şükela:  tümü | bugün
  • her şey yolundayken bile hissedilen huzursuzluk uykuyu kaçırır ya da yatıp kısa aralıklarla uyur, uyuduğunuzdan bir şey anlamazsınız. huzursuz uyudum derler ya hıh o huzursuz bu huzursuz işte.
  • akıcı şekilde okurken saçma şekilde biten kitaptır. gerçekten hevesle okudum, hikaye örgüsü güzel, öykü merak uyandırıcı ama son sayfayı okurken bu kadar mı ya diye düşündüm yalan değil.

    sonu olmamış, bence bir daha yazılsa daha iyi olur.
  • --- spoiler ---

    sikerim meleğini de nazını da diye biten kitap, hem mecazi hem de gerçek anlamda.
    --- spoiler ---
    kendi klasına göre aşırı kötü bir kitabı eeh sıkıldım lan diye bitirmesi yazarın kitabı paraya sıkıştığı için yazdığına bir işaret. yoksa zülfü abi bu kadar kötü yazmaz.
  • olmamış kitaptır. samimiyet eksikliği var cümlelerde. tabi ki o insanların çektiği acıları küçümsemek adına söylemiyorum. ama livaneli ne olursa olsun bir cumhuriyet elitidir benim gözümde. bu konulara eğildiği müddetçe de bana samimiyetsiz geliyor. neyse ben bunun huzursuzlugundansa ahmet hamdi' nin çok sevdiğim (bkz: huzur) undan bir kaç pasaj açayım kendime.
  • kitabı ilk elime aldım ve 70 sayfa bir anda bitti sanki. güzel hikaye dil de akıcı ama bir şey eksik geliyor okurken. aceleyle yazılmış ve üzerine düşünülmemiş gibi bilmiyorum. kitaplar konusunda aynı yazarın kitaplarını eş tutmayı sevmem ama serenad'dan sonra çok yavan buldum işleyiş ve olay örgüsü bakımından.
  • akıcı bir hikayeye sahip ama okunmasa da olabilecek bir zülfü livaneli kitabı. şu ışid zulmü üzerine bir şeyler yazalım bak yazmadı demesinler, diye yalap şap yazılmış sanki. kitabın tek güzel yanı ezidiler hakkında verdiği bilgiler olsa gerek...
  • maalesef yazarının isminin ağırlığını taşıyamayan, ismin altında ezilmiş bir kitap.

    zülfü livaneli ismini duyunca, diğer kitaplarına bakınca insan çok daha fazlasını bekliyordu. ancak belki gerçekten iyi niyetle bir ortadoğu dramına dikkat çekmek için, belki de popüler konudan nemalanmak için girilmiş konu çok yavan bir şekilde ilerliyor. okuyucuyu bir türlü atmosfere sokamıyor, bir ana hikaye yerine sanki ardarda özetler sunulmuş gibi duruyor.
  • livaneli'den okuduğum ilk kitap. sesini zaten beğenirdim de yazarlığını da görmüş oldum ve çok sevdim.

    kitabın dış kısmının siyah oluşu çok hoşuma gitti, yazı fontu ve baskı kalitesi de çok iyiydi.

    dış özellikleri bir kenara bırakırsak, hiç tanımadığınız bir halk hakkında, onların çektiği acılar hakkında bilgi sahibi oluyorsunuz. kısa, kolay okunan, akıcı, bilgi veren, gerçekçi ve dolu dolu bir roman olmuş. ben birçok romandan izler gördüm, ya da benzettim diyelim: bab-ı esrar, bin muhteşem güneş, uçurtma avcısı, böğürtlen kışı, az... bunların hepsi çok beğendiğim romanlar olmuştu, nitekim huzursuzluk da öyle oldu.

    üslubunu da çok beğendiğimi, doğal bulduğumu söyleyebilirim. gerçekten anadolu insanında yeri olan cümlelere yer vermiş, hatta bu açıdan hasan ali toptaş'a da benzettim. böyle livaneli her şeyi harmanlayıp sunmuş gibi geldi bana.

    sözlükte bir başlık vardı, ilk kez kitap okuyacaklara tavsiye edilecek roman, gibi bir şeydi. hiç düşünmeden o kitabın bu olduğunu söyleyebilirim.

    --- içerikbilgisi ---

    hüseyin mardin'den ayrıldıktan yaklaşık iki ay sonra amerika'da, kaldırıldığı hastanenin acil servisinde can verirken ağzından zar zor dökülen son cümle, "ben bir insandım" olmuş. abisinin anlattığına göre jacksonville hastanesindeki hint asıllı doktor, hüseyin'in ölmeden önce tekrarladığı bu sözleri, anlayan kimse olmadığı için telefonuna kaydetmiş, sonra da abilerine dinletmiş, bu sözlerin anlamını sormuş, onlar da ingilizceye çevirmişler. doktor herhalde yanlış çevirdiklerini düşünerek, ben bir insanım mı diyor? demiş, onlar da hayır demişler her seferinde, "ben bir insandım" diye geçmiş zaman kullanıyor, ölmüş biri konuşuyor gibi.

    --- içerikbilgisi ---

    kitaptan diğer alıntılar için:
    (bkz: #70289091)
  • bugün ansızın elime geçiverdi diye okumuş bulunduğum zülfü livaneli kitabı. konu güzel, duyarlılık falan... fakat pek olmamış, sanırsın yeni yetme az biraz duyarlı bir yazardan çıkmış bir kitaptı elimdeki. işleyiş eksik, içindeki eksantrik ögelerle dokunaklı kısımları kendini okutsa da hikaye bir türlü kendini kaptırtmıyor, akmıyor. serenad'ı okuduğumda daha küçüktüm de ondan mı gözümde çok büyüttüm zülfü livaneli'yi diye sorgulatan yazarın ikinci kitabı oldu benim için. birincisi için (bkz: arafat'ta bir çocuk)
  • dün bitirdiğim zülfü livaneli kitabı. yine gayet sürükleyici ve bilgi dolu bir kitap. kitabi bilgileri kurgulayarak anlatmada ustalığını konuşturmuş livaneli. livaneli yazmışsa okunmalı derim bu kitap.

    --- spoiler ---

    dün gece bitmişti ve 1 saat boyunca kitabın sonunu kendim kurguladım.
    --- spoiler ---

hesabın var mı? giriş yap