şükela:  tümü | bugün
  • "siz bu hikâyeyi daha önce okumuştunuz" başlığı ile başlıyor hikaye. kutlu 'satılık huzur adlı hikayesine telmih le başlıyor hikayesine.
    kutlu nun her zaman yaptığı gibi bu ramazandaki hediye iftariyeliği de "huzursuz bacak"
  • yazarın son zamanlarda yazdığı en etkileyici kitaplardan biri
    ya tahammül ya sefer havası hissettiriyor kendini, insan okuyunca bir irkiliyor, ne oluyor diyor hakkaten. geçri yazar bu kitabını çok fazla mesaj verdiğinden dolayı "pek severek yazmadım" diye niteliyor ama yine de biz okurlar "bu mustafa amcada hala iş var kardeşim, adam yeri gelince alttan alttan yeri gelince damardan veriyor mesajını" diye düşünüyoruz

    kitabın beni en çok etkileyen yanı okuduktan birkaç hafta sonra kitaba konu olan bacak tıklamasına benzer bir durumla karşılaşmam oldu ki, her tıklamada tekrar tekrar düşündüm kitap üzerine (bkz: bu da böyle bir anımdır)
  • kitabı ilk okumaya başlayan ve kutlu hakkında hiçbir bilgisi olmayan bir okur, mustafa kutlu nun 68 li devrimci bir amca olduğunu, kitabın ilerleyen sayfalarında ise nurcu mübarek bir abi olduğunu falan diye düşünür zannediyorum.
    çünkü hiçbir kitabında bu kadar kör gözüm parmağına türkiye nin içinde bulunduğu ahvali hikâyelerine yansıtmamıştır, ya da diğerleri sembolikti de bu çok gerçek bir hikaye idi bilemeyeceğim.

    ama huzursuz bacak sendromunun, hikayenin kahramanına ve olayların gidişatına iyi yedirildiğini düşünüyorum.
    ara ara kutlu nun ince esprileri, oğuz atayvari hikaye kahramanının kendi monologları şeklinde seyreden alayları çok yerinde olmuş.

    tutunamayan bir kahramanın yol hikâyesi.
  • mustafa kutlu ustanın belki de en güzel kitabıdır... elinize aldığınız an jet hızı ile okuyorsunuz.. usta belki de muhafazakarlığı eleştirme yönünde ve genel bir durum değerlendirmesi yapmak adına ilk defa bu kadar ileri gitmiş, bir manifestoyu bir hikayeye derketmiştir.
  • ah muhsin ünlü'nün ''ben dünyaya karşı durmak ile meşhurum'' mısrasını ben bu sisteme ya da bu her şey yolunda gidiyormuş gibi görünen ama gitmeyen düzene karşı durmak olarak değiştirilirse, özetlenilebilinecek mustafa kutlu kitabı. yazar bizim alışageldiklerimizin bizi rahatsız etmesini ya da artık alışmamamızı bir şeylerin değişmesi için çabalamamızı istiyor.

    --- spoiler ---
    -ee, sen neler yapıyorsun? hâlâ aynı fikirlerde misin?
    hiç duraksamadım:
    -evet. hâla zenginlerin servetinden fakirlerin hakkını nasıl alabiliriz, bunun formülünü arıyorum.

    --- spoiler ---
  • mustafa kutlu'nun en begendigim hikayelerinden biri. son zamanlarda yasanan toplumsal yozlasmayi disaridan bir gozle bize yansitir. muhafazakar camiaada dahil olmak uzere bircok kesimi topa tutmustur.hele ki yillarin kiraathanesinin bar-cafe tarzi bir yere donusmesi okurun icini burkar.

    (bkz: eski mücahitlerin müteahhit olması)
    (bkz: kervan yolda duzulur)
  • beğendiğim bir hikayeci olan mustafa kutlu'nun okunası kitabı. konusu kısaca şöyle;

    --- spoiler ---

    ömer faruk yurt dışından ülkesine büyük beklentiler ve projelerle döner. fakat ülkesinin, akrabalarının ve eski arkadaşlarının çok değiştiğini fark eder. aklındaki projeler birer birer suya düşer. en sonunda babasından kalan çiftliğe çekilerek aklındaki kitabı yazmaya karar verir.
    --- spoiler ---

    benim belirleyebilip not aldığım kadarıyla kitabın ana ve yardımcı fikirleri ise şöyle;

    - türkiye’de bir medeniyet değişimi yaşanmıştır. bu medeniyet değişimi sonucunda sosyal hayat büyük bir karmaşa içindedir. (ömer faruk’un babası hem oruç tutmakta hem tıp balolarına gitmektedir. bir çok yerli dergi yabancı isimle çıkmaktadır. dükkan isimleri yabancıdır. kişilerin isimlerinde de büyük farklılıklar görülmektedir. ömer faruk, hamiyet- ferda, iffet.)

    - türkiye’de, batı medeniyeti taklitçiliği ve hayranlığı görülmektedir. bunun sebebi batı medeniyetinin hâkim sermayeye ve hâkim kültüre sahip olmasıdır. (kitapta buna çok fazla vurgu var.)

    - insanlar kendi varlığını, inancını, kültürünü, tarihini inkar etmektedir. uğruna mücadele edecekleri bir fikirleri yoktur. batı hegemonyası kabul edilmiştir.

    - ömer faruk’un babaannesi fatmaanne osmanlı medeniyetini, annesi ferda batı medeniyetini, babası hulusi ise bu iki medeniyet arasında kalmış olan türkiye’yi yansıtmaktadır.