şükela:  tümü | bugün
  • peygamber efendimiz'in kayınpederi ve hz ali ile hazreti fatıma'nin damadıdır. onu öven hadislerin çoğu hz. ali'den gelmiştir.
  • hz. ömer halifelik görevini aldıktan sonra kendi parasıyla bir adam tutmuştu. bu adamın görevi her gün, günün belirli saatlerinde hz. ömer'in yanına gelerek ona:

    "ya ömer allah'tan kork, ölüm var!" demekti. bu durum günlerce, aylarca hatta yıllarca devam etti.

    bir gün hz. ömer aynaya bakarken saç ve sakalının ağardığını gördü. günün muayyen zamanlarında karşısına geçerek kendisine ölümü hatırlatan ve bu görev karşılığında hz. ömer'den para alan görevliyi yanına çağırdı. hz. ömer artık bundan böyle adamın görevine son vereceğini söyleyince adam hz. ömer'e:

    "ya ömer, bu güzel adetinden vaz mı geçtin?" diye sordu. adaleti, cesareti ve devlet yönetimindeki üstün başarısı ile meşhur olan ve islam tarihine adalet örneği olarak gecen ikinci halife hz. ömer, bu soru karşısında adama şu manidar cevabı verdi:

    "şimdiye kadar gençtim, saç ve sakalım ağarmamıştı. doğru yoldan ayrılmamak için her gün bana ölümü hatırlatacak, allahtan korkmamı tavsiye edecek birine ihtiyacım vardı. ancak bugün, aynaya baktığımda saç ve sakalımın ağardığını gördüm. işte ağaran saç ve sakalım bana ölümün habercisi olarak yeter. sen bana ölümü günün muayyen saatlerinde hatırlatıyordun, bunlar ise her zaman hatırlatıyor."

    kaynak: '2008 diyanet takvimi 28 şubat perşembe' günü yaprağının arkası
    (bkz: copy paste degil alin teri)
  • bir yaz günüydü, hava sıcak mı sıcaktı. ezan vakti yaklaşmıştı. halife hz. ömer ağır ağır camiye gidiyordu. bu sırada bir çocuğun süratli adımlarla yürüdüğünü gördü. acaba çocuğun bir ihtiyacı mı vardı? halkın dertlerine çare bulmayı kendisine kutsal bir görev sayan halife hz. ömer, çocuğa sordu:

    "yavrucuğum! nedir bu telaşın, bir derdin mi var, niçin bu kadar hızlı gidiyorsun?"

    çocuk hz. ömeri tanıyamamıştı:

    "camiye gidiyorum amcacığım" diye cevap verdi.

    cocuk henüz çok küçüktü, fakat sözleri büyük insan sözleriydi!.. bundan dolayı hayret eden hz. ömer, çocuğa şöyle dedi:

    "yavrucuğum! daha henüz senin yaşın küçük. sana namaz farz değildir. niçin bu kadar telaşlanıyorsun?"

    çocuk hayret dolu bakışlarla hz. ömere baktı ve:

    "bu işin hiç küçüğü olur mu?.. daha dün, mahallemizde bir çocuk öldü. üstelik benden de küçüktü. ölüm gerçeğinin hiç küçük-büyük ayırdığı yok! en iyisi her yaşta buna hazır bulunulmalı. hem bu yaşta namaza alışamazsam, büyüyünce alışmama daha zor olabilir."

    bu cevap karşısında gözleri buğulanan hz. ömer'in ağzından şu cümleler döküldü:

    "ey rabbim! bu çocuk ne akıllı, ne iyi çocuktur. bu güzel sözler büyüklerin ağzından çıkmalıydı." diyerek ağladı. göz yaşlarından, mübarek hırkası ıslandı.

    kaynak: '2008 diyanet takvimi 29 şubat cuma' günü yaprağı arkası
    (bkz: copy paste degil alin teri)
  • kütüb-i sitte'de bildirildiğine göre, kadınlar tarlalarınızdır istediğiniz gibi girin diye hüküm bildiren bakara suresinin 223. ayetinin inmesine sebep olmuş tarihi kişilik.

    ~~
    . "hz. ömer (ra), resulullah (sav)'a gelerek: 'ey allah'ın resulü mahvoldum' buyurdu. hz. peygamber (sav): 'niye mahvoldun ne var?' diye sorunca açıkladı: 'bu gece bineğimi ters çevirdim (arka canibinden yanaştım)'. resulullah (sav) hiçbir cevap vermedi. cenab-ı hak peygamberine şu ayeti vahyetti:

    'kadınlarınız sizin tarlalarınızdır. tarlanıza istediğiniz gibi gelin.' dübür'ünden ve hayız halinde temastan kaçınmak şartıyla önden, arkadan, nasıl istersen öyle gel."

    (kütüb-i sitte, hadis no: 483)
    ~~

    mantık yoluyla ilerlersek, eşiyle vajinal yoldan ilişki kuran bir erkeğin "mahvoldum, helak oldum, ben bittim" demesi hayatın olağan akışına uygun değil.

    buradaki ilişki türünün ne olduğu aşikar. ki ilk dönemin bazı fıkıhçıları da konuyu bu bakış açısıyla yorumlamışlar.
  • "ulvi" ve "mistik" yanları bir yana, dünyaya söyleyecek bir sözü olan ve dünyayı değiştirme iddiası bulunan insanlar arasında samimiyetiyle öne çıkmış bir kişidir.

    kendisiyle ilgili anlatılan iki hikayeyi aktarmak isterim:

    1. hicret döneminde, mekkeli müşriklerin ileri gelenlerinin de aralarında bulunduğu bir grup insanın bulunduğu bir yerin yakınından geçmiş, kâbe'yi tavaf ettikten sonra müşriklerin yanına gelip "ben medine'ye hicret ediyorum. eğer karısını dul, çocuklarını yetim bırakmak isteyen biri varsa ilerideki tepenin arkasında onu bekliyorum." demiştir.

    2. halifeliği zamanında, yurttaşlarına "eğer ben yoldan çıkarsm beni nasıl düzeltirsiniz?" diye sorduğunda aldığı cevap "şu eğri kılıçlarımızla" şeklinde olmuştur.
  • halife olduğu sırada, islamda yöneticilerle yönetilenler arasında karşılıklı kontrol mekanizmasının nasıl olması gerektiğini:

    "bizi uyarmazsanız sizde, sizi dinlemezsek bizde hayır yoktur!"

    diyerek çok güzel bir şekilde özetlemiştir. günümüzde tarih derslerinde de, yeri geldiği zaman çoğu basın-yayın organında da kasıtlı olarak hep emevi, abbasi, ve de osmanlının son dönemlerindeki yanlış uygulamalar insanlara "islam devleti", "islamda adalet anlayışı" olarak lanse edilmekte malesef. islamda adalet ve halifelik merciğini merak edip araştırmak isteyenler için de:

    (bkz: imamlar ve sultanlar)
  • adalet anlayışının güçlülüğüyle tanınan halifemiz.
    (bkz: benim kendini hz.ömer sanan arkadaşım var)
  • kendisiyle ilgili "hz ömer bir gün ..." ile başlayan anlatılagelenlerden biri de şu şekilde;

    hz ömer bir gün, vakitlerden birinin yaklaştığı sırada namaz kılacak yer aranırken, kendisine yaklaşan bir rahip, papaz, psikopos ya da herhangi bir hristiyan din temsicisi hz ömer'i namaz kılması için kiliseye davet eder, ancak ömer bunu kabul etmez. teklifi geri çevrilen papaz efendi ya ömer der, hani der, her yerde kılardınız der, ya der, n'aber der. hz ömer de kılmasına kılarım da sizin iyiliğiniz için kılmıyorum der. "çünkü eğer kilisenizde namaz kılarsam, müslümanlar ben öldükten sonra kilisenize kendi açılarından kutsallık atfederek kilisenizi elinizden almaya kalkabilirler" diyerek sakin ve dingin yoluna devam eder.

    şimdi merak ettiğim nokta şu; tarihte herkes nasıl konuşması gerekiyorsa öyle konuşmak mı zorunda? kişiler değişiyor ama hikaye kurgusu hep aynı kalıyor. bu kurguda, başroldeki insan hazırcevaplıktan olsun, analitik zekadan olsun, şöyle adamlıktan, böyle ulvilikten olsun zaten mutlak surette nemalanıyor. ancak olayın can alıcı noktası içeriye iyi kesecek bir çizgi adamından geçiyor. gerçekte ise zor böyle adamlar bulması. istediğiniz kadar kafanızda muhabbetti kurgulayın, ben bunu deyince herifin biri de şunu diyerek atlayacak, işte hemen ertesinde ortamda voleyi vuracağım diyerek elinizi ovuşturun, kafanızdakine yardım ve yataklık edecek o adam çıkmıyor işte aralarından. yalnız denildiğine göre bekleniyor, o kadarını diyeyim.
  • hz ömer adaletini örneklendirmek için anlatılan şu meseli çok severim: hz. ömer bir gün yolda gidiyormuş, senet bulmuş, ödemiş.
  • ömer, iskenderiye kütüphanesinin sadece kalanlarını yaktırabilmiştir. büyük çoğunluğunu yakan ise hristiyan roma'nın mısır valisi theophilos'dur.
hesabın var mı? giriş yap