şükela:  tümü | bugün
  • "gittim hüseyin'in yanına. karnın aç mı dedi. ben de açım, epeydir yememişim, aç dedim. d şeklinde sucuklar vardı o zamanlar, kendine hazırlamış, iyi, otur ye dedi. ben ne biliyim, sabah öğrendim, o aç yatmış, yememiş. yani "birlikte yiyelim" demiyor, "sen ye" diyor. yani böyle şeyler çok basit gelebilir insanlara.. ama gel de bu insanlar idam edilirken sessiz kal, yat. ben nasıl yatabilirdim ki.."

    hasan ataol
  • idam sırasını bekleyen hüseyin inan son bir sözü olup olmadığını belirten görevliye donuk bir şekilde bakar. ayağındaki ayakkabıları işaret eder. ve ağzından şu sözler dökülür.

    "babam yarın ayağımdaki bu lastik ayakkabıları görünce, oğlumun doğru dürüst bir ayakkabısı bile yokmuş diye üzülecek. ayakkabımı bile giyemeden beni apar topar buraya getirdiler. babama söyleyin, ayakkabım yoktur diye üzülmesin. onlara hediyem olsun."

    darağacı kurulur. zavallı cellat onu astığını sanır. film kopar. ama bitmez!
  • idam edildiği gün rahmetli dedem köyde kına dağıtmıştır.bunu ; her zaman bir başarı gibi anlatırdı torunlarına. "hayrola hafız bu kınanın sebebi nedir" diyenlere de "artık kıçınıza kına yakabilirsiniz yakın yakın" demiştir.
    rahmetli çok şakacı adamdı...
  • ben olur olmadık zamanda bu çocuğu düşünürüm. o kısa sürelik hayatında yaptıklarından, yaşadıklarından çok, asılmadan önce yazmış olduğu son mektubu, ve boynu yağlı ilmiğe geçirildiği zaman söylediği son sözleri aklıma düştükçe içime de bir kor düşer. mektubunda, diğer arkadaşları gibi toplumsal-siyasal mesajlar vermek yerine, o sadece ailesini teselli etmeyi tercih eder. sanki biraz sonra nefes alamıyor olacağını kendine dert ediyor değil de, ailesinin bu durumuna üzüleceğine elemleniyor daha çok...

    ama mektubun onları teselliye yetmeyeceğini anlamış olacak ki bu çabasını darağacındayken de sürdürüyor. babasına, ayağında lastik ayakkabılar olduğunu söylemelerini istemesi de bu yüzden. tabureye çıkmadan önce avukatlarına dönüp söylediği sözler; "hadi eyvallah, şekibe ablaya selam". mektup satırlarındaki metanetini ölümüne az bir zaman kalmışken dahi sürdürüyor. benim anlamakta çok zorlandığım bir halet-i ruhiye. ne de olsa özal çocuğuyum, onun sahip olduğu maneviyatın, çeyreğinin bende yaşam alanı bulamamış olması bu noktada anlaşılır. ama o bu yönleriyle kendi çağının ve arkadaşlarının bile çok çok ötesinde. bir nazım hikmet ateşliliği yanında, bir şevket süreyya aydemir gibi. hatta victor hugo'nun romantizminin karşısında, kendisini biraz olsun anlayanın yüzüne bir tokat gibi inen katı bir tolstoy gerçekçiliği. bu toplumsal bir gerçekçilikten öte (hatta onun yanında), insanî bir gerçekçiliği içine alıyor. yani bu tutumunda, dostoyevski'nin insanlarına dair de motifler var. tolstoy'un toplumsal gerçekçiliği yanında, dostoyevski'nin beşeri gerçekçiliği; hüseyin inan'ın hamurunu teşkil eden iki unsur.

    onbinlerce yıllık insanlık tarihini hüseyin'in yüzünden okumanız mümkün. simasına dikkatli bakın, ve ölmeden önceki son arzusunu* düşünün, yeter.
  • idama goturulurken son istegi ise;
    "-babama, ayaklarimda lastik ayakkabi var" deyin olmustur.. halbuki yalinayaktir.

    aslinda asil hedef huseyin'dir. arkasindaki guc deniz ve yusuf'a oranla devlet nazarinda daha endise vericidir.. hem kurt, hemde alevi yaninin olmasi, silahli mucadeleyi daga cikarak surdurme fikri ondan cikmistir.
  • 6 mayıs 1972'de idam edilen insan, thko'nun temel taşlarından.

    asılmadan önce yazdığı*son mektubu:

    babama, anneme, kardeşlerime ve yakın akrabalarıma,
    söyleyecek fazla söz bulamıyorum.
    bir insanın sonunda karşılaşacağı tabii sonuç, bildiğiniz sebeplerden dolayı erken karşıma çıktı.
    üzüntü ve acınızı tahmin ediyorum.
    ileride durumumu çok daha iyi anlayacağınız inancındayım.
    metin olunuz.
    üzüntü ve acılarınızı unutmaya çalışınız.
    bütün varlığımla hepinize kucak dolusu selamlar sevgiler!
    yazılacak çok şey var, fakat hem mümkün değil, hem de sırası değil..
    candan selamlar.

    *söyleyecek çok şey var fakat hem mümkün değil hem de sırası değil..
  • idam sehpasınn üzerinde söylediği son sözleri şu şekildedir;

    "ben, şahsi hiçbir çıkar gözetmeden, halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım. bu bayrağı, bu ana kadar şerefle taşıdım. bundan sonra bu bayrağı türk halkına emanet ediyorum.

    yaşasın işçiler, köylüler ve yaşasın devrimciler!

    kahroslun faşizm!"
  • dayısının evinde mehmet nakipoglu ile uyurken, aile meclisi toplanmıs babaya anneye telefon acılmıs ve teslim edildigi taktirde cezasının hafifleyecegi inancıyla polise haber verne kararı alınmıstır. hiçbir şeyden haberi olmayan huseyin inan uyandıgı zaman butun akrabaları evin içindedir ve polis evin her tarafını sarmıstır. evin içindeki akrabalarının aglamalarına teslim ol yoksa vuracaklar sizi demelerine ragmen kaçmak istemişyine de bir akraba kadının " beni çigne öyle gec.."feryadına dayanamayarak teslim olmustur. bir aile devlet tarafından böyle kandırılmıs işte... teslim olursa sucu hafifler denmiş , huseyinin teslim edilmesini saglamıs sonra huseyini de yakaladık diye gururlanmıs ve hafifleyen ceza idam cezası olmus.....huseyin'in bir sure ailesine kırgın kalması, kaçıp belki de kurtulma sansı varken pis sırıtıslar karsısında ölüme gitmesi de cabası...
  • bazı sivrizekalı hümanist sevgi pıtırcıklarının akıllarınca laf sokmak için kullanmaya çalıştığı devrimci.
    hüseyin inan sizin zihniyetiniz yüzünden gencecik yaşında asıldı. bak tekrar ediyorum asıldı. sizin tarafınızdan hayatı elinden alındı.
    hani sizin hümanizm çığlıkları attığınız muhsin babanız da bir kaza geçirdi belki de öldü. zamanında başkalarının hayatını elinden almış birinin ölümüne de sevinenler oldu. muhsin babanızın hayatını kimse elinden almadı, ölümüne sevindi.
    hani diyoruz ya ironi falan, hayatımda hiç bu kadar gerizekalıya laf anlatır gibi laf anlatmamıştım ya teşekkürler onu da başarttınız.
  • ölüm üzerinden edebiyat yapmak isteyen ve karşıt görüşlü sözlük yazarlarına olan hırslarını kendisinden çıkarmak istedikleri insan. devrimci, vatansever.

    (bkz: size de bu yakışırdı)

    not: lütfen mesnetsiz tartışmalarınızı kendi dedeniz üzerinden sürdürünüz