şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bi süredir, evde bakıcı destekli, tatsız, tuzsuz ve mutsuz yaşantı sürdüren ailenin tek kalan yaşlısının dahil olduğu katogoridir.
    bi anne bu. hayatı sürdürmek için gerekli yeterliliklerini kaybetmiş, aşağıya doğru gün sayan ve bunu yapmak için bile desteğe ihtiyacı olan herhangi yaşlıdan biri. hani hepimizin annesi, zamanında koca bi evi çevirmiş, beş tane evladını yetiştirmek için kendinden vazgeçmiş,ötelediği arzularının gerçekleşme zamanı geldiğinde artık içindeki isteği kaybettiğini farketmiş,zaman geçtikçe çocuklarına, evine ve eşyalarına olan bağlılığı tek yaşam sevinci olmuşlardan biri. çocukları olarak zaten bi kaç ay öncesinden yaşama uzanan dallarına baltayla girmiştik. maddi külfetini,boşalığını,bi daha geri dönememe kesinliğini zırh olarak kuşanıp hoyratça dalmıştık 70 seneye (bkz: eski radyo)

    yaklaşık 1.5 yıldır, konforlu ama bi o kadar mutsuz, lüks içinde ama bi o kadar ıssız olan genç yaşta dul kalmış kız evlat evinde (bkz: tavşan delikleri) bakıcılarla yaşadığı sürede eve dönme hayallerinin yavaş yavaş sönmesiyle bi bakıma nefes alırken ölmesini gün be gün deneyimledik. tabii ki onu evinden ayırıp bu bahçe içindeki modern hapishaneye getirmek için geçerli gerekçelerimiz vardı! mantıklı olanı buydu! ve gerekçeler bununla da kalmayıp daha fazlasına daha fazlasına zorluyordu...

    ve..
    huzurevi sahibi yakın dostun sıcak yakınlığından teselli bularak onun mekanına taşıdık dün. "sıcak yakınlık"ı tarif ederken sıradışı bu insanın profilini buraya koymazsam eksik kalır. 50 yaşlarında, iki metre boyu,topuz yaptığı uzun saçları ve sakalı,hayatı algılama ve yaşama şekli koca gövdesinde dövme yapılmadık yer bırakmamasına bakılarak akıllarda şekillendirilebilecek olan zirzop bi tip. ama bi o kadar mümin. valla! hayatı hızlı yaşamış,büyük büyük dertler ve inziva sonrası kaçınılmayacak sonlardan biri olarak allaha sığınmış. sığınılacak liman, "iman" demiş. her şeyin dibini sıyırıp buraya geldikten sonra sıkı mümin olmuş. kendi ağzından tarifle
    "allah onu hızlandırılmış kursa almış". amma velâkin zirzopluk baki kalmış. portreyi tamamlamak açısından:
    huzurevi sakini 90 yaşındaki huysuz kadın sabırsız çığlıklar atarak bas bas bağırırken onun odasına doğru
    - geldim aşkım,nurum...namazdaydım
    diye seslenerek giden, dövmeli bacaklarına giydiği şortu ve sürüyerek yürüdüğü terlikleriyle 2m.lik dev bi adam profili koyayım buraya. ve kaçınılmaz olarak,orada kalan tüm 90lık tazeler ona âşık. malını mülkünü üzerine yapmaya niyetlenecek kadar hem de. sevdiği işi yapanların enerjisiyle bi işletmeyi bile yuva haline getirmenin başucu kitabını yazmış vicdan sahibi deli dolu bi tip.

    adındaki "huzur"u "hüzün" diye okuduğumuz o yerlerden birini varlığıyla renklendiren bu insan sayesinde çok uzun zamandır konuşmayan gülmeyen annenin gözlerinde hayata dönüş sinyallerini gördük şükür ki.
    camından baktığında işinde gücünde insanların günlük rutinleriyle hareketlenen bi sokağın varlığı nası da gözleri ışıldatırmış meğer..yaşama dair yapacak bi şeyi kalmayan bi yaşlının yaşam enerjisi nası da başka insanlara bağlıymış meğer..
    n'diyim..
    şuncacık mutluluğu daim olsun..

    edit: ı ıh! olmuyor,olamıyor! huzurevi hüzünevi olmaktan çıkamıyor.
    aradan geçen bi ayda annenin sağlığı düzeldi mi..evet.
    evdeki konuşmayan,gülmeyen,anlatmayan o küskün kadın gitti mi..evet.
    iletişim kuruyor olması, konuşması ne güzel değil mi..
    güzel, güzel olmasına da konuşunca
    "ne zaman eve gideceğiz" diyor.
    "yanımdan ayrılmayın" diyor.
    "burada çok bunalıyorum ben" diyor.
    yani direkt vicdana konuşuyor. vicdan da boş çevirmiyor
    "azıcık daha iyileş seni bizim eve götüreceğiz" diyor.
    "herkes seni bekliyor" diyor.
    o sırada kafasını sohbete uzatan gerçeğin ağzını aceleyle kapatıp susturuyorlar.
    böyle..