şükela:  tümü | bugün
  • peygamberimiz hz. muhammed'in gençlik yıllarını anlatan iran yapımı sinema filmi. türkiye'de 28 ekim 2016 tarihinde vizyona girdi.

    --- spoiler ---

    hz. muhammed’in hayatından bir bölümü anlatan filmin yapımı uzun yıllar devam etti. filmde hz. muhammed'in 12 yaşına kadar olan yılları ve o yıllarda mekke'deki olaylar işleniyor. hz. muhammed filminin, iran’ın bugüne kadar çekilen en yüksek bütçeli filmi olduğu söyleniyor. film, 623 milyar iran riyali (30 milyon $) bütçeyle çekildi.
    --- spoiler ---

    kaynak: http://m.sinemalar.com/mobileweb/movieinfo/230918

    düzenleme: film vizyona girdi.
  • 2015'te turkiye'de gosterime girecegi duyurulmus, sonrasinda bazi ulkelerde gosterildigi halde turkiye'de izleyiciyle bulusamamis film. cennetin rengi, baran, sogut agaci, sercelerin sarkisi gibi gibi harika filmlere imza atmis mecid mecidi, bu son filmini iclerinde yusuf kaplan ve hayrettin karaman'in da bulundugu gruba izletmisti diye hatirliyorum.
  • türkiye'de 28 ekim 2016'da gösterime girecek 2015 filmi. gösterim tarihi manidar.

    filmde türkiye için iki çekince var:
    1) iran filmi olması. malum şia. cübbeli duydu mu bilmiyorum, film çıktıktan kısa süre sonra haber türk'e çıkarma yapacaktır.
    2)yorumlardan gördüğüm kadarıyla hz. muhammed'in ellerinin ve saçlarının görünmesi. türkiye için bir tabu sayılır.
  • bugun izleme fırsatı bulduğum, yer yer göz yaşlarımı tutamadığım, çok güzel olmuş film. biraz uzun olsa da bana akıcı geldi, zamanın pek farkına varmadık. resullullah'ın peygamberliğinden önceki döneme odaklanılmış.
  • dün izledigim film. daha dogrusu salondaki saygısız seyircilere karşı izlemeye çalıştığım film. yer kadikoy / rexx sinemasi.
    coluk cocuk ve cikarttiklari poset hisirtisi.. akabinde birinin su poset hisirtisini keser misiniz diye haykirmasi, telefonla resim cekenlerin patlattığı flashlar, burnuna ustune spray sikan abi, gec gelip girenler, telefonla konusan abi, arayi gerektigi gibi kullanamayanlarin donuste diger taraf bos iken bizleri rahatsiz edecek sekilde onumuzden gecmeleri, ikide bir cantasini dusuren abla... dayanilacak gibi degildi.

    filmi masalimsi buldum. sunu da kabul ediyorum, bu konunun filmini cekmek kolay degil.. emeklerine sağlık.
  • müzikleri çok başarılı olan filmdir
  • tartışmalara sebep olan film. ismailağa cemaati filme gidilmemesine dönük yoğun bir kampanya başlatmış. hz.muhammed'in çocukluğunu anlatan filmde elinin ve sırtının görünüyor olması eleştiriliyor. yönetmenin iran'lı olmasından kaynaklı yoğun bir filmin altında siyasi mesaj arama çabası da var. yusuf kaplan, yeni şafak'ta filme epey giydirmiş. bebekliğinin anlatıldığı kısmın hristiyan ikonografisine benzetilmesi eleştirisi var. bazıları da filmde yönetmenin hz.peygamberin anne-babası ve amcasının iman edip öldüklerini göstermesini ve peygamberin çocukluğunda gösterdiği harikulade halleri sorun etmiş.
    hz.muhammed'in hayatını anlatan en son film 1976 yapımı çağrı'ydı. millet yıllardır, bir film çıksa da şöyle güzelce bir linç etsek diye bekliyormuş belli ki.
  • haftasonu izlediğim, çok başarılı bulduğum, hayran kaldığım yapım. film hakkında tüm eleştirileri okudum. hepsi siyasi, politik ve en önemlisi bilinçli bir şekilde propaganda yapılmak için söylenen yazılan çizilen eleştiriler. bir film "filansa sahabe neden gösterilmedi?" diye eleştirilemez. motamot the message filmi izleyeceğim diye filme girersen elbette bir sürü eleştirilecek şey bulursun. önyargısız bir şekilde izlemek gerekiyor. piyasada dolaşan, whatsupp mesajlarında dönen eleştirilere kulak asmayın.

    1) filmde peygamber efendimizin yüzü asla gösterilmiyor. bebekken bile. sadece bir bebek ve briraz büyüdüğünde uzun ve siyah saçlı bir çocuk görüyoruz temsilen. zaten hadislerde de gençken uzun saçlı olduğu bilgisi var.

    2) sesi asla kullanılmıyor. konuştuğunu altyazıdan anlıyoruz.

    3) filmde abartı yok. sadece geçiş sahneleri var, sonuçta biyografik bir kurgu, mecidi geçiş sahnelerini kendi üslubunca şiirsel yapmış. çiçeklerin havada uçuşması, yağmurların yağması gibi tabiat olayları...

    4) peygamberin, mekke döneminde nasıl cahil bir toplumda dünyaya geldiğini, kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü, zulmün had safhaya ulaştığı, esirlere insanlık dışı uygulamaların yapıldığını çok estetik bir biçimde, kendi sinema üslubunca anlatmış mecidi. kısacası soru şu; peygamber nasıl bir toplumda dünyaya geldi ve nasıl bir toplumda ilk gençlik yıllarını geçirdi? bunu çok iyi anlatıyor mecidi. bu anlamda zaten bir dönem filmi. ve tabii peygamberin çocukluğundan itibaren yetimlerin, öksüzlerin ve kimsesizlerin yanında olması, sürekli masumlara yardım etmesi, haksızlığa karşı çıkması, ezilenlerin yanında olması... tüm bunlar çok iyi anlatılmış.

    5) filmde elbette aksiyon var. öncelikle fil suresinde geçen fil vakası... ardından peygamberin doğumundan itibaren yahudiler peygamberi bulmaya çalışmaları... bu bir yorum elbette ama böyle rivayetler var. bu rivayetler sadece şii kaynaklarda yok ki. dahası sanki film bundan ibaretmiş gibi eleştiriliyor, çok haksızca ve seviyesizce. bu film tam bir hz.muhammet 'in çocukluk filmi.

    kureyşlilerin kabe'yi yıkaması ve ardından hac ibadetinden tutun, mekke'nin neden gözde bir yer olmasına varıncaya kadar her şey çok sade ve lirik anlatılmış. son sahnelerde denizin kabardığı ve kıyıya balıkları vurduğu bir sahne var. bu da çok eleştiriliyor kaynaklarda yok diye ama orada yönetmen bir şey anlatıyor; peygamber amcasıyla beraber akrabalarına ulaşmaya çalışırken bir bölgeden geçiyorlar. bölge halkı deniz kıyısında, sefil ve açlıktan kırılmış. kadın ve çocukları tanrılara adıyorlar ki açlıkları daha fazla sürmesin, peygamber burada adanacak çocukları ve kadını kurtarıyor. bu sahneyi çok klişe bulabilirsiniz ama hadislerde buna benzer bir sürü olay var; kaldı ki mecidi bu sahneyi çok güzel çekmiş.

    kısacası bu filmde hiçbir olay, filmin asıl meselesinin önüne geçmemiş. benim iki eleştirim var;

    1) keşke arapça olsaydı, peygamberin konuştuğu toplumun dilini o dille izleyebilseydik; ama elbette yönetmenin kendi dilinde çekim yapma hakkı var.

    2) geçiş sahnelerini biraz kısa tutsaydı; böylelikle hem eleştirmenlere malzeme vermemiş olur hem de 178 dakikalık film 160 a çok rahat düşebilirdi.

    çok hızlı yazdım zamandan ötü, tashih varsa affola.
  • her ne kadar bir ekşi sözlük yazarı olsam da bir majid majidi filminin yarısında çıkacağım aklıma gelmezdi.

    muhammed'i majidi'nin gözünden görme fikri benim için heyecan vericiydi. sade anlatımın ustasından, "islam resmî tarihi"nin abartılarından uzak bir muhammed portresi bekliyordum. filmin başında majidi'nin "benim muhammed'i nasıl gördüğümdür" gibisinden bir notunun olması heyecanımı daha da artırdı. gelin görün ki yarısına kadar dayanabildiğim şey maalesef "bir majid majidi filmi" değildi.

    - oyunculuklar berbattı. (fetih 1453 tadında.)

    - sahneler gereksiz uzundu. (muhteşem yüzyıl tadında.)

    - duygusal olsun diye uğraşılan sahneler gerçekçilikten çok uzaktı, vıcık vıcıktı. (eski samanyolu-tv dizileri tadında.)

    - düşük bütçeli klasik majidi filmlerinin aksine prodüksiyon kasmaya çalışmışlar ama onu da becerememişler. yer yer 300 spartalı özentiliği sezdim.

    - ulan hadi prodüksiyon kasıyosun, bari doğru düzgün kas. onlar ne biçim ebabil kuşu öyle? anca guguklu saatlerin kuşu kadar gerçekçiydiler.

    - çağrı'yla kıyaslanmak bu filmin baştan kabul ettiği bir kader zaten. şöyle söyliyim: çağrı bu filmle kıyaslanmaz bile. bu filmi derlesen toplasan, çağrı'da bilal-i habeşî'nin kayanın altında inleyişi bile etmez yahu.

    baran'ı, cennetin rengi'ni, cennetin çocukları'nı aynı adamın çektiğine inanamıyorum. kötü film çekilebilir. "bu sefer olmamış. hangimizin iniş çıkışları yok ki?" der, sineye çekerim. ama bu resmen sermayeden yemek yahu. sen filmlerini adeta ilmek ilmek ör, ismini bir marka yap. sonunda da gel, adı muhammed olan en iddialı filminde en kötü işini çıkar. olacak şey değil. vallahi şok yaşıyorum.
  • dün itibariyle gittiğim ve yarısında çıkmamak için yüksek bir azimle sabrettiğim film. demek ki iran sineması ancak sıradan insanın dokunaklı hayatını anlatmakta mahirmiş. tarih filmi konsepti için çok fırın ekmek yemeleri gerekiyor. her karede abartılı müzikler ve yoğun led ışıkla doğal olmayan nur inme sahneleri filan.. oyuncular hiç doğal değil. aşırı tiyatral bir performans sergilemişler. bu tip filmler için daha doğal ve gerçekçi bir oyunculuk gerekiyor. filmin her anında histerik ağlama sahneleri var. dediğim gibi aşırı tiyatral oyunculuk izleyicinin duygulanmasını engelliyor ve sanki kanal 7'de kalp gözünü izliyormuşsun gibi bir durum ortaya çıkıyor. gereksiz uzun olması da sinema salonunda sıkıntıdan baygınlık geçirebilme ihtimalini artırıyor. sonuç olarak olmamış dediğim film

    not: en son gittiğim ve çok etkilendiğim peygamber filmi, mel gibson'un çektiği isa'nın çilesi idi. o filmle bunu kıyasladığınız zaman aradaki fark zaten her şeyi gözler önüne sermeye yetiyor.