şükela:  tümü | bugün
  • 80'li yillarda trt'de yayinlanmisti "ben claudius" adiyla. o donem trt'de hersey sansurlenirdi, ama her nasilsa bu dizide sevisme sonrasi gogusleri tamamen ciplak olarak sevgilisiyle konusan kadini dakikalarca gostermislerdi. saskin saskin bakip kaldiydim.
  • jenerigi sayesinde latince'de u harfi olmadigini, u'nun v ile karsilandigini ogrendigim dizi.
  • "livialardan korusun bizi tanrılar", "kartaca tarihi... fillisinden" gibi kullandığımız cümlelerin nedenidir. augustus torunlarıyla gizli hedef oynardı bu dizide.
  • romedan bence daha guzel kotarilmis bir dizi, hatta arka arkaya izlenmesi lazim, neredeyse tam ilkinin bittigi donemde ikincisi basliyor.

    gerci produksiyon simdiye kiyasla dandik boyutlarda tabii, oyle savas sahnesiydi, kalabalik figuranlardi, genis acili manzara/set cekimleriydi, boyle seyler yok. daha bir tiyatro havasinda, setler degistikce entrikadan entrikaya kosuyor millet, bolumler ilerledikce de karakterlere iyice isiniliyor.

    augustusu simarik velet gibi oynayan kil adam disinda oyunculuk epey sahane, herkes karakterine cuk oturmus; hele o livia'yi oynayan kadini herhalde gerceginin dna'sindan yeniden yaratmislar. claudius'un bir ara kendisini tanimlamak icin kullandigi "wickedness" saril saril suratindan akiyor kadinin. jon hurt de caligula olarak epey iyiydi, kolay is degil tabii atini senator ilan etmek, kardesinin bebegini yemek filan. tabii diger herseyi golgede birakan birsey vardi ki o da kaptan jean luc picardin kel olmadan onceki halini dunya gozuyle gormekti.

    kisacasi allah bbc'den razi olsun, ingiliz imparatorlugunun butun zararlarini bunun ugruna affetsin.

    "let all the posions that lurk within the mud, hatch out"
  • kaynağının gerçek olduğuna inanmak istediğim kitap... keşke gerçekten claudius yazmış olsaydı. kehanet gerçekleşmiş olurdu!
  • çocukluğumun mükkemmel dizisi. claudius'u pekcan koşar seslendirirdi. onun ağzından roma devrindeki olaylar anlatılırdı.
  • kekeme ve topal claudius un bir köşeye atılıp artık yaşamayan uygarlıkların - etrüsk ve kartaca - dillerini ve tarihini, en nihayetinde de kendi tarihini yazmaya itildiği, edilgin ve sessiz claudius un gözüyle anlatıldığı, entrikaların eksik olmadığı ve bu kadar entrikaya değil imparatorluk dünya dayanamaz dedirten kitabın sessiz kahramanıdır..kitabın başındaki ilk sahne kılık değiştirerek kahin sbyl e giden claudius un zamansız kekelemesi ile oluşan ironidir;

    'söyle bana sby.sby..sby..'

    'clau clau..clau..' der kahin kekeleyerek, seni tanıdım claudius anlamında..olaylar gelişir..
  • kitaptan:
    "tek başına ve keyfi olarak kullandıkları iktidarı eski özgürlük kalıplarının ardına gizlemiş olmasalardı, onu asla uzun süre ellerinde tutamazlardı."
  • dram olarak lost'a kadar seyrettiğim en iyi diziydi.

    son yıllarda özellikle bir sahnesi sürekli aklıma geliyor.

    --- spoiler ---

    yaşadığı bin türlü hadiseye rağmen her zaman tek gayesi cumhuriyeti yeniden kurmak olan ama bunu bir türlü yapamayan claudius, son çare olarak kendi ölümünden sonrasıyla ilgili bir plan yapar.

    plana göre, kasten devamlı gözlerden uzak tuttuğu oğlu britannicus, kendi ölümünden sonra claudius'un ingiltere'deki bağlantısı olan eski bir kabile reisinin yanına gönderilecek, ve üvey oğlu nero tahta geçecektir. ruh hastası olan nero'nun romayı kan gölüne çevirmesi kesindir. halk ayaklanacak ve ancak o zaman britannicus bir kahraman olarak dönüp yeniden cumhuriyeti kuracaktır.

    ancak planını oğluna açıkladığında o bunu kabul etmez, haysiyetsiz bulur, babasından eğer onu seviyorsa, tahtının varisi olarak bir şans vermesini ister. bu konuşma esnasında britannicus çok ilginç bir şey söyler; der ki "sen yaşlandın baba, dünyadan haberin yok. cumhuriyete senden başka gerçekten inanan hiç kimse kalmadı artık"
    --- spoiler ---

    zamanın ve koşulların toplumsal eğilimlere karşı nasıl da acımasız olduğunu anlatıyor, ve hikaye bu noktada bağlanıyor.

    özal sonrası tüketim kültürünün yarattığı "tüketici sol" gençliği görünce bunları ister istemez 80 öncesinin "hayalci sol"uyla kıyaslıyor insan; "sosyalizme gerçekten inanan hiç kimse kalmadı artık"