şükela:  tümü | bugün soru sor
  • kuş dilini bilir diğer hayvanatla da iletişim kurabilirdi.
  • hayvanların, cinlerin ve rüzgarın dilinden anlayarak, onlara hükmetmiş israiloğullarına gönderilmiş gücün ve hikmetin simgesi hükümdar, peygamber.yine rivayetlere göre zamanının kudretli imparatoriçelerinden saba melikesi belkıs'ın tahtını yemen'den cinler aracılığı ile göz açıp kapayıncaya dek kudüs'teki sarayına getirtmiş ve belkıs'ı kendine bağlamıştır. ayrıca kudüs'ün kurucusudur. bugünkü israil bayrağını sembolize eden 6 köşeli yıldıza süleyman yıldızı da denir.
  • şu an israil topraklarında bulunan müslümanların ilk kabesi sayılan mescid i aksa'yı yaptıran peygamber.
    davud peygamber'in oğluydu. ne kadar yaşadığı bilinmiyor ama 40 yıl gibi bir süre hükümdarlık yaptığı tahmin ediliyor. vefatından sonra devleti israiloğulları ve yahuda şeklinde ikiye bölünmüş.
  • hz davudun oglu.
    tahta çıkarken yüce allah ona:
    - "arzu ettiğin herşeyi sana vereceğim" buyurmuştu. hz süleyman'da
    - ya rabbi şüphesiz sen bağışta bulunanların en hayırlısısın. öyleyse bana hiç kimsenin ulaşamayacağı bir saltanat bağışla. bunun üzerine; yüce allah rüzgarları, cinleri ve hayvanları onun emrine verdi. kuşların dilini ögretti.
  • tanrıdan iyiyi ve kötüyü ayırdedebilme yetisi ihsan etmesini dilemiş ve dileği yerine getirilmiş peygamber.
    (bkz: ne istediğini bilmek)
  • hayvani yıl yaşamış ve de pat diye ölmüştür. insanlara cinlere falan tapınak yaptırırken bu da günlerce izlemiş asasına dayanmış ve de hareketsiz bir şekilde, çalışanlar korkularından hiç yanına gidememiş en sonunda bir ağaç kurdu asayı kemirince süleyman yere düşmüş ve de öldüğünü ancak anlamışlar...
  • saltanati ve ihtisami ile dillere destan süleyman sultan ve ayni zamanda da peygamberdir. bunun ihtisami ile dillere destan olan ikinci bir süleyman vardir ki ona muhtesem süleyman derler.. biz ise kanuni sultan süleyman deriz. birisi babasi davut peygamberin tahtini devam ettirmistir. digeri ise babasi yavuz selim in tahtini. aslinda ikisi arasindaki benzerlikler kücümsenmiyecek kadar coktur.
  • ne yazik ki hayatinin son zamanlarinda tanri'dan uzaklasmis, yabancilarin sahte ilahlari adina tapinaklar yaptirip kurbanlar adamistir. bunun uzerine tanri da suleyman'in oglu rehavam doneminde krallik'i ikiye** bolmustur.*
  • tarih, yaklasik olarak i.ö. 970-931 yillari arasinda yasadigi düsünülen hz. davud'un oglu hz. süleyman'in kurdugu muhtesem kralliga sahitlik eder. öyle ki hz. süleyman, babasindan sinirlari misir'dan firat'a kadar uzanan bir krallik devralmis ve kisa sürede hakimiyetini güçlendirmisti. ve kendi yasadigi dönemde öylesine büyük bir hakimiyet kurmustu ki, allah'a olan imaninin ve üstün aklinin kendisine kazandirdigi bu ihtisam, yüzyillar sonra bile insanlarin hayranligini ve dikkatini üzerine çekmeye devam etmektedir.hz. süleyman'in hayati, allah'a gönülden iman eden bir müslümanin aklinin ne kadar fazla, ufkunun ne kadar genis oldugunu bütün insanliga gösteren çok çarpici bir delildir. hz. süleyman (a.s.) cinlerden ve insanlardan olusan ordusu ile kurdugu hakimiyeti, muhtesem bir saraydan yönetiyordu. ve bu saray döneminin en ileri teknigi kullanilarak üstün bir estetik anlayisi ile insa edilmisti. sarayinda göz alici sanat eserleri ve görenleri hayran birakip etkileyen degerli esyalar, benzersiz bir estetik anlayisi ile yerlestirilmisti. elbette hz. süleyman'in bu mekâni, görenlerde büyük hayranlik uyandiriyordu.

    insanlarin bu saraydan bu kadar etkilenmelerinin nedeni ise, insan fitratina en uygun olan estetik anlayisini ve ortami birden karsilarinda görmeleri olmustur. zira hz. süleyman, yaptirdigi bu görkemli sarayi, imanin nuru ve onun getirdigi üstün bir akil ile yaptirmisti. ve bir müslümanin hangi çagda veya hangi sartlarda yasarsa yasasin allah'in kendisine verdigi imkânlari en güzel sekilde kullanarak essiz bir mekân olusturabileceginin en güzel örnegini sergilemisti.nitekim kur'ân-i kerim'in neml sûresi'nin bir çok ayeti, onunla ayni dönemde asayan bir kavmin yöneticisi olan sebe melikesi'nin hz. süleyman'in ihtisamli sarayini gördükten sonra ona biat ettiginden bahseder. hz. süleyman, sebe melikesi belkis'in varligini kendisine haber getiren hüdhüd sayesinde ögrenmisti:"derken uzun zaman geçmeden (hüdhüd) geldi ve dedi ki: "senin kusatamadigin (ögrenemedigin) seyi, ben kusattim ve sana saba'dan kesin bir haber getirdim. gerçekten ben, onlara hükmetmekte olan bir kadin buldum ki, ona her seyden (bolca) verilmistir ve büyük bir tahti var. onu ve kavmini, allah'i birakip da günese secde etmektelerken buldum, seytan onlara yaptiklarini süslemistir, böylece onlari (dogru) yoldan alikoymustur; bundan dolayi onlar hidayet bulmuyorlar." (neml sûresi 22-24)

    bu bilginin üzerine hz. süleyman, allah'i ilâh olarak kabul etmeyip günese secde eden ve seytanin kendilerine süslü gösterdigi bir sistemi kabul eden sebe halkini, imana davet etmek için onlara "rahman ve rahim olan allah'in adiyla" baslayan bir mektup öndermisti. ve tüm kavmi kendisine teslim olmaya çagirmisti. "gerçek su ki, bu, süleyman'dandir ve 'süphesiz rahman ve rahim olan allah'in adiyla' (baslamakta)dir. (içinde de:) "bana karsi büyüklük göstermeyin ve bana müslüman olarak gelin" diye (yazilmaktadir). (neml sûresi 30-31)

    sebe melikesi o ana kadar hiç karsilasmadigi kadar kesin bir üslupla tüm hükümdarligini kendisine katmasini isteyen hz. süleyman'in, bu mektubu arsisinda çok sasirmisti. ve kendisini kesin olarak bozguna ugratacagindan emin oldugu bu hükümdari, kararindan vazgeçirmek için ona yüklü hediyeler göndermek yolunu seçmisti. ne var ki allah'in rizasini ve rahmetini hiç bir zaman maddî bir menfaate tercih etmeyen tüm peygamberler gibi hz. süleyman da, sebe melikesi belkis'in hediyelerini geri çevirmis ve elçileri vasitasiyla ona ne kadar kararli, onurlu ve allah'a bagli oldugunu gösteren söyle bir haber göndermisti:"(elçi hediyelerle) süleyman'a geldigi zaman: "sizler bana mal ile yardimda mi bulunmak istiyorsunuz? allah'in bana verdigi, size verdiginden daha hayirlidir; hayir, siz, hediyenizle sevinip ögünebilirsiniz" dedi. sen onlara dön, biz onlara öyle ordularla geliriz ki, onlarin karsi koymalari mümkün degil ve biz onlari ordan horlanmis asagilanmis ve küçük düsürülmüsler olarak sürüp çikaririz." (neml sûresi 36-37)

    hz. süleyman sebe melikesi belkis'a allah'in adi ile basladigi mektubunda kendi gücünün yüce rabbinden geldigini ve asla yenilmeyecek bir kuvvete sahip oldugunu hissettirmisti. nitekim hz. süleyman cinlerden, insanlardan olusan, ona büyük bir teslimiyetle ve sevkle bagli bir orduya sahipti. öyle ki bu ordunun her üyesi süleyman aleyhisselamin bütün sözlerini büyük bir hosnutlukla ve tam bir itaatle yerine getirmekteydi. elbette hz. süleyman'in ordusunun tüm gücü allah'tan gelmekteydi ve allah'in ordusu adetullaha uygun olarak her zaman üstün gelecekti.

    sebe melikesi belkis, onun (hz. süleyman'in) sarayina gittiginde o güne kadar hiç görmedigi büyük bir mülk ve zenginlikle karsilasmisti:

    "ona: "köske gir" denildi. onu görünce derin bir su sandi ve (etegini çekerek) ayaklarini açti. (süleyman:) dedi ki: "gerçekte bu, saydam camdan olma düzeltilmis bir kösk zemindir." dedi ki: "rabbim, gerçekten ben kendime zulmettim; (artik) ben süleyman'la birlikte âlemlerin rabbi olan allah'a teslim oldum." (neml sûresi 44)

    kendisi de bir zenginlik ve hâkimiyete sahip olan sebe melikesi belkis, hz. süleyman'in sarayina girince o güne kadar gördügünden çok farkli bir estetik ve bir zenginlikle karsilasmis ve ruhuna hitap eden büyük bir akla sahit olmustur. aslinda sebe melikesi belkis'in duydugu hayranlik ve saskinlik içine girdigi saraya degil, hz. süleyman'in aklinadir. çünkü belkis'in karsilastigi manzara, o dönemin sartlarinda yapilabilecek en mükemmel eser olarak tarif edilebilecek en güzel yerdir.

    âyette de ifade edildigi gibi camdan olan kösk zemini öylesine gerçekti ki, sebe melikesi belkis, islanmamasi için eteklerini toplayarak ilerlemesi gerektigini düsünmüstü. sarayin muhtesemligi ve görkemi, müslümanlarin ruhlarinda yasadigi zenginligi yansitiyordu.

    belkis'in baska bir ülkenin hükümdari olmasina ve bu ülkenin en büyük servetine sahip olmasina ragmen hz. süleyman'in yasadigi mekândan ve onun zenginliginden etkilenme sebebi de budur. teknik anlamda büyük servetler harcanan mekânlarda yasamasina ragmen, pek çok kisi insan fitratinin hoslanacagi estetigi saglayamayabilir. oysa hz. süleyman'in sarayinin her kösesinde görülen zevk, akil ve mükemmellik sadece servetle elde edilebilecek bir görünüm degildir. iste aradaki bu farki daha sarayin girisini görür görmez anlayan belkis, böyle bir yeri meydana getiren akla ve o aklin üstünlügüne hemen teslim olmustur. sebe melikesi süleyman âleyhisselamin aklinin sahibi olan cenâb-i allah'a iman ettigini söylemis ve müslümanlardan olmayi kabul etmistir.

    hz. süleyman ve onunla birlikte yasayan mü'minler, allah'in kendilerine verdigi bu büyük mülkü tasimaya lâyik ve ehil kimselerdi. rabbine karsi son derece güzel ahlâkli, teslimiyetli ve mütevazi bir peygamber olan hz. süleyman, kendisine nimet olarak bahsedilen bu büyük zenginligi yine yalnizca allah'i razi etmek ve onlarin kalbini islâm'a isindirmak için kullaniyordu. pek çok peygamber de ayni hz. süleyman gibi insanlara dini teblig ederken halkin karsisina büyük bir zenginlikle çikarak, onlari etkileme yoluna gitmisti. hazinenin basina getirilen hz. yusuf, kendisine büyük bir mülk verilen hz. ibrahim, görenleri hayrete düsürecek kadar ihtisamli bir hâkimiyete sahip olan hz. süleyman ve fakirken zengin kilinan peygamberimiz hz. muhammed, yasadiklari hayat boyunca bunun en güzel örneklerini sergilemislerdir.

    peygamberlerin bu zenginligi ve yasadiklari üstün ahlâki gören insanlar, hiç bir sistemin ya da ideolojinin kendilerine sunmadigi böyle bir maneviyati ve maddî ihtisami elde edebilmenin yolunu merak ediyorlardi. bu nedenle islâmi henüz tanimayan insanlar, ilk basta bu zenginligin sebebine ve gördükleri ahlâkî yapisina karsi duyduklari merakla islâma yaklasmislardir. ahlâkî üstünlükleri ve tümüyle allah yolunda kullandiklari zenginlikleriyle halkin kalbini islâma isindiran peygamberler, böylece kisa sürede allah'in izniyle büyük kitlelere dini yaymayi basarmislardir.

    kaynak : www enfal de