şükela:  tümü | bugün
  • cakein love you madly adli parcasinin bir dizesi..
  • philadelphia filmi için indigo girls yorumlamistir.
  • tersi de mevcuttur;

    whatever you say it's alright
    whatever you do it's all good
    whatever you say it's alright
    silence is not the way
    we need to talk about it
    if heaven is on the way

    (bkz: letting the cables sleep)
  • everything but the girl kavırı orijinalinden daha güzeldir.
  • terrence real'in türkçe'ye erkekler ağlamaz adıyla çevrilmiş erkek depresyonuyla ilgili kitabı. genel olarak kitaptan çıkardığım notlar ise şu şekilde:

    dışarıdan bakıldığında depresyon genellikle kadınlar için kullanılan bir kelime. bu yüzden de erkeklere bu kadınsı kelime utanç veriyor. depresyondayım diyen bir erkek çoğunlukla sosyal hayatından dışlanıyor ve kadınsı bulunarak dalga geçiliyor. bu da erkekte depresyonunu bastırma yani örtülü depresyon olarak baş gösteriyor. kısaca erkek önce depresyonda olduğunu kabullenmeli, depresyonunu açık hale getirmeli. sonrasında bu açık depresyona çözüm bulunmalı.

    kadınlar depresyonu içselleştirirken, erkekler ise dışa vurmayı tercih etmekte. yani depresyondaki bir kadın intihara meyilliyken, erkek şiddete meyilli. hooop konu geliyor kadına şiddete! yani gördüğümüz duyduğumuz bu kaba saba şiddete başvuran adamların hepsi depresyonda diyebiliriz.

    aslında kız da erkek de doğduğunda aynı duygusal yapıda. ancak erkek olan güçlü olmalısın, erkek gibi olmalısın diye büyütüldüğünden duygusal yanları bastırılmaya çalışılıyor. büyüme aşamasında erkek çocuk genelde babası tarafından annesinden koparılmaya zorlanıyor, bu da babaya karşı duyulan ilk öfkeyi çıkartıyor ortaya. bu bağın sert bir şekilde koparılması kadar hiç gevşetilmemesi de problemlere neden olabiliyor.

    erkekte depresyon madde bağımlılığı, kişi bağımlılığı, sevgi bağımlılığı, aktivite bağımlılığı getirebiliyor...

    işkoliklik bile bir depresyon belirtisi. erkek duygusal problemlerinden kaçma yolu olarak işini ve işindeki problemleri kullanıyor. depresyondaki erkek, hayata dair bir şeyler sorulduğunda sadece işiyle ilgili şeyler söylüyor. işinde başarılı ancak mutsuz aile ilişkileri olan erkeklerse problemi iş boşanma aşamasına geldiğinde fark ediyor. (ya da kabullenmeyip fark edememeye devam ediyor.)

    depresyon kadınlarda utangaçlık olarak ortaya çıkarken, erkekte ise kibir olarak baş gösterebiliyor. -kibir ise değersizlik duygusunu saklamak için narsistik bir savunma mekanizması-

    erkekler en çok korkak olarak adlandırılmaktan korkuyor. bu da güç göstermek adına saçma sapan şeyler yapmalarına sebep oluyor.

    ilişkide ise erkek aslında boğulmaktan çok kadının kendi yerine geçmesinden korkuyormuş. yani bilinçaltında erkek karar veren, baskın taraf olmak istiyor. -hanımların dikkatine-

    depresyon ise bir miras gibi babadan oğla geçiyor. yani nesillerden biri hadi ben bu depresyona çözüm bulayım demediği sürece, nesillerden nesillere akıp gidecek. ek olarak; anne ve babanın çocukla ve birbirleriyle iletişimi de önemli bir etken. anne baba birbirlerinden fiziksel ve duygusal anlamda uzaksa, bu çocuğa da yansıyor. ya da anne baba çocuğu büyütürken çocuğun üzerinde çok fazla baskı kurmuşsa bu da depresyona sürükleyebiliyor.

    ebeveynler çocuklarının özsaygı kazanmalarını sağlamalılar. onları uysal, evcil vs. gibi kelimelerle tanımlamamalılar mesela.

    vesaire vesaire... çok fazla notlar alınabilecek bir kitap. özetle erkek önce depresyonunu kabullenmeli, sonrasında iletişimle çözülmeye çalışılmalı.

    bu kitabı okuduktan sonra ileride oğlum olursa diyerek olga silverstein'in the courage to raise good men kitabını kitaplığıma eklemeye karar verdim. kenarda dursun..
  • rod stewart'in muhtesem parcasidir. 1975 yilinda cikardigi atlantic crossing albumunun en leziz sarkisidir. rod stewart repertuarinin en iyi sarkilarindan da tekidir. sarkinin yazari ise 1972 yilinda olen danny whitten'dir.