şükela:  tümü | bugün soru sor
  • hyundai i20 nin yerden 20cm daha yüksek bide tavan raylı versiyonu.

    (bkz: citroen c3 xtr)
    (bkz: skoda fabia scout)
    (bkz: fiat idea adventure)
    (bkz: volkswagen crosspolo)

    edit: evet atlamışız 20cm değil 20mm(2cm) yükseğiymiş. zaten 20cm olsa araba ilk virajda devrilir muhtemelen..
  • crosspolo rakibi, ilk etapta hindistan'da satılacak model. otomatik şanzıman seçeneği bulunmaması bir eksiklik olabilir.

    http://tiptronik.com/…015/03/16/hyundai-i20-active/
  • türkiye satışı başlamış olan modeldir.

    model sayfası: http://www.hyundai.com/…rs/i20active/pip/index.html

    çıkış fiyatları:

    yeni i20 active 1.0 t-gdi elite (benzinli) 61.800 tl
    yeni i20 active 1.4 mpi elite otm. (benzinli) 62.400 tl
  • nedense yollarda göremediğim, 1.0 turbo motorunun yakıt tüketimini merak ettiğim araç. sitesinde dizel seçeneği olmadığı görünüyor. 1.0 turbo bide 7 ileri otomatik şanzıman 55 bin deseler şak diye alacağım araç..
  • suv süsü verilmiş şık görünümlü bir b segment otomobil.

    görsel

    1.0 turbo-gdi 120 hp manuel şanzıman active elite olanı için iki yıllık tecrübelerimi paylaşmak isterim.

    araba güçlü, minik ama işlevli çok güzel esnek bir motoru var. bir çok dizel otomobile taş çıkartacak düzeyde ivmelenmeye sahip. hani bırak beni de gideyim der gibi. fakat motoru biraz hırıltılı çalışıyor. sanki 3000cc hacimli bir turbo benzinli spor araba motoru gibi. mübalağa etmiş olabilirim biraz. özellikle kalkışta ve düşük viteste ivmelenirken duyabiliyorsunuz.

    az yakıyor diyemem, ama çok yakmadığı kesin. uzun yolda umursamaz kullanımda 6.4 litre civarı yakıyor. 110'a odaklanıp kullanınca 6 litreye düşüyor. yok bu da yetmez derseniz 90 km/h. hız ile 5 litre yakarak seyahat edersiniz. şehir içi 7-8 litre arası kullanıma göre değişiyor.

    genişlik sınıfındakiler gibi ama kesinlikle boğucu değil, ki zaten b segment bir otomobil. ama ne baş mesafesinde ne de diz mesafesinde sıkışıklık yaşamıyorsunuz. arkada 3 kişi de oturulur ama çok rahat olacağını sanmıyorum. bagaj 300 litre. eh işte idare eder denilecek düzeyde. 350 falan olsa iyiydi. neyse. ince stepnesi alet edevatı da var çok güzel koymuşlar bagajın altına. mis.

    navigasyon tırt. uyduruk. dandik amk.
    dokunmatik berbat. adresi yazıp yol tarifini almak bazen işkenceye dönüşüyor ve siktir git lan deyip kapatıyorsunuz. multimedya yavaş açılıyor 15-20 saniyede ancak müzik çalmaya başlıyor. benimkindee pakete dahildi ayrıca para ödemedim. siz alırken sakın opsiyon olarak eklemeyin. gidin 1500 liraya android olanlardan alın.

    trimler kaliteli yer yer yumuşak yer yer sert. fakat üzülerek söylemeliyim ki araba daha 2 yıllık olmasına rağmen trim sesi bozuk yollarda gıcırtı ve tıkırtı şeklinde size selam ediyor. evet malesef.

    eşya gözleri güzel, kapı içleri geniş, vites önünde geniş bir yer, küçük bir kolçak, iki bardaklık var. torpido küçük.

    detayları sevenler için yazayım bunları da, öndeki güneşlik aynaları ışıklı, ön ve arka için farklı iki aydınlatma var, torpido aydınlatması var ve klima ile torpidoyu soğutabiliyorsunuz. aux usb sd kart bluetooth var. katlanan aynalar ve far sensörü var. dönüşe duyarlı sisler, start-stop. aklıma gelenler bunlar.

    sorusu olan olursa yeşil.
  • hyundai i20 eski nesil atmosferik ve zayıf bir motorla üretime çıktığı halde bu kadar tutmuş ve satmışken, ondan görsel olarak daha şık ve büyük duran, üstelik yeni nesil turbo beslemeye sahip, 120 beygir güce ve 170 nm tork değeri olan active neden bu kadar es geçilmiş ve hakkında kimse bir şey yazmamış, benim için merak konusu açıkçası. (makyaj öncesi i20'nin yeni kasası güzeldi fakat eski nesil zayıf bir motor kullanıldığı için, bi ara almayı düşündüğüm halde vazgeçmiştim. makyajla birlikte sanırım yeni motor getirdiler ama bu sefer de otomobilin tipi fena halde kayınca gene pek sıcak bakamadım.)

    neyse efendim, bugün itibariyle sahip olduğum marka ve modeldir. bir üstteki yazar arkadaş da (bana fikirlerinden bahset) sağ olsun bana bu süreçte oldukça yardımcı oldu ve yıldırıcı sorularıma rağmen sabırla cevap verdi. kendisine hem teşekkür ediyorum, hem de böyle bir otomobil tercihinde bulunduğu için onu da kutluyorum.

    neden kutluyorum? açayım: ülkemizde inanılmaz bir cehalet ve önyargı var... hyundai'ın bu modeline bakmaya başladığım ilk günden beri gerek 1 litrelik küçük hacimli motorundan (hacim ile gücü karıştırıyoruz zira), gerekse markanın eski olumsuz havasından dolayı hemen her insan "ona o kadar para vereceğine vw modellerine bak" deyip durdu. 2005 yılından kalma zihinler "motoru çok zayıf, bir litre çekmez" derken, bir kısmı da "elinizde patlar, satamazsınız" yorumunda bulundu. yani emin değilim fakat, "almanya bizi kıskanıyor" deyip de alman araçlarına bu kadar fazla binen başka bir millet daha yeryüzünde yoktur kanaatimce. arkadaş bıktım yahu, estetikten son derece uzak, göz zevkimi harap eden buzdolabı gibi dümdüz araçlar ve o araçların üzerinde de vw logosu görmekten tiksinti duymaya başladım artık. kargadan başka kuş tanımayan ve alışılmışın dışına kolay kolay çıkamayan muhafazakar insanlar gelmiş bana akıl vermeye kalkıyor... siz önce köhnemiş alışkanlıklarınızı ve eski ilkel kafanızı değiştirin. sonra otomobiller hakkında konuşuruz.

    neyse, gelelim araca: ilk bindiğim andan itibaren bende oluşan intibah oldukça olumlu yönde oldu. bi kere en başta aracın dış tasarımı çok albenili duruyor ve hem önü, hem arkası kendisine uzun uzun baktırmayı başarıyor. hem ön, hem arka tamponun oldukça dinamik yapıda olması ve farların şık bir şekilde konumlandırılması otomobili epey karizmatik ve biraz da ağırbaşlı göstermiş. kabin içine geçtiğimde ise, ön konsol üzerinde nispeten yumuşak doku ve renkli bir malzeme kullanılmış olması, ortada büyükçe bir ekranın yer alması (ekranın işlevselliğine değineceğim), vites topuzunun ele oturan ve çok şık bir tasarımının olması gibi etkenler beni ziyadesiyle tatmin etti. özellikle 2010 model bomboş bir corsa'dan sonra böyle bir otomobile binince gerçekten çağ atlamış gibi hissettim. yani i20 active, dışta olduğu kadar içte de insanı cezbeden kaliteli bir görüntüye sahip. hyundai modellerinin o eski baştan savma görüntüsünden eser kalmamış ve her şeye özenilmiş.

    peki biraz daha teknik detaya inelim: araç sadece elit paket versiyonu ile satışa sunuluyor ve sahip olduğu bazı özellikler, bir üst segmentte bulunan bazı marka/modellerde bile yer almayabiliyor.

    +elektrikli katlanır yan aynalar
    +far sensörü
    +arka park sensörü
    +yokuş kalkış desteği
    +dur-kalk özelliği
    +soğutmalı torpido
    +gözlüklük
    +her iki makyaj aynasında da bulunan aydınlatma
    +dört cam otomatik
    +hız sabitleyici

    gibi özellikler gerçekten çok doyurucu ve tatmin edici... ben bu arabayı almadan önce auris'e de baktım ve auris'in son çıkan kasasında dahi arka camların çevirmeli olduğunu görünce nasıl kaçacağımı bilemedim. daha üst segmentte araç üretiyorsun ve bir de bakıyorsun ki arka camlar otomatik bile değil, neyini alayım ben şimdi bunun? kardeşi olan yaris'te böyle bir eksiklik görsem bir nebze kabul edebilirim fakat auris'te böyle şeyler görünce kesinlikle kabul edemiyorum. sırf bi üst segment diye bomboş araçlara deli saçması paralar verecek kadar varlıklı ve salak değilim, kimse kusura bakmasın.

    i20 active bu açıdan sürücüyü ziyadesiyle tatmin ediyor. mesela elektrikli katlanır yan aynalar, dur-kalk motor ve soğutmalı torpido gibi donanımsal özellikler birçok üst segment araçta dahi, dolu paketini bile alsanız bulunmayabiliyor. unutmadan, 6 adet hava yastığına sahip olması da yine bu segment bir araç için takdire şayan. i20 active'i hem suv görünümüne sahip olması, hem de böyle dopdolu olması açısından çok beğendim ve gözüme kestirir kestirmez, başka markaları kafamda tamamen eleyerek aramaya koyuldum.

    biraz da, şu bilgisizliğin ve teknolojiden bihaber olma durumunun getirdiği yeni nesil turbo beslemeye sahip, 1 litrelik motordan bahsedelim. motorun üretebildiği yüksek beygir gücü ve torku dolayısıyla zaten hafif olan araç çok iyi bir ivmelenmeyle yol alıyor ve çok karakteristik bir ses ile mükemmel çalışıyor. motor sesini, ani hızlanmalarda duyuyorsunuz fakat iyi ki de duyuyorsunuz çünkü bu ses insanı mest ediyor. ki otopark'tan sinan koç bile motorun bu karakteristik çalışma prensibini oldukça övmüş. düşük devirlerde giderken araç elektrikli motora sahipmiş gibi oldukça sessiz çalışırken; gaza yüklendiğiniz anda müthiş bir tepkime ile şevke gelip yardırarak gidiyor. yani kaputun altında gerçekten çok canlı bir motor var.

    bu arada otomobilin hemen her şeyi yumuşacık. pedalların üçü de çok yumuşak, direksiyon başına ilk oturduğumda corsa'nın sertliğinden sonra i20 active pamuk gibi geldi. vites geçişleri de hafif kemikli yapısıyla beraber hiç zorlanmadan rahatça geçebiliyor. yalnız bu fazla yumuşaklık fren konusunda beni biraz tedirgin etti. biraz hissiz bir fren basımı yaşıyorsunuz ve otomobil sanki kayacakmış hissiyatı veriyor, fren ayarının daha keskin ve tepkisinin iyi olmasını isterdim açıkçası. opeller sanırım hyundai'ın önüne bir tek bu noktada geçebiliyor, tecrübeyle sabit. (bu arada inceleme videolarında direksiyonun da biraz hissiz olduğundan bahsediliyordu, alışma sürecinde olduğum için bu konuda kesin bir şey söyleyemiyorum fakat bana da birazcık yapay geldi direksiyon. sanki otomobilden bağımsız çalışıyormuş gibi, otomobilin dinamiklerini yansıtmakta başarısız.)

    yalıtımdan biraz bahsedeyim: kabin içi yalıtım gayet yeterli seviyede, motor gürültüsü bastığınız zaman geliyor hep söylediğim gibi, onun haricinde gayet sessiz ve huzurlu bir şekilde ilerliyorsunuz. otomobil, biraz yol gürültüsü alıyor ki onu da sert süspansiyon ayarına bağlıyorum. gerçekten fazla gergin bi araç ve tümseklerden, setlerden geçerken biraz zıplayabiliyorsunuz. arnavut kaldırımı olan bir yola girdim mesela, bütün yol gürültüsü arabanın içindeydi. tabi bu süspansiyon sertliği muhakkak uzun yolda viraj performansına olumlu şekilde yansıyacaktır, onu ve rüzgar sesini artık uzun yola çıktığımda test edeceğim.

    otomobili henüz yeni aldığım için uzun yolda test etme şansım olmadı, fakat şehiriçi ara hızlanmalarda verdiği güven uzun yolda da kendisini göstermeye devam edecektir diye düşünüyorum. torkunun yüksek olması da, dizel motor gibi alt devirlerden itibaren başarılı bir performans sunmasına olanak sağlıyor. uzun yoldaki yokuş performansını da artık yazıya ekleme yaparak ilerde değineceğim.

    yani işin özü, "bu araç çok küçük motora sahip, çekmez" diyenler ya çağa ayak uydurup köhnemiş kafasını değiştirsin ya da sussun. adam 2005 model 1.6 litrelik hacme sahip motorların üretildiği devirde kalmış, teknolojiyi ucundan kıyısından bile takip edememiş, turbo besleme ne ilk kez duyduğu halde kalkıp saçma sapan yorumlar yapıyor, üstüne bir de "alman araçlarına bak ya onlar çok sağlam oluyor, hyundai teneke" diyor; değil tartışmak, muhatap olmak dahi istemiyorsunuz. çünkü cehalet öyle bir şey ki, işin aslını ne kadar anlatırsan anlat, adam en aşağı 10 sene geriden geldiği için sizin anlattıklarınız ona çok boş ve anlamsız geliyor.

    otomobildeki küçük eşya gözleri için konuşacak olursam, bunu da bu segment için yeterli seviyede buldum. vitesin önünde yer alan telefon koyma yeri gayet büyük, vites arkasında yer alan bardaklıklar yeterli ve kol dayamanın içi de biraz küçük olmasına karşın iş görecek şekilde tasarlanmış. torpido ne büyük, ne küçük... standart. amirtisör kullanılmış fakat herhangi bir kaplama yok. gözlük bölmesinde güzel bir kaplama var, onu beğendim.

    neyse, konuyu daha fazla dağıtmayalım ve uzatmayalım. peki bu modelin başka hiç mi eksisi yok? diyenleriniz vardır, ilk aklıma gelen birkaç tanesini sayayım:

    klimanın eski usül çevirmeli mekanizma ile çalışması büyük bir eksi. teknolojik donanım açısından bu kadar dolu bir araçta kesinlikle dijital klima olmalıydı. hem iç mekandaki kalite algısını daha da üst seviyeye taşırdı bu durum fakat nedense yapmamışlar, olmamış.

    bagajı küçük. suv görüntüsüne sahip olan bir aracın en azından 350 litre civarında bir bagajı olmalıydı diye düşünüyorum, 301 litre kafi olmamış. büyük görüntüsüne rağmen normal i20'den farkı kalmamış bu noktada.

    onun haricinde gözüme takılan bir şey şu an için pek olmadı... belki kol dayaması bir tık daha büyük olabilirdi, ufak duruyor fakat bu segment için de artık çok beklentiye giremiyorsunuz.

    arkadaşlar benden şimdilik bu kadar. aracı kaça aldın diye mesaj atanlar olacaktır, onlara da şimdiden cevabı burdan vereyim ki kafalarda soru işareti kalmasın: araç 2017 model ve henüz 34 bin km'de. ekspertiz raporu da tertemiz çıkan aracı 65 bin liraya kaptım. bu temizlikte az kullanılmış bir arabayı normalde 70'ten aşağı veren yoktu zaten. bundan daha çok kullanılmış 65-70 bin km'de olan iki araç gördüm ilanlarda ve onları da 68'den veriyorlardı.

    tabi bana kalırsa bu segmentte bi araç için, ne dolulukta olursa olsun 50 üstü vermek saçma geliyor fakat ülke şartları malum... benim bi arkadaş, bundan üç dört sene önce bir iki yaşında çok temiz ve en dolu model bir mercedes'i 60'a almıştı. ben 65'e bugün bu şartlarda ancak bunu alabildim. alım gücümüzün her geçen süre daha da dibi göreceğini öngördüğümden dolayı, bu son fırsattır deyip bu şekilde temiz bi aracı, uzun yıllar kullanmak üzere satın aldım. bu vesileyle, ekonomiyi bu hale getiren akp hükümetine bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum, iyi ki varsınız.

    arkadaşlar bana müsade. arabayı kullandıkça eksi ve artıları için ilaveler yapacağım, şimdilik kabaca bu kadarını yazdım. daha detaylı kullandığımda, birkaç ayrıntıya ve bilhassa aracın uzun yol performansına mutlaka değineceğim. ayrıca sorunuz varsa kutuma yeşil ışığı çakın.

    ekleme: linç kültürünü üzerimizden atamadığımız için gelen absürt tepki ve yorumlara pek şaşırmadım. öncelikle şunu söyleyeyim, ben bu otomobili baştan sona övmedim. eksik gördüğüm noktalarını da dile getirdim, kullandıkça getirmeye de devam edeceğim. hiçbir marka ve modelin fanatikliğini yapmadım, yapmam da. onu alman araçlarına tapanlar düşünsün.

    bi arkadaş, tahmin ettiğim üzere bu otomobili auris ile mukayese etmeme ve bunu daha çok beğenmeme anlam verememiş. arkadaşlar ben de biliyorum bu otomobil ile auris'in aynı segment araçlar olmadığını. auris; i30 ile kıyaslanır, i20 ile değil. ancak burda vurgulamak istediğim şey, auris evet bir üst segment araç olmasına rağmen arka camlarını çevirmeli şekilde kullanıcıya sunuyor... boş paketmiş, dolu paketmiş anlamam. bi araç daha üst segmentte yer alıyorsa o camları en boşunda bile otomatik sunmalı. bana tepki göstereceğinize üst segment bi aracın niye böyle satışa sunulduğuna tepki gösterin.

    bi insan beyaz torosa da sahip olsa, son model mercedese de sahip olsa malını sonuna kadar övmekte ya da yermekte haklıdır, zira onun parasını vermiştir. kimseye torosu neden bu kadar övdün diye tepki gösteremeyeceğimiz gibi mercedes sahibi insana da gösteremeyiz. üstelik ben açık bir şekilde eski bir corsa'dan (2010) bu modele geçtiğimi söyledim ve o açıdan çok beğendiğimi de vurguladım. daha lüks araçlara binen insanlara bu bahsettiğim şeyler manasız gelebilir tabi, herkesin ekonomik durumu farklıdır neticede.

    ve bu kadar yazıyı, daha çok araç hakkında detaylı malumat vermek ve müstakbel alıcıları aydınlatmak için yazdım. çünkü i20'ye kıyasla active fazla tutulmamış enteresan şekilde, araç hakkında ayrıntılı malumat yok. ben bu eksikliği kapatmak, birazcık fikir vermek için böyle bir yazı kaleme aldım.

    işbu yazı kendini güncelleyip daha da ayrıntıya inecektir. sevgiler.

    ekleme 2: halihazırda otomobili kullanmaya devam etmekteyim ve kullandıkça araca olan hayranlığım artarak devam etmekte. tasarımına hasta oldum gerçekten, her iniş ve binişte gözlerimi alamıyorum arabadan.

    yalnız bir dezavantaj var ki o da yakıt tüketimi. otomobil çok güçlü bir motora sahip, gaza biraz yüklendiğiniz zaman sizi koltuğa yapıştırıp yardırıyor... bunu iyice teyit ettim ve sanırım bu kadar güçlü bir motordan dolayı yakıt tüketimini iyi ayarlayamamışlar. bu akşam arabaya yüz liralık benzin attım ve km olarak gösterge panelinde bana 350 km yol gidebileceğimi gösteriyordu. bu sayı, neredeyse her dakika başında birer birer azalarak, 15-20 dk içinde 300 km'ye kadar iniverdi... yani her dakika bir sayı atarak azalması benim gözümü korkuttu açıkçası. inceleme videosu çeken sinan koç da aracın şehiriçi 8.1 yaktığını ve çok bulduğunu söylemişti, hakikaten doğruymuş. fabrika verisinde 6.2'lik bir değerden söz ediliyor fakat alakası yok maalesef. hafif bi aracın bu kadar çok benzin içmesini yadırgadım biraz, fazla ağırlığı olsa hadi gene neyse diyeceğim de... atik ve güçlü motoru sanırım benzini fazla çekiyor. neyse artık yapacak bir şey yok.
  • +her iki makyaj aynasında da bulunan aydınlatma
    +dört cam otomatik

    gibi doyurucu donanımlara sahip tabut.
  • alanın hayrını görmesini dilediğim tomofil.

    yalnız bu kadar uzun övülmeyi hak ediyor mu derseniz herkesin hayatına kimse karışamaz demek ki adam memnun der geçerim amma ve lâkin tasarımı övmeyi doğru bulmuyorum çünkü güzellik çok göreceli bir kavramdır bana göre ağzı burnu kayık bir müren balığını andıran tasarım başkasına göre kuğu gibi zarif gelebilir.