kurultayi 'nda dil devrimi konusunda resmi goru$e kar$i cikinca bankadaki gorevine son verildi (1933). cikardigi fikir hareketleri dergisinin butun yazilarini kendisi yazdi (1933-40). kemal ataturk 'un olumunden sonra politikaya atilarak istanbul ve kars'tan milletvekili secildi (1939-1950). 1948'de getirildigi ulus gazetesi ba$yazarligini olumune kadar surdurdu. ferikoy mezarligi 'na gomuldu. yazarlik hayatina okul siralarinda iken yazip bastirdigi nadide (1892) romaniyla girdi. romanlarinda donemindeki varlikli kesimi anlatti. asil onemli yani gazeteciligidir.

    roman: nadide (1892), hayal icinde (1901).

    hikaye: hayat i muhayyel (1899), hayat i hakikiyye sahneleri (1909), nicin aldatirlarmi$ (1924).

    makale: kavgalarim (1910), secme makaleler (1951).

    biyografi: talat pa$a (1943).

    ani: edebi hatiralar (1935, edebiyat anilari adiyla, rauf mutluay tarafindan 1975), siyasi anilar (rauf mutluay tarafindan 1976).

    ic. yazarlar sozlugu, haz. ihsan i$ik, risale yayinlari, 2.b., istanbul 1998, s. 629.
  • -"ince demokrasiye paydos!" deyince...-

    recep peker hukumetinin basin yasasi kagit uzerinde kaldi ama, uygulamasi uzun omurlu olmadi: ismet inonu 12 temmuz - 1947 - beyannamesiyle demokrasiye devam isaretini verdi. hem demokrasi niyet ve azmi, hem ozgurluksuz basin birarada gitmediginden recep peker basbakanliktan ayrildi; onun yerine gelen chp hukumetleri 14 mayis 1950 secimlerine ulkeyi bir hurriyet havasi icinde goturduler.

    1950'de dp iktidari basladi. adnan menderes 'in basbakanliginda.. partisi adina peker'in basin yasasina karsi cikmis menderes'in hukumeti ona dokunulmazlik edemezdi. tam kaldirmadiysa da sivri yerlerini torpuledi. bunu da bir "basin ozgurlugu havarisi" pozu icinde yapti. dp'nin ileri gelenlerinden sitki yircali "yatak odalari"ni bile basin mensuplarina aciyordu!

    bu soz sonradan, dp'lilere cok hatirlatildi.

    adnan menderes, recep peker'den daha demokrat, daha az otoriter ruhlu degildi ama baska turlu gorunmeyi bilirdi. iktidarinin basindan itibaren basin ozgurlugunu - yani tenkit edilmeyi - icine hic sindirmedi. ilk dort yil onun basindan sikayetleri, tehditleri ile gecti. fakat 1955'e kadar "hafifletilmis peker yasasi" ona yetti. bu yasa hala az - buz cezalar onermiyordu. onun maddelerine uyularak su cezalar pek ala verilebilmisti:

    huseyin cahit yalcin - o tarihte 79 yasindaydi -: 26 ay 20 gun hapis, 4444 lira para cezasi / cemal saglam : 65 ay 10 gun hapis, 10886 lira para cezasi / ibrahim cuceoglu : 16 ay hapis, 2666 lira 30 kurus para cezasi.

    bunlarin hepsi 1954'ten once chp 'nin yayin organi ulus partinin elinden alindiginda onun yerine nihat erim'in cikarttigi halkcı 'nin yazar ve sorumlulariydi. nihat erim'in kendisine ise 35.553 lira para cezasi kesilmisti. operasyonun amaci, nihat erim 'i teslim almakti. aldilar da.. fakat o bir baska hikayedir. (bk. demokrasimizin ismet pasali yillari - dp yokus asagi - metin toker - bilgi yayinevi). biz gene basina gelelim.

    bir sorumluya 65 ay hapislik. bir gazete sahibine 35 bin liralik para cezasi. o zaman dolar 3 lira kadar: 12 bin dolar. eger demokrasiye devam edeceksen, daha ne "agir basin kanunu" istiyorsun? ustelik 79 yasindaki bir gazeteciyi hapse atabiliyorsun.. ama - tipki bugunku gibi - yokus asagi giden iktidar basinda "olum sessizligi" pesindeydi.

    bu da menderes'in sovu

    menderes'in sovunu 1956'da, peker'in sovunu 1946'da yasadigimiz ayni yerde yasadik: eski mecliste. ben gene basin locasindaydim, artik basbakan olmus menderes hukumet siralarindaydi. agir agir kalkti, ayaga firlamis grubunun cilgin alkislari arasinda kursuye cikti. hayir, olmuyordu: basin ozgurlugune olan butun asklarina ragmen, basta muhalefet, tum ser odaklarinin emrine girmis basin - tipki bugunku gibi - kendilerine karsi hacli savasina gecmisti. - tipki bugunku gibi - kendi imparatorlugunu ilana kalkisiyordu. "milli iradeyi temsil eden" bir hukumet buna goz yummazdi. bu basin, mutlaka zabtirapt altina alinacakti. hazirlanan kanun tasarisinin amaci buydu.

    hangi basin?

    basbakan, hukumet siralarina donerek "doktor!" diye seslendi. "doktor" dedigi, basindan sorumlu devlet bakanligina getirmis oldugu ideal arkadasi mukerrem sarol'du. sarol, koltugunun altinda dosyalariyla kursuye geldi ve icinden cikardiklarini okumaya basladi.

    boynuz kulagi, menderes'in sovu peker'in sovunu gecmisti. bunlar "basinda cikmis" orneklerdi. peker'in orneklerinden bin kat igrenc, utanc verici, yuz kizartan, mide bulandiran yazilardi. o kadar ki meclis "yeter! okuma artik. dur! kahrolsun boyle basin!" diye bagirmaya basladi. menderes isaret etti, sarol kursuden indi. kanun gecti.

    1954 secimlerinden sonra cumhurbaskani bayar "ince demokrasiye paydos!" demisti. basbakani menderes bunu "demokrasiye paydos!" olarak uyguluyordu. ikinci sovun etkinligini suradan anlayiniz ki aralarinda nadir nadi'nin bile bulundugu bir takim saygideger basin mensubu kanunu hakli, hic olmazsa dogru gordugunu yazilarinda belirtti.

    haci - baci iktidari boyle bir "safdil destegi" olsun bulamadi.
    cunku usul eskimisti.

    metin toker

    milliyet gazetesi, 3 aralik 1996

    http://www.milliyet.com.tr/…/12/03/yazar/toker.html
  • servet-i fünûn temsilcilerinden hüseyin suat yalçın'ın kardeşidir.
  • - s. fünün un en üretken yazarlarından birisidir.

    - fransızca'dan çevirdiği bir makale nedeniyle (fransız ihtilali'ni anlatan bir makaledir) s. fünün dergisi toplatılır ve topluluk dağılma sürecine girer.

    - tanin gazetesini çıkarmıştır.

    - dönemin önemli dergilerinden olan "fikir hareketleri"ni yayınlamıştır.

    bazı romanları: hayal içinde, nadide
    hikayeleri: hayat-ı muhayyel, hayat-ı hakikiye sahneleri
    eleştri: kavgalarım
    anı: siyasal anılar
    biyografi: talat paşa.
  • ortaklar caddesi'nde bir sokağa verilmiş isim.

    çocukken adresimi ezberlemeye çalışırken tekerlemenin en sevdiğim bölümüydü ayrıca.
  • hüseyin cahit komik adam. sen yillar yili ortalikta benim gozüm ikbalde değil diye dolaş, sonra bakanliklardan bakanlik beğen. dışişleri olmazsa, bari içişleri verin o da olmazsa milli eğitime fitim bari harf inkilabini falan uygularim de. talat ulaştirmayi teklif edince de tersyüz edip “ben zaten bakanlik istemedim ki diye ufaktan küs, kendine mevzi kaz, oradan ateşe devam. hoş onun mevzisinin de ne kadar kenarda mevzi olduğu kuşkuludur. iç cemiyette merkeze yakin bir yerde durmayi her zaman becerdi hüseyin cahit. cumhuriyet doneminde de onde gelen ittihatçilardan biri olmasina rağmen varliğini etkin bir şekilde sürdürebilme başarisini da buna borçlu sanirim. türk siyasi hayatinda, merkezde olmayan ama her zaman “merkeze yakin” durmayi başaran figürlerin bolluğu arasinda bir “devlet adami” olarak seçkin bir yeri vardir bu nedenle. hiçbir zaman etkin bir devlet gorevi almamasina rağmen türk siyasetindeki “devlet adamliği” müessesini ve 6-7 eylül’deki rolünü anlamak için de bakilacak en onemli yer zannederim burasidir. adi şimdilerde sokak ve okul isimlerinden takip edilebiliyor. bir de kadinlar hakkindaki “seçkin” düşüncelerinden. kadinlarin kamusal yaşama aktif olarak katilmaya basladigi 1940’larda başyazari olduğu yedigün’de yazdiklarinin gonlümüzdeki yeri bambaşka

    “bana öyle geliyor ki, kadınlar açıldıkça ve soyundukça daha az tehlikeli hale geliyorlar. bizi onlarda çeken şeylerden biri de esrardır. içinde bin türlü hayaller titreyen karanlıktır, meçhuliyettir...”

    bu da ayri bir yunan mezalimi ornegi..

    “vaktiyle, mektepte umumi tarih okuduğumuz sırada, eski yunanistan kadınlarından birinin iyi terbiye edilmiş çocuklarını göstererek en büyük ziynetlerinin bunlar olduğunu söylediğini öğrenmiştik. zihnimde çok tesir yapmış olacak ki, yarım asırdan fazla bir müddetin velveleleri arasından şu satırları yazarken bunu hatırlıyorum...tırnakları üzerinde uzun ve itinalı bir manikür ameliyesi ile ellerine cazip bir manzara veren bir hanım o güzel elini, aynı zamanda, etrafındaki ıstırap ve matemleri tahfif için de uzatmalıdır ki, sadece bir süslü bebek olmaktan kurtulsun, tam manasıyla bir kadın ve bir vatandaş olsun.”

    geçenlerde kadinlarin seçme ve seçilme hakkiyla ilgili olarak akp’li bir bakan boyle şeyler soyledi de ordan güldüm… manikür ameliyesi etraftaki istiraplari dindirmek için nasil kullanilir onu tam bilemiyorum ama..
  • "(...)
    o, yalnız altın kafeslerde öten bülbüldür.
    o, matbaalar yıktırıp kitaplar yaktıran,
    o, büyük demokrat, o, hürriyetçi kahraman,"

    nazım hikmet
  • 1952 yılında demokrat parti iktidar iken ulus gazetesinde yayımlanan "gözü kapalı oy verme" adlı bir makalesinden ötürü karma komisyon raporuna rağmen hukuk kuralları çiğnenerek dokunulmazlığı kaldırılarak gözdağı verilen chp milletvekili; demokrat parti'nin baskıcı uygulamaları sonrası eylül 1954'te 79 yaşındayken 26 ay hapis cezasına çarptırılan, 1 aralık 1954'te cezaevine konulan gazeteci, yazar.

    edit:yanlış bilgi düzeltmesi.