şükela:  tümü | bugün soru sor
  • benzinli 1.4 ve 1.6 ile dizel 1.5 motor seçenekleri bulunmaktadır.
  • zaten fecaat olan reklamında birde üstüne üstlük muppet show'un kırk yıllık manah manah sarkısını araklayıp utanmadan era era diye seslendirdikleri araba bozuntusu.
  • işçilik - malzeme kalitesi, motor ve fiyat kriterleri ele alındığında kendisini gayet başarılı konumlandırabilmiş bir araç. özellikle dizel motorlu seçenekleri göz dolduruyor. hyundai'nin araçlarını geliştirmek ve hatta bilindik markalarla rekabet ettirebilmek adına çok uğraştığının kanıtı olan araç.

    piyasadaki en iyi en tercih edilebilecek sedan kore'liler sınıflamasında liderliğe oynar. (demişim ama gerçekler sonradan meydana çıkabiliyor)

    (not:yok para falan almıyorum, sadece uygun fiyatlı iyi ürünler gaza getiriyo)

    fikirlerin değişeceğini gösteren önemli edit, okumadan geçmeyin: (bkz: #14410212)
  • taksicilerden dinledigim kadariyla $u aralar gerek fiat albea'dan gerek dacia logan'dan cok daha fazla tercih edilebilir, sorunsuz, tutumlu arac.
  • biraz uzun ama aracı satın almaya yardımcı olması açısından bilmem kaç bin kilometre testi yapmış olduğum araçla ilgili tecrübelerimi aktarayım.
    test ettiğim (kullandığım) araç vgt diye tabir edilen dizel motorlu olan select gp denilen ekstra güvenlik paketi olan araç. aksesuarlar hususunda diğer donanım seviyelerine bişey diyemeyeceğim.

    aracın ilk dikkat ceken özelliği motoru. gayet canlı ve dizel için sessiz sayılabilecek bir motora sahip. kendisi 1500 cc olmasına rağmen piyasadaki (modifiye edilmemiş) herhangi bir 1600 cc benzinli araca yol vermek istemezseniz vermezsiniz, almak isterseniz de alırsınız. yeterki devir ibresine 4250 rpm gibi devirleri gösterebilin ve yol bilgisayarı yakıt değerlerine takılmayın.

    ilk kalkışta tabiki devir çevirebilen motorlar daha şanslıdır ama şehir içinde ihtiyacınız olan ara hızlanma işinde aynı gücü daha az devirle sağlayabilen motor daha iyi oluyor.

    bu aletin yakıt tüketim değeri; araçta 5 kişi varken 90 km hızla gidildiği takdirde, gerçek tüketim değerine baktığınızda yolun eğimine bağlı olarak 4,2 lt ile 4,5 lt arasında değişiyor. aynı şekilde aracı 120 km’ye sabitlerseniz ayağınızı hiç gazdan çekmemek koşulu ile 6.0 civarında bir değer gösteriyor.
    en uygun çözüm peygamber vitesi ile karışık yol gitmek oluyor. yani aracın hızını 100-140 arasında tutup uzun yokuşlarda vitesi boşa sallarsanız hem biraz daha hızlı oluyorsunuz hem de yakıt tüketimi ortalamanız 5.5 litrede kalıyor. (şehirlerarası değerler)
    şehiriçinde ise sıkışıklığın durumuna göre değişiyor. benim bulunduğum bölge itibariyle (istanbul anadolu yakası) aracın ortalama şehiriçi yakıt tüketimi ise hemen hemen her zaman 6.2 litre civarında çıkıyor.

    gelelim frenlerine. abs ve ebd bulunan araçta 4 adet disk fren mevcut. disklerde ısınma sorunu yaşanmıyor. frenleri yine ortalama seviyede. ani frenlerde ve sert dönüşlerde abs ve ebd’nin işini iyi yaptığını görebiliyorsunuz. yani özetle yarı yolda bırakmayan bir fren sistemi var. fren karakteristiği japon otomobili kıvamında. opel, vw vb alman arabalarının asfalta kedi gibi yapışan fren sistemi izlenimini bırakmıyor.

    aracın en büyük sıkıntılarından bir tanesi arka tarafının çok fazla zıplaması. amortisörlerin araçla uyumsuz olması gibi bir imaj bırakıyor. otoban vb hızlı gidilen bir yolda araç kasisten dolayı salınım yaparsa bunu bir süre devam ettiriyor. (körüklü man belediye otobüsü gibi.) arka koltukta oturan ve araba tutan yolcu varsa can sıkıcı oluyor. servislerden alınan bilgi ise opel astrada kullanılan amortisör sisteminin aynısının bu araçta kullanıldığı yönünde. yay ve amortisörler konusunda çok bi uzmanlığım yok ama söyleyebileceğim tek şey yol tutuş olarak ciddi sorun yaşatmasa bile konfor olayında sıkıntı yaşatabiliyor.
    yol tutuş hususunda da japon otomobili karakteristiği sergiliyor.

    diğer bir sıkıntı ise aracın konsol kısmından gelmeye başlayan tıkırtılar. bir süre sonra aslında zor duyulan ama bozuk yollarda iyice duyulan tıkırtılar gelmeye başlıyor. sanırım servis bu problemin üstesinden gelebiliyormuş.

    aletin klima ve kalorifer sistemi çok ciddi derecede iyi. istanbul şartlarında en haşin ve gaddar sıcakta bile aracın içinde üşüyebilirsiniz. aynı şekilde kaloriferi de uzun süre yüksek sıcaklıkta bırakamıyorsunuz.

    yol bilgisayarının düğmesi ve sis lambaları direksiyonun solunda çok abuk subuk bir yerde bulunuyor. kullanımı zor.
    fakat direksiyondan kumandalı müzik sistemi dandik görünüme rağmen gayet başarılı. orjinal ses sistemi yeterli seviyede güçlü ve temiz ses verebiliyor. kontrolleri kolay yerde.

    pedalları gayet yumuşak. soför koltugunun ayarları falan son derece iyi ve kolay yapılabiliyor. direksiyonun yükseklik ayarı çok fazla değişiklik sunmuyor.

    aracın hemen hemen her yerinde, kapı ceplerinde, vites arkasında, arka koltuğun ortasında vb bardak çanak bozuk para koyma yeri vb var. aracın küllüğü mobil olduğu için yerinden sökülüp başka uygun bir yere monte edilebiliyor.

    iç aydınlatması yine çılgın derecede iyi. harita okuma lambaları sanırım 100 mumluk ampullerden oluşuyor.

    iç döşemesi açık renk (krem) olan araçlar, çok prestijli ve ferah bir imaj çiziyor. çok da keyifli oluyor ama çamurlu ayakla halıya basınca kalan iz keyif kaçırıyor.

    çift renkli konsolun koyu renk olan kısımları aslında ayrı bi plastik değil, boya. dolayısıyla alkollu ve solventli bir şeyle silerseniz gayet güzel boyası çıkabiliyor.

    kendisi ile ilgili en büyük sorunlardan birisi, aslında b2 sınıfında olmasına rağmen, sundukları ve etli görünümü sebebiyle c sınıfı araçlarla karşılaştırılmasıdır.

    yerli araç segmentinde şu ana kadar kullandığım en başarılı araçlardan birisidir demekte bir beis görmüyor(d)um. artık görüyorum.

    önemli edit, okumadan geçmeyin: (bkz: #14410212)
  • yaklaşık bir aydır sahibi olduğum ve keyifle kullanıp şimdilik memnun olduğum fiyat/performans açısından oldukça başarılı bir arabadır.

    2008 model accent era team abs modelini almıştım, araç platinyum grisi ve oldukça şık görünüyor. bu sınıftaki bir araç için tatminkar malzeme kalitesi var ve işçilik de hiç fena değil. limitli bir bütçeniz varsa ve 2. el oto alıp kullanmak pek içinize sinmiyorsa kesinlikle incelenmesi gerekir accent era'nın, ayrıca hyundai'nin verdiği 5 yıllık garantiyi de göz önüne alırsak uzunca bir müddet içiniz rahat kullanabilirsiniz.
  • dar açılan ve sabit durmayan arka kapıları nedeniyle iç mekanı konforlu olsa da, inip binerken sıkıntı yaratan otomobil.

    taksi olarak da istanbul'da iyice yaygınlaşmış durumda ki, bu da sevindirici bir gelişme.
  • yaklaşık 16 aylık kullanım periyodundan sonra yine almayı düşünen veya fikir edinmek isteyenlere faydalı olması açısından başıma gelenleri mümkün olduğunca kısa özetlemeye çalışayım.

    aracı ikinci el olarak tam 60.000km'de iken almıştım. ekspertiz sonucunda aracın hiçbir değişeni, arızası olmadığını ve periyodik bakımlar dışında servise uğramadığını öğrendik, sevinerek aldık.

    62000 km'de aracın zaten ben alırken hasar görmüş olan şöför koltuğu kumaşı değişti. hemen akabinde turbo arızası yaşadık (turbo'dan ıslık sesi geldi) ve turbo'su değişti. tam mutlu mesut devam ediyorduk ki arabamızın zıplamaları çıldırmış derecede arttı, servise girdik 1 amortisor patlak, 2 amortisör kilitlenmiş olarak tespit edildi. patlak olan ücretli, kilitlenenler ücretsiz değişti. servisten çıktık, mutluyduk. derken bir gün ansızın arabamızın direksiyon altından tıkırtılar gelmeye başladı. eps sisteminin arızalandığı tespit edildi. eps değişti. biz yine mutlu olduk (zira bu arac'ların eps sistemleri sabıkalı imiş, yolda giderken direksiyon kilitleniyormuş) neyseki biz erken uyandık ve başımıza bir şey gelmeden sorunu hallettik. dedim ya bir mutluluk daha yaşamıştık.

    efendim aracımız gayet güzeldi, hızlıydı ataktı seviyoduk kendisini. derken turbomuzdan tekrar sesler gelmeye başladı, yine servise girdik. öğrendikki turbo cıvataları ısıdan dolayı gevşemiş, servis halletti biz de çıktık servisten bir daha mutluluk sardı bizi.

    hemen akabinde aracımızın 75.000 bakımı geldi, bakım yapıldı servisten çıktık, tekrar mutlu olduk.

    sonrasında bir beypazarı-mudurnu ziyareti yaptık. dikkatimizi çekti; aracımız giderken sağa çekiyordu. ve hatta garip bir uğultu vardı. yine mutlu olmak üzere servise gittik. bazı rulmanlar değişti, hatta amortisorlerin dört tanesi de kilitlenmişti, amortisörler tekrar değişti, tahmin edin n'oldu? tabiki mutlu olduk.

    yine durmuyor cılgınlar gibi geziyorduk kendisi ile. sonra baktıkki aracımız viteslere zor geciyor, cart curt ediyor. hemen mutlu olma merkezi'ne (hyundai servisi) gittik. öğrendik ki debriyaj balatası bitmiş. hemen debriyajımız değişti. aracımızı aldık. akşam kapımızın önüne koyduk. gerçi son bir kaç servise gittiğimde söylemiştik ama servisimiz sorun yok demişti. sabahları arabamızdan bir ötme sesi geliyordu. belki yarın sabah gelmeyecekti. aracımızın debriyajı da değişmişti ya oh! artık karada ölüm yoktu arabamıza.

    sabah oldu ısıtma bujisinin ışığının sönmesini bekledik, bismillah dedik bastık marşa, saat gibi tıkır tıkır çalışıyodu. sonra yola çıktık "aaaa o da ne aynı ötme sesi var" 2. vites'e attık aracımızı. (ötme sesi arttımı ne!?) 3.vitese attık aracımız'dan çiuvvvvvv! sesi ile beraber dumanlar çıktı. eski ankara tunelinin içinde gözgözü görmüyordu, eski tip mazotlu sinek ilaçlama aracı gibi beyaz duman atıyoruz ve araba çekişten düşüyordu. zor zahmet döndürüp edip evin önüne çektik arabamızı, yol yardım bilmem ne derken bizim yaralı ceylan çekici'nin sırtında mutluluk merkezi'ne doğru yola koyulmuştu bile.

    hemen akabinde öğrendik ki ötüyor dediğimiz turbo tekrar patlamış, enjektörler sıkışmış, yakıt sistemi hasar görmüştü. bu sefer iş biraz uzadı.7-8 gun serviste kaldık. koşulsuz müşteri memnuniyeti sunan müşteri merkezimizi aradık. çoook ilgilendiler!!!
    genel merkez'den bilirkişi gelip arabamızın 70.000 km ile 92.000 km arasındaki kullanım periyodunda (8-10 ay gibi bi süre) tam 10 defa servise girdiğini tespit etti. o'ndan sonra bir rapor oluşturup müşteri'yi (bkz: akkrep) bir defa bile bilgilendirme ihtiyacı duymadılar.
    mutluluk merkezi (hyundai servis) bu kadar çok arıza yapan bir aracın garantisinin uzatılması gerektiğini söyledi ama genel merkezden karar vereceklerdi.
    koşulsuz müşteri memnuniyeti merkezi alınan kararı müşteri'ye bildirme gereği duymamıştı efendim.
    30 ekim tarihinde servise giren araç'la ilgili hiçkimse bilgi vermedi. o kadar rahat ve gevşek bir anlayış ki, çıldırmamak elde değil! hiçkimse ilgilenmiyor, telefonlar açılmıyor, maillere cevap verilmiyor. aranılan kişiler sürekli toplantı halinde(ymiş). çeşitli yalan dolan kıvırma durumları.

    işi biten arabayı servisten almak için gittik. öğrendik aracımızın gücünü düşürmüşler. evet inanamayacaksınız ama aracın gücünü düşürmüşler. motor turbo'ya zarar veriyormuş. yahu!!! arkadaşım bu motor arızalı, bu mal ayıplı manasına gelmezmi bu dediğin? ne demeye gücü düşürüp tekrar son kullanıcıya çakarsın bu aracı!? bu nasıl bir anlayıştır, bu nasıl bir vicdandır!
    arabamız artık eskisi gibi gitmiyor, gaz yesin diye kamyon söförü gibi bekliyoruz. ataklık zaten tarih oldu.

    haaaa bu arada koşulsuz müşteri memnuniyetine en az 10 defa telefon ettim, mail attım ama yok o arkadaş'ların hiçbirisi bir açıklama yapma gereği dahi duymuyorlar. yani hyundai koşulsuz müşteri memnuniyeti tamamen koca bir yalan!!! sorun'dan başını çıkaramayan bir araba elimizde kaldı hem de garantisinin bitmesine 7000 km kala.
    garantisi bitene kadar call-center'daki deliklerine tıkılıp başlarını çıkarmayacak olan hyundai yetkilileri muhtemelen garanti bittikten sonra tekrar arızalanacak bu araba için "aaaaaa ama garanti bitmiş akkrep bey, bişey yapamayız, kusura bakmayın" diyecekler.
    yani sevgili arkadaşlar. paranızla rezil olmak istemiyorsanız hyundai'den özellikle de era denilen rezaletten uzak durun.

    bir ürünün arıza yapması kadar olağan birşey olamaz. veya ürün arıza yapmamıştır ben yanlış kullanıyorumdur. hatta belki de ben araba kullanmayı bilmiyorum, turbo canavarıyımdır, turbo patlatma işini hobi edinmişimdir. hatta gazı öyle bi ayarlıyorumdur ki motor turbo'yu havaya uçuruyordur. koşulsuz müşteri memnuniyeti denilen bu uygulama müşterinin kendi kendini tatmin etmesi şeklinde değildir. telefonlara çıkıp, maillere cevap yazıp arabanın arızalı olmadığını sadece benim manyak olduğumu ispatlamalısın! veya arabanın arızalı olduğunu kabul etmelisin. sessiz, sedasız, tepkisiz, vurdumduymaz, sallamayan bir duruş sergileyip web-sitesine "koşulsuz müşteri memnuniyeti" yazmakla bu iş malesef olmuyor .

    yani özet olarak arabada teknik sorunlar olabilir ama asıl sorun deve kuşu misali kafasına kuma gömen, sorunu bu şekilde hallettiğini zanneden firma anlayışıdır.

    kötü bir araç ama rezalet bir firma, rezalet bir müşteri memnuniyetı anlayışı....

    unutmadan, kötü araca alışığız (bkz: tofaş) ama iyiye (bkz: toyota) daha çabuk alışıyoruz. (bkz: satış grafikleri)

    sevgili assan yetkilileri, bir müşterinizi zayıf hizmet kaliteniz yüzünden kaybettiniz. ayrıca artık insanları hyundai alma hatasına düşmemeleri için uyarmayı da görev olarak bilme zorunluluğunu hissediyorum.
  • akkrep arkadaşın da dediği gibi canavar gibi ama oldukça sessiz bir dizel motora sahip araç.800 kilometre boyunca bana mısın demediğine şahit olmuşumdur.

    ön koltukları çok rahat.arka tarafta o rahatlığı bulamıyorsunuz ama.

    oldukça güçlü ses sistemi ile desteklenen cd çaları ile uzun yolculukları daha da keyifli kılıyor.