şükela:  tümü | bugün
1643 entry daha
  • kendisi ve hayatı hakkında bildiklerimizin güvenilirliği konusunda bir fikir edinme amacıyla ankara üniversitesi ilahiyat fakültesi öğretim üyelerinden profesör mehmet özdemir'in 25 temmuz 2012 tarihli taraf gazetesinde yayınlanan hz. peygamberi size farklı anlatıyorlar... başlıklı yazısı okunabilir:

    --- alıntı ---

    hz. peygamberi size farklı anlatıyorlar...
    prof. dr. mehmet özdemir

    tarihe yön veren büyük şahsiyetlerin hayatı etrafında, tarihî gerçekleri yansıtan haberlerle birlikte menkıbevî ve mitolojik anlatımlar da oluşmuştur. hz. peygamber’in hayatına dair siyer malzemesi de bundan uzak kalmış değildir. istılahi anlamda siyer ve meğazî olarak adlandırılan ve hz. peygamber’in hayatının değişik yönleriyle alakalı bilgilerin toplanmasına dayanan çabalar sahabe döneminde başlasa da, tabiûn dönemiyle birlikte hız ve yoğunluk kazanmıştır. bu süreçte hz. peygamber’in gerçek hayatının bir bölümüne tanıklık etmiş olan medine şehri, bu özelliği nedeniyle hz. peygamber’in sözlerini ve sünnetini, daha genel manada hayatını öğrenme gayretlerinin merkezi hâline gelmiştir.

    bu alandaki ilk otoritelerden biri olan zührî‘nin rivayetlerine bakıldığında, hz. peygamber’in hayatının sade, gerçekçi ve abartmalardan uzak bir üslup içerisinde takdim edildiği görülür. ancak hicrî ikinci yüzyılın ilk yarısında siyer alanında asıl sivrilen ve kalıcı etkiler bırakan kişi ibn ishak olmuştur. ibn ishak’ın peygamberler tarihi şeklinde düzenlediği eseri alanında bir ilk olsa da, israiliyyat ve kıssa geleneğinin etkisi, ayrıca pek çok asılsız şiirin varlığı nedeniyle medine’de tenkitlere maruz kalmıştır. ibn hişam, bu tenkitleri dikkate alarak eseri yeniden gözden geçirmiş, böylece ibn ishak’ın eseri, islam dünyasında ibn hişam’ın adıyla meşhur olmuş ve geniş bir hüsn-ü kabul görerek, bundan sonra yazılan siyer kitapları için en temel kaynak hâline gelmiştir.

    daha sonra ibn sa’d‘ın, hz. peygamber’in fizikî ve ahlakî özelliklerini içeren şemâil kısmını eklemesiyle birlikte siyer yazıcılığında, bir siyer kitabında hangi bölüm ve konuların bulunacağının formatı tamamlanmış oluyordu. bundan sonra telif edilen bütün siyer kitaplarında aşağı yukarı bu format hâkim olmuştur.

    ibn sa’d’la birlikte siyer yazıcılığının son şeklini almış olması, siyerde kullanılan malzemenin de son şeklini aldığı anlamına gelmez. bilakis, ilerleyen zaman içerisinde çok çeşitli etkenlere bağlı olarak siyer kitaplarında kullanılan malzemede ciddi bir artış meydana gelmiştir. siyer malzemesindeki genişleme ile birlikte mübalağa, yüceltme temayülü, nübüvvet tartışmaları, çevre kültürlerden sızmalar vb. gelişmelere bağlı olarak peygamber anlayışında bir değişme ve dönüşme meydana gelmiştir. yüceltmeci tavır, yalnızca hz. peygamber’le sınırlı bırakılmamış, atalarına da teşmil edilmiştir.

    ehl-i kitapla girişilen nübüvvet tartışmaları çerçevesinde, toplumlarda mucizesiz peygamber fikrinin yadırganması ve özellikle de islam’a karşı yazılan reddiyelerde hz. peygamber’in mucize göstermediğinin vurgulanması nedenleriyle olsa gerektir ki, siyer kaynaklarında erken tarihlerden itibaren mucizeler yer almaya başlamış ve zamanın ilerlemesine bağlı olarak mucize sayısında da önemli artışlar meydana gelmiştir. ayrıca risaletin, “risalete hazırlık” biçiminde genelde hz. muhammed’in doğumuyla, hatta daha öncesinde başlatılmış olması da, vahiy öncesi hayata dair siyer rivayetlerinin bir bölümünün bu hazırlık sürecine uygun olarak şekillenmesini sağlamıştır. hâlbuki kur’an, hz. peygamber’in ilahi vazifesinin niteliği ile birlikte beşeri kimliği ve bu kimliğin sınırları konusunda oldukça belirgin açıklamalar getirmekte, sınırlar koymaktadır. ancak siyer kitaplarında zamanla kurgu ile gerçeğin iç içe geçtiği, hz. peygamber’in hayatını anlama ve anlamlandırmada kur’anî perspektifin belli ölçüde gölgede kaldığı açıktır.

    bu noktada bir hususu özellikle belirtmek istiyoruz. hz. peygamber’le ilgili olarak yukarıda bahsedilen anlayış değişikliği ve dönüşümünün oluşumunda tasavvuf’un ağırlıklı rolü olduğu öteden beri dile getirilir. bu tesbit bir dereceye kadar doğru olmakla beraber, sözkonusu dönüşümde asıl belirleyici rolün muhaddislere ait olduğunu düşünmekteyiz. muhaddislere göre hz. peygamber; fizik âlem üzerinde olağanüstü tasarruflarda bulunan; melekler, cinler, hayvanlar, bitkiler ve cansız varlıklarla iletişim kurabilen; gözle görünmeyenin, geçmişin ve geleceğin bilgisine sahip, ahlakî olduğu kadar fizikî olarak da en mükemmel nitelikleri taşıyan özel bir varlıktır. hadisçiler vasıtasıyla böyle bir peygamber tasavvurunun oluşmasında, onların özellikle de “fezâil/ faziletler”le alakalı rivayetlere müsamaha ile bakmalarının önemli rolü olmuştur. siyer kitaplarının birçoğunun aynı zamanda hadisçiliği ile şöhret bulan kişiler tarafından yazılması, bu tür bilgilerin kolaylıkla siyere taşınmasını mümkün kılmıştır.

    sonraki dönemlerde ise mesela osmanlı’da türkçe olarak kaleme alınan ahmediyye, muhammediyye gibi kısmen menkıbe kısmen destan mantığıyla yazılan eserlerde, tasavvufla çeşnilenen peygamber sevgisinin halk kitlelerine yerleştirilmesi hedeflenmiş, ancak hz. peygamber’in tarihsel kişiliği, kurguya dayalı sanal tarihin içinde flulaşmaya/ belirginliğini yitirmeye başlamıştır. bu durumda, hz. peygamber’in tarihsel kişiliğini yeniden ortaya çıkarabilmek için, geçmiş tenkid müktesebatımızdan da istifade edilmek suretiyle, modern tarihçiliğin tenkid yöntemlerini kullanarak ve analitik bir yaklaşımla siyer malzemesinin yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. bu niteliklerle donanımlı bir müslüman tarihçinin, siyer malzemesine hz. muhammed’in peygamberliğini ve siyerin birincil kaynağı olan kur’an’ın ilahî kökenli oluşunu peşinen reddederek yaklaşan seküler yahut dindar (hıristiyan, yahudi vs.) oryantalist araştırmacıya oranla gerçeğe ulaşma imkân ve ihtimali daha yüksek gözükmektedir.

    --- alıntı sonu ---

    tema:
    (bkz: islam/@derinsular)
  • eşleri (ve onlarla evli kaldığı yıllar) için bkz.:

    - khadija bint khuwaylid (595-619)
    - sawda bint zam?a (620-632)
    - aisha bint abi bakr (623-632)
    - zaynab bint khuzayma (624-625)
    - hafsa bint umar (626-632)
    - umm salama hind bint abi umayya (625-632)
    - zaynab bint jahsh (627-632)
    - rayhana bint zayd (627-631)
    - juwayriyya bint al-harith (628-632)
    - ramla bint abi sufyan (629-632)
    - safiyya bint huyayy (629-632)
    - maymuna bint al-harith (629-632)
    - maria al-qibtiyya (630-632)

    hz. muhammed'in evliliklerini bir tablo üzerinde görmek için bkz.: http://en.wikipedia.org/…ives#timeline_of_marriages

    tema:
    (bkz: islam /@derinsular)
  • güneş-dil teorisi eksenindeki çalışmalar çerçevesinde, (1) hz. muhammed'in hindistan'a gittiği, (2) orada mu dilini öğrendiği, ve (3) kuran'daki el-huruf el-mukatta'anın ve kimi kelimelerin aslında onun bu seyahatler esnasında öğrendiği mu diline ait ifadeler olduğu iddia edilmiştir.

    herhangi bir bilimsel dayanağı bulunmayan bu iddiaların sahibi, mustafa kemal tarafından güneş-dil teorisini destekleyecek deliller bulmak üzere meksika'ya gönderilen tahsin mayatepek'e aittir. soyadı bizzat mustafa kemal tarafından verilen mayatepek ve iddiaları hakkında (bkz: güneş-dil teorisi/@derinsular)

    tema:
    (bkz: islam/@derinsular)
  • an itibariyle gömülü olduğu medine'deki tek odalı evinin içinin replikası için bkz.:
    http://www.tourwrist.com/panos/63181

    tema:
    (bkz: islam /@derinsular)
  • hz. muhammed hakkında (halen yayınlanmakta olan) bir dizinin ilk yazıları:

    (1) hz. muhammed hakkında ne biliyoruz?
    5 kasım 2016
    hz. muhammed hakkında “bildiklerimizin” neredeyse tamamı, ibn-i ishak‘ın siyer kitabına dayanıyor. ibn-i ishak, 717 ila 767 yılları arasında yaşamış. kitabını ise, 750’li yıllarda yazmış. yani ibn-i ishak’ın kitabı ile odaklandığı dönem (571-632) arasında 120 ila 180 senelik bir zaman farkı var. dolayısıyla, nereden bakılsa dört nesil boyunca dilden dile rivayet edilen bir dizi hadisenin bir araya getirilmesiyle ortaya çıkan bir hayat hikayesinden söz ediyoruz. ... yazının devamı

    (2) çağrı filmi neleri görmezden geldi? (1): bedir ve uhud
    14 kasım 2016
    hz. muhammed’in hayatını konu alan her eser gibi çağrı da büyük ölçüde ibn-i ishak’ın siyerine dayanır. ancak çağrı, bir yandan kimi küçük detaylara dek ibn-i ishak’a bağlı kalırken, diğer yandan aynı kitapta yer alan bir dizi nahoş hadiseyi sistemli olarak gözardı eder. aşağıda, bu çerçevedeki örneklerden bazıları yer alıyor. ... yazının devamı

    (3) çağrı filmi neleri görmezden geldi? (2): mekke’nin fethi
    18 kasım 2016
    çağrı, mekke’nin fethini kansız tasvir eder. bu tasvire göre, mü’minler barışçıl bir şekilde mekke’ye varırlar ve kendilerine geçmişte düşmanlık eden herkesi affederler. buna karşılık, mekkeliler de hatalarını anlayarak müslüman olurlar. neticede, kabe putlardan “temizlenir” ve yeni bir dönem başlar… / bu anlatı, ibn-i ishak’ın (epey) sterilize edilmiş bir versiyonudur. zira, çağrı her ne kadar ebu süfyan ile yapılan görüşme ya da kabe’deki putların yıkılması gibi hadiseleri ekrana yansıtırken ibn-i ishak’taki detaylara neredeyse bire bir sadık kalsa da, aynı kitaptaki diğer bazı hadiseleri sistemli olarak görmeyerek çok farklı bir fetih tablosu ortaya çıkarır. ... yazının devamı

    (devam edecek)

    tema:
    (bkz: islam /@derinsular)
193 entry daha