şükela:  tümü | bugün soru sor
  • kilise orguyla giriş yapan hemen ardından death'in evil dead parçasını anımasatan mükemmel bir gitar riff'iyle devam eden en güzel hazy hill parçalarından biri.

    şuradan dinlenebilir: https://www.youtube.com/watch?v=zkmlvljs4g0
  • cok kaliteli yeni bir netflix serisi. idama mahkum edilmis 10 farkli mahkumun hikayesini sirayla anlatiyor.

    bolumler genelde mahkumun isledigi sucu anlatmasiyla basliyor, "yavsaga bak hele" diye izletiyor ama daha sonra olaylarin arkaplani ve suclunun gecmisinden bahsedince bir cogu icin elinde olmadan uzuluyor insan (sevgilisini agzindan vuran pic ile ailesini olduren yavsak zenci haric)

    ozellikle 4. bolum "sympathy for the devil" inanilmaz.
  • tam bir uyuşturucu karşıtı belgesel. direkt olarak uyuşturucudan bahsetmiyor aslında, hepsinin ortak noktası uyuşturucu olan katillerden bahsediyor. 1976 yılında abd'ye idam cezası tekrar geldiğinden beri, 8000 kişi idama mahkum edilmiş. belgesel dizisi 10 bölümden oluşuyor, her bölümde idama mahkum olmuş bir adet katil var. hepsiyle röportaj yapıyorlar, daha sonra olayın diğer ilgilileriyle röportaj yapıyorlar, uzmanlarla konuşuyorlar. fakat bu katillerin istisnasız hepsinde bulunan birçok ortak nokta var:

    1. hepsi uyuşturucu bağımlısı. istisnasız. cinayet esnasında ya da günlük hayatlarının büyük bir bölümünde uyuşturucunun etkisinde hepsi.
    2. kötü bir aile geçmişleri var. hepsinde -tahmin edilebileceği üzere- çocukken yaşadıkları fiziksel, ruhsal ya da cinsel istismar olayları var.
    3. toplumda bir türlü yer edinememişler.
    4. cinayetlere kadar birçok farklı küçük ya da büyük çaplı suç işlemişler.
    5. hepsinin hüküm giydiği yaş 15-22 arası, yani suç dönemi en ergen oldukları, tam olarak olgunlaşmadıkları döneme denk geliyor.
    6. her biri fakir ailelerden geliyor ve varoş mahallelerde büyümüşler.

    çok değişik hayatlar ama. öyle ki, bazı insanlar var ve resmen dünyaya hapiste yatmak için gelmiş. bazıları doğuştan orospu çocuğu, bazıları abd'nin sikko hukuk düzeninin kurbanı olmuş, bazıları ise şanssız doğmuş ve bunun sonucu olarak yalnızca kötü seçimler yapmış. düşünsenize: sadece çocukluk ve ergenlik dönemlerinin bir kısmı dışarıda geçmiş, kalan tüm hayatları parmaklıklar ardından ibaret. buna yaşam denir mi bilmiyorum. ilk bölümdeki mahkum senelerce hücrede kalmış mesela. sırf idamlıların kaldığı yere geçebilmek için, ilk fırsatta bir mahkumu öldürmüş. oradaki hemşirenin dediğine göre idam mahkumlarının hapishane şartları müebbetlilere göre daha kolay. sonuçta, ölecek bir adamın çok da üzerine gitmiyorlar.

    bir yandan hepsi de farklı farklı aslında. bir tanesi var mesela, iq'su 65-70 civarında. yani aslında engelli kategorisine giriyor. yine de kendini biliyor, deli falan değil, ne yaptığının ve bir şeyleri çok zor öğrendiğinin farkında. fakat 5. ve 7. bölümdekiler katıksız orospu çocuğu, saf, %100. biri sevgilisi ondan ayrılıp başka bir adamla birlikte olmaya başlıyor diye sevgilisinin erkek arkadaşını öldürüyor, sevgilisini de vuruyor, o da hastanede ölüyor. diğer puşt, güzeller güzeli, akıllı, sevgi dolu karısını, kucağında çocuğu varken vurup öldürüyor. üvey babası ve teyzesiyle birlikte. bunlara vereceksin voltajı, acımayacaksın. idamlarda birilerinin bunu izlemesi bana çok garip ve insanlık dışı gelirdi. bunları görünce diyorum ki: bilet versinler, gider ön sıradan izlerim bu iki ibnenin ölümünü. gerçi birkaç tane daha ölümü hak edenler var aralarında ama onlar müebbetle de eşitlenir. sadece bana göre bir tane masum vardı aralarında, o da ikinci bölümdeki eleman. 10. bölümdeki eleman değişik bir zekaya sahip mesela. diğer kalanlar çok kötü bir hayat denkleminin berbat bir sonucu gibi bir şey. zor be, çok ilginç.

    aklıma takılan birkaç yer var ama:

    1. bunlara idam cezası veriliyor ama herifler 20-30-40 sene yatıyorlar rahat. bunun gerçek nedenini bilmiyorum. tahminimce, lehlerinde yeni bir gelişme olması halinde idam cezasının iptal olmasıyla ilgili bir şey olabilir. idam cezalarının olduğu hukuk sistemlerinde yasaların ve kararların şüpheye yer bırakmayacak şekilde doğru işlemesi gerekir değil mi? sonuçta birine iğneyi verdikten sonra "ya kusura bakma, sen masummuşsun" diye mezarına gidip söyleyemezsin.

    2. bu crime parties denilen şey çok sikko bir yaklaşım. o ikinci bölümdeki eleman bana göre cezasını hak etmiyordu. o kanun da şu: bir grubun karıştığı suçlarda, suçu fiilen yapan kişi dahil, herkes suçun birinci dereceden sanığı sayılıyor ve eşit derecede değerlendirilip ceza alıyor. bunun olayında da arabada 4 kişi var, içlerinden biri gidip birini vuruyor. hepsi idam cezası alıyor ve şartlı tahliye talebine izin verilmeden. bu resmen birinin medyum olmasını istemek. diyelim ki bir grup arkadaşsınız. aranızda biri psikopat, şiddet eğilimli ama bilmiyorsunuz. kafayı yiyip orada bir suç işliyor, siz de o suçu işlemiş gibi ceza alıyorsunuz. wtf? cinayeti işleyen adama idam veriyorsunuz, silaha hiç dokunmamış elemana da idam veriyorsunuz. o bölümdeki hukukçu bunu şöyle savunuyordu: "bu aslında toplumu koruyan bir kanun. grubun beyni, pis işlerini yeni yetmelere gördürüyor olabilir. böylelikle asıl cinayetin sorumlusu kurtulmuş, ayak işlerini yapan eleman ceza almış olur." diyor. e tamam da, bir suç örgütü varsa yılanın başını bulup ezecek olan sizsiniz adamım. her olayda bu geçerli değildir ki. yazık, adamın ömrünü yakmışsınız, üzüldüm o adama ya. gözlerinin içini okuyor insan, diğerleri gibi değildi o adam.

    belgesel; canlandırmalarıyla, kullandıkları resmi belge, ses ve görüntülerle oldukça başarılı. aynı zamanda muhteşem bir kurgu oluşturmuşlar. netflix'in en başarılı olduğu alan bana göre belgeselleri zaten. bu da o başarılı belgesellerden biri. muhteşem bir sosyolojik ve psikolojik gözlem fırsatı yakalıyorsunuz. insana, suça ve şiddete dair herkesin izlemesi gereken yapımlardan.
  • çok çok başarılı bir netflix dizisi.

    işlenen bir suça iki taraftan da bakıyorsunuz ve bazı davalarda katile bile sempati beslemeniz olası. ek olarak o dizilerde veya filmlerde gördüğümüz katiller çok yapmacık. bu belgesel karşınıza çat diye gerçekten insan öldürmüş, gerçekten birinin canına kıymış birini çıkartıyor. ağzından "...and i killed..." sözcükleri çıkıyor. benim gibi katillere ve onların yaşamlarına ilgi duyuyorsanız izlemelisiniz kesinlikle. ilgiden kastım, onların psikolojik durumlarını hep merak etmişimdir. şimdi durduk yerde katil hayranı ilan edilmeyelim.

    çok kolaylıkla yukarıdaki entryde bahsedildiği üzere, tüm hapse düşen katillerin, kötü bir aileye sahip olduğunu görüyorsunuz. ya da bazılarının ailesi parçalanmış oluyor. annesi babası ayrı oluyor. ki bu noktada kendime fazlasıyla notlar çıkardım. annesi babası henüz 8 yaşındayken ayrılmış bir çocuktum. daha birçok şey var tabii. bu noktada katillerin içinde yaşadığı o psikolojik bunalımı az da olsa anlayabiliyorum ve neden uyuşturucuya veya neden suçlara yöneldiklerini de anlayabiliyorum. elbette ben bulaşmadım bu işlere ancak yaşadıkları hayatın bir kısmını anlayabiliyorum. ve bu açıkçası, bu belgeseli izlerken beni daha çok etkiliyor.

    bir bölümde annesi babası kötü yollarda olan bir siyahi kardeşimizin dedesi tarafından sahiplenilişi ve dedesinin ona çok iyi bakmasına rağmen kendini idam cezası alırken bulması... öte yandan çok kötü şartlarda büyümüş ailesi yine kötü durumda olan bir çocuğun büyüyüp suç makinesi olması ve hayatının yarısından fazlasını hapishane geçirmesi ve bu sırada sanırım abisi olacak, abisinin ona desteği, abisinin ailesinin ona verdiği destek ile hiç karşılaşmadığı "sevgi" denen şeyi tatması ve idam cezasına çarptırılmış olmasına rağmen bunu kolaylıkla kabullenmesi ve artık o kötü ruhsal bunalımdan kurtulması...

    bazılarının tek ihtiyacı sevgi iken bazıları sadece aptallıklarından katil oluyor.

    gerçek kişiler ve onların gerçek duyguları sizi sarsıyor. gerçek sorgu kayıtlarını dinliyorsunuz. kesinlikle izlenmeli bu belgesel. özellikle anne babaların veya anne baba olmayı düşünenlerin izlemesini çokça öneriyorum.
  • katil olunur mu doğulur mu sorusuna mesnetsiz ve cahilce yorumlar yapabilmenize olanak tanıyan, her bir hikayesiyle beni sinir hastası etmiş netflix yapımlarından. katillerden biri çıkıp desin ki "ben süperolla bir hayat yaşadım." hayır, nerede itlik puştluk, nerede uyuşturucu bağımlısı anne baba, nerede istismar, nerede mobil hayat, nerede çocuk yaşta sevgisizlik görmüş adam var, alayı katil olmuş. tabii ki elin katillerini savunacak değilim, benim derdim ailelerle... üç kuruşluk lağım faresinden hallice hayatınıza, ne bokuma çocuk sokmaya çalışırsınız? amerika'dakiler seri katile, bizim buradakiler de ipsiz sapsız adamlara dönüyorlar. kadınla adam arasında iletişim yok, boyna birbirlerine gerek psikolojik gerek fiziksel şiddet uyguluyorlar, insanların yanında kavga ediyorlar, asgari ücretten hallice para kazanıyorlar, kimisi o kadar bile kazanmıyor. sevgi yok, saygı yok, güven yok, senin doğurduğun/doğuracağın çocuktan ne hayır gelir ki? yapma kardeşim, yapma arkadaşım.

    bir bölümde rahip mi papaz mı ne gösterdiler. adamın babyface sıfatını görür görmez "aha pedofili bu göt kesin" dedim, yanılmadım. hayattaki tek yeteneğim bu olmasın lütfen.
  • az önce bitirdiğim harikulade belgesel.
    konusu itibariyle marjinal bir yapım gibi görünse de anne-baba olmayı düşünen herkesin ve kamu yöneticilerinin mutlaka izlemesi gereken çok öğretici bir belgesel olmuş.
    günahsız çocukların alkol/uyuşturucu, cinsel/fiziksel istismar, dağılan aileler gibi faktörlerin etkisiyle neler yapabildiklerini görebiliyorsunuz.

    --- spoiler ---

    10 bölüm içinde kız arkadaşını öldüren narsist orço ve aile toplantısında toplu katliam yapan paranoyak zenci piçi dışında hepsi için içim sızladı.

    --- spoiler ---
  • 10 bölümlük, idam mahkumlarının öyküleri konu edilen netflix yapımı... beni inanılmaz içine çekti ve gerim gerim gerdi... söz konusu insanları bulundukları şartlar altında değerlendirmek zorunda bırakıyor sizi ve "bu insan iyi mi kötü mü" ikileminden belgeselin büyük çoğunluğunda çıkamıyorsunuz... sanırım izleyeni ciddi manada germeyi başarabilmesinin en büyük nedeni de bu...