şükela:  tümü | bugün
  • filmde pasolini'yi geoffrey chaucer rolünde görebilirsiniz...
  • pier paolo pasolini nin kendisini geoffrey chaucer olarak gosterdigi, hikayeleri dolayli degil dogrudan anlatan uclemeden biri.. ki digerleri decameron ve arabian nights dir.
  • pier paolo pasolini'nin hayat üçlemesinin ikinci filmi. geoffrey chaucer'in aynı adlı yapıtını* sinemaya uyarlayan pasolini sadece uyarlamakla kalmayıp kendine has yorumlarını da katmıştır filme ve sadık bir uyarlama izlemeye gidecek olan sinemaseverleri şoka uğratmıştır. filmde pasolini de rol almış ve chaucer in kendisini oynamıştır. filmin sonunda da dendiği gibi "sadece anlatmanın zevki için anlatılan hikayeler" bütünüdür film ve gayet eğlencelidir.
  • yirmialtinci uluslararasi istanbul film festivalinde pasolini retrospektifi bölümünde gösterilen filmdir ayrıca. 2 nisan rexx sineması gösteriminde bazı festival izleyicilerinin filme ayak uyduramama ve salonu oflayıp puflamalar arasında terk edişleri gözlenmiştir. sırf 2.5 ytl diye de öyle her filme gelinmez di mi ama sevgili tipik festival izleyicisi.
  • aykırı şair, roman yazarı, ressam, düşünür ve yönetmen pasolini ortaçağ üçlemesinin ikinci filminde ( üçlemenin ilk filmi decameron üçüncü filmi ise 1001 gece masallarıdır) hedef olarak il decameron da olduğu gibi kiliseyi, inancı, papazları kısaca hıristiyan öğretisini hedef almış.

    canterbury’ye yola çıkan keşiş kafilesi yolun uzun olacağını düşünerek keyifli zaman geçirmek amacıyla bir hikaye yarışması düzenlerler ve biz bu noktadan itibaren pasolini’nin kendisinin canlandırdığı keşişin hikayelerini izlemeye başlarız. sanırım 7 veya 8 kısa öyküden oluşuyor filmimiz. hepsinde papazlar, kilise, inanç eleştirilirken aynı zamanda insani hırslarımız içimizde barındırdığımız kötülükler de masaya yatırılıyor ve hınzırca topyekün hepsiyle dalga geçiliyor. hikayelerde insanın özünde kötü olduğuna, güvenilmez, entrikacı, menfaatçi olduğunun altı çizilirken, bunu kiliseyi de arka pencereden vererek aktarması pasolini’nin hayata bakışının da bir temsili resmi olduğu izlenimini doğuruyor.

    pasolini öykülerini aktarırken bunu olabildiğince erotik bir şekilde sunmaktan da geri kalmamış, insan bedenini öykülerinin hepsinde başrole koyarak çıplaklığın, tek saf noktamız olduğunun altını kalın puntolarla çizmiş...

    pasolini filmlerinde, cinselliğin insan hayatında önemli kabul edilebilecek her şeyden daha üstün olduğunu, insanın cinselliğe ulaşabilmek için bütün değerlerini sıfırlayabileceğini ( ki öykülerde bunu sıklıkla görüyoruz) bu da zaten insanın özünde değersizlikler yumağından başka bir şey olmamasından kaynaklandığını defalarca vurguluyor. bu filmde de insanın işte bu yönlerini ve zaafları anlatılıyor ... pasolini tutkunlarınıa sevenlerine ilaç gibi gelecek bir çalışma...
  • i racconti di canterbury'nin iki artısı var: olağanüstü müzikleri ve en azından görüntü yönetmenliğinde belli bir sınırın üstünde durabilmesi..

    finaldeki cehennem sahnesiyse olağanüstü misal.. keşke sadece orada geçen bir film çekseydin de, sosyal mesajlarını kendine saklasaydın chaucer-rolüne-illa-bürünmeye-çabalayacağına-pasolini diyorsunuz.. dedim..
    (http://yucitek.blogspot.com/…nti-di-canterbury.html)
  • 1972 altın ayı sahibi filmdir.
  • filmin sonundaki cehennem tasviri gördüğüm en eğlenceli cehennem tasvirlerinden birisi. ve sadece 1.5 dakika sürüyor. pasolini kırbacı hak ediyorsun *