1. istanbul'u kartpostal havasında izlemek için açılmış mekan.

    manzarasıyla, ürün çeşidi ve kalitesiyle 400 kişiye hizmet verebilecek kapasitede, süleymaniye' de bulunan büyük ve kocaman cafe.

    http://husnuala.com/

    yakında buralar hep entry dolacak
  2. istanbul süleymaniye'de hizmet veremeyen bir cafe.

    iftarlarda akşam namazının sıkışması durumu iftarda nereye gitsek diye sorulduğunda cevabın "mescitli bi yeree" olmasını gerektiriyo benim için.

    mescitli adam gibi yerler aratınca da oov yeni açılmış gitsek mi ya denecek seçenekleri karşımıza çıkarıyo.

    hüsn-ü ala da bizim için bunlardan biri oldu.

    anlamı güzeller güzeli demek, manzara için koşulsuz şartsız söylenebilir de personel tarafından yapılan muamele için aynı şeyi söylemek mümkün değil.

    kendilerini pazar günü aradık, telefondaki pek sempatik sekreter hanıma "daha önce gelmedik, manzaranız çok güzelmiş rica etsek manzaralı ve sakin bir yer rezerve etmeniz mümkün mü?" diye sorduk. aldığımız cevap aynen şu şekildeydi;
    "pazartesi için mümkün değil fakat çarşamba ya da perşembe isterseniz sizin için kenarda bir masa ayarlarım."

    terazi olduğumdan garanticiyimdir. tekrar sordum; "tamam öyle diyorsanız çarşamba ya da perşembe olsun fakat bir karışıklık olmaz, not edersiniz değil mi?"

    elbette cevabını aldım, iyi akşamlarımızı diledik, çarşambada karar kıldık, ben kendisine öpücük attım ama görmedi kapattık.

    ayarlayamam dese yok ayarla diyecek değiliz, tamam o zaman siz bi masa ayırın demek durumundayız neticede. yani teklif eden kendisiydi.

    çarşamba akşam gittiğimizde masalar hazırlandığından içerde beklerken ben yanımdakinin beynini yedim.

    sorsana, yandaki masalar çok kötü bak biz iki kişiyiz kesin bizi kıyıya köşeye atarlar sorsana sor sor sor sorsana sor sor hangisi bizim masamızmış sorsana sor diye.

    adam sabırlı. yok canım öyle dediler kenardakilerden biri bizimdir dedi ben de tamam dedim, arada böyle uysallıklarım olur.

    ezana yarım saat kalmışken masalar hazırlanmıştı, elinde listesi olan adamın masa şefi olduğunu anlayacak kadar zeki olduğumuzdan gidip adımızı söyledik.

    ve harika giriş kapısı manzaralı, tam da bize söz verdikleri istikametin zıt tarafına bakan en önemlisi yanındaki masayla arasında iki parmak mesafe bulunan masamızla tanıştık.

    şef beyefendiye "e ama" dedik "biz telefonda böyle böyle konuşmuştuk" benim sekreterim öyle şey söylemez dedi. aynen bu netlikle.

    yalancıyız çünkü biz.

    sekreter hanfendiyi çağırdık, kurduğumuz cümleler bunlar bunlar değil miydi dedik. "evet, öyle dedim, isminizi çarşamba gününün listesinin en başına yazdım ve yanına da not düştüm" cevabını aldık.

    ama şef bey hala inanmamakta ısrarcıydı. sanırım sekretere para yedirdiğimizi falan düşünmüş olacak. yoksa kadın öyle söylerken yok canım muamelesi yapmanın ne nedeni olabilir..

    "bakın on çift fazlam var, onları nereye alacağımı bilmiyorum, yan masalardan birini ayarlayamam siz şimdilik burda oturun bi dahaki sefere tekrar konuşuruz" dedi kensi.

    yok canım sağol dedik çıktık. yanımdaki edepli bi insan olup el sıkışarak çıkmasa ben orda çatır çatır kavga etmiştim, edemedim içimde kaldı.

    şimdi bazı sorularım var.

    bir işletmenin, bir söz verip insanların programını değiştirdiği halde sözünü tutmaması ne kadar prestijli bir davranıştır?

    masa kapasitesi belliyken on çift fazla yazıp bunu bahane olarak sunmak "nasılsa birileri gelmez, sığdırırız" mantığı mıdır?

    birinci seferde misafirini ağırlamayı beceremediysen ikinci seferin garantisini sana kim vermiştir?

    sekreter "evet ben söz verdim ve not ettim" yazdığı halde o notu, kurduğu cümleyi görmezden gelip bizim istediğimiz masa kime ayrılmıştır? (bazen bizim de paramız oluyo tamam mı)

    iftara yirmi dakika kala, başka yemek yenecek yerin kolay kolay bulunmadığı bir yerde hadi yer bulunsa boş masa bulunamayacakken böyle bir terbiyesizlik yaparsan o müşteri de sana oruç ağzıyla beddua etmez mi?

    şimdi dicen ki manzara çok mu önemliydi be fiyuvfit. yok sözlük okuyucusu, hiç değildi.

    zira ben o manzaranın tam dibinde, aynı açıyla aynı yere bakan istanbul üniversitesi botanik binasında dört yılımı çürüttüm.

    hatta bıktım o manzaradan diyebilirim. birazdan evin balkonuna çıksam daha güzeli de var ayrıca.

    ama insanların isim yaptık gelen giden önemli değil sen gidersin başkası gelir tavrı çok çirkin.

    he ben giderim başkası gelmez mi?
    gelir.
    ama ben bi daha gelir miyim, eşimi dostumu gönderir miyim, bunu da herkese anlatmaz mıyım?

    bir güzeller güzelini kaybettin hüsn-ü ala, şimdi sen düşün!

    konu hakkındaki bir deyişimiz için
    (bkz: önemli olan iç güzelliği)
  3. manzarası muazzam ve ciddi bir yatırım yapılmış olan cafe. bazı garsonları (ama bazı) biraz kaba fakat işletmecisi halil bey en az manzarası kadar kaliteli bir adam. bir garsona olan kızgınlığımızı uzaktan fark edip bizim loca tadında bir bölüme aldırdı üstüne üstlük bir garson tahsis etti o da yetmezmiş gibi ikram olarak harika hazırlanmış kocaman bir meyve tabağı ikram etti. yani normalde bir işletme sahibi burnu havada artist olur ama halil isimli işletme sahibi gerçekten nadir bulunan cinsten.
  4. manzarası hüsnü ala olan kafe.

    yeni açılmış olmasına rağmen kalabalık ve buna bağlı olarak hizmet biraz yavaş ilerliyor. fakat bu durum o manzara, sunulan tatlar dolayısıyla çok da koymuyor.

    hazırladıkları nargile spesiyalleri gerçekten çok güzel ki, istanbul havası olarak adlandırdıkları sütlü, şerbetli ve karışık meyve aromalı nargile şimdiye kadar içmekten en çok zevk aldığım nargileydi diyebilirim. ayrıca vasat bir yerde aldığımız nargile kısa bir zamandan sonra tat vermemeye başlarken bu nargileyi aralıksız olarak iki buçuk saat kadar içtik.

    içecek olarak ta hazırladıkları çeşitli spesiyaller mevcut. yaklaşık yarım litrelik küçük bir sürahide sundukları ve kırmızı olarak adlandırdıkları çilek, frambuaz ve böğürtlenli şerbet gerçekten şahaneydi.

    istanbul' daysanız ya da istanbul' a yolunuz düşerse uğrayın derim.
  5. ben uzun zamandır çalıanları bu kadar saygılı ve eğlenceli,manzarası güzel ve fiyatları uygun bir yere gitmemiştim. istanbula dışarıdan gelen misafirleri ağırlayacak güzel bir mekanımız oldu. gittiğimzde kenarlarda yer yoktu garson arkadaşa misafirlerimizin yurtdışından olduğunu söyleynce sağolsun kenarda yer boşalınca bizi transfer etti hemen. fiyatları konusunda bilgi vermek gerekirse; biz 8 kişiydik 1 nargile 2 limonata 1 nane lmon, 1 sufle(dondurmalı) yaklaşık 10-12 çaya 77 tl ödedik. boşuna huqqa ya para dökmeyin. ayrıca içtiğimiz spesyal nargile hayatımda içtiğim en iyi 3 nargileden biriydi (karışımın içeriğini söylemiyorlar nane-şeftali-limon-kavun arası birşeydi) . inşallah mekanın boku çıkmaz da severek gitmeye devam ederiz.
  6. şöyle bir istanbul manzarasında kahvaltı etmeyi mümkün kılan mekan;

    http://i.hizliresim.com/eoj58m.jpg

    rezervasyonla gidip kenardaki masalarda oturmak manzara keyfinizi ikiye katlıyor.

hüsnü ala cafe hakkında bilgi verin