şükela:  tümü | bugün
  • milas'tan yakla$ik 27 km uzaklikta bulunan, az bilinen tarihi mekan.
  • bir keresinde profesyonel bir müzisyen, iasos'u ziyaret etmiş ve burada, bir resital vermiş. tam gösterinin ortasında, balık pazarının açıldığını işaret eden bir çan çalmış ve elleriyle kulaklarını kapatmış oturmaya devam eden yaşlı bir adam haricinde dinleyicilerin hepsi orayı terk etmiş. bunun üzerine müzisyen, yaşlı odama yaklaşarak "bana verdiğiniz onurdan ve sanatıma gösterdiğiniz saygıdan dolayı size teşekkür etmeliyim efendim; çünkü çanın sesini duyunca herkes aceleyle gitti" demiş. yaşlı adam, "nee, çanın çaldığını mı söyledin" diye sorunca, "evet, neden" demiş müzisyen ve bunun üzerine yaşlı adam da "o zaman müsaadenizle" diyerek hemen orayı terk etmiş.

    strabon bu hikayeyi şehrin karakterini tarif etmek için anlatmıştır; çünkü topraklar verimsizdir ve yaşamın gerekleri deniz tarafından karşılanmaktadır. balığın şimdi olduğu gibi o zaman da bol olduğuna, koyun başındaki büyük dalyan şahittir. bugün büyük ölçüde tarıma elverişli hale getirilmiş olan ve güllük'ün kuzey doğusunda yer alan sarıçay'ın ağzındaki geniş bataklık, antik dönemde denizdir; bir yazıtta, iki iasos vatandaşının, büyük iskenderi şehrin sahip olduğu küçük deniz'i restore etmeye ikna ettikleri kaydedilmiştir; sözü edilen bu yer hiç şüphe yok ki şimdi bataklık olan bölgedir. şehir için balıkçılık çok önemlidir ve bu iki vatandaş, vergiden muaf tutulmanın yanı sıra, tiyatroda en sıradan yer verilerek ödüllendirilmiştir. m.ö. 4. yüzyılda bir gastronom (yemek sanatından anlayan kişi), iasos'a gidenlerin orada çok büyük karidesler bulabileceğini, fakat bunların pazarda nadir görüldüğünü söylemiştir; aynı şekilde bugün de, güllük'e gidenlere akşam yemeği için kaçınılmaz surette balık sunulacaktır...

    yunan kuruluş efsanesine göre iasos, argos'tan gelen peleponnessoslular tarafından kolonize edilmiştir. onların bu gelişine karşı konulamamıştı ve karia'nın yerel halkı, bu işgalden dolayı çok eziyet çekmişti ki sonunda çareyi miletos'un kurucusu olan neleus'un oğlundan yardım istemekte bulmuşlardı. bu sefer de şehir, miletoslular'ın akınıyla dor yerine ionlulaşmaya başlamıştı. argoslular tarafından yapılan yerleşim, büyük olasılıkla tarihe uygundur. homeros, argos'a iason sıfatını vermiştir ve peleponnessos 'ta iasos adında küçük bir şehir vardır. kolonicilerinin liderinin adının da, sonradan iasos olduğu tahmin edilmektedir ve bu kişi, iasos paralarının üzerinde kurucu sıfatıyla tasvir edilmiştir; bu ilginç durumla ilgili, onun alışık olunduğu gibi mitolojik bir kişi olarak kabul edildiğinden başka çok az delil vardır. yapılan son kazılarda, orta bronz çağı tabakalarındaki yapıların içinden çok sayıda minos seramiği ele geçmiştir; bunlar, miletos'ta da olduğu gibi, girit'le bir bağlantıları olduğuna dair arkeolojik kanıttır... strabon iasos'un anakaraya yakın bir adanın üzerinde yer aldığını söyler. bugün bu ada, sığ bir kıstakla anakaraya bağlanmıştır ve antik dönemde de böyle olması pekala mümkündür; ada kelimesi, bazen de bir yarımadayı belirtmek için kullanılmıştır. eskiler için iasos, tüm görünümüyle bir ada -şehirdir ve anakarada, 3.22 km uzunluğundaki bugün de ayakta olan tahkimat duvarlarından başka hiçbir şey yoktur... yunan yerleşiminin adada olduğu kesindir. önceleri, şehrin m.ö. 5.yüzyıla kadar anakarada, güzel duvarlarla korunan alanda olduğu ileri sürülmüştür; fakat adada arkeologlar tarafından bulunan yapılar ve seramikler, şehrin myken hatta çok daha erken dönemden antik dönemin sonuna kadar burada yerleşmeye devam ettiğini göstermiştir... neleus'un oğlunu da içine alan kuruluş efsanesi, argos kolonizasyonunu (m.ö. olmalı, b.n.) 9. yüzyıl civarında bir yere yerleştirir. arkeologların keşifleri, bu kolonizasyondan çok uzun bir süre önce şehirde medeni bir yerleşimin olduğunu gösterir; yunanlılar'ın gelişine çok içerlemiş ve şiddetle karşı koymuş olmalarının sebebi bu olmalıdır.

    bundan sonra , şehir hakkında m.ö. 5. yüzyılda delos birliği'ne kaydedilişine kadar hiçbir şey bilmiyoruz. birliğe ödediği vergi miktarı, aynı mylasa gibi, bir talent olarak belirlenmiştir. m.ö. 425 yılında, vergi miktarları yeniden gözden geçirildiğinde, iasos'un ödeyeceği miktar da üç talente çıkarılmıştı; fakat bunun gerçekten ödenip ödenmediğini bilmiyoruz. m.ö. 412 yılında şehir, büyük bir felaketle karşı karşıya kalmıştır. o sıralarda spartalılar ve persler birleşerek atinalılar'a karşı harekete geçmişti; halbuki, hâlâ atinalılar'ın müttefiği olan iasos'u, büyük krala karşı ayaklanan pers soylusu, amorges ele geçirmişti. bunun üzerine satrap tissaphernes, sparta amiralini iasos'a saldırması için ikna etmiştir. gelen gemileri atinalılar zanneden iasoslular, büyük bir sürprizle karşılaşmışlar ve şehirleri ele geçirilerek yağmalanmıştır. tukidides, kasaba eskiden beri zengin olduğu için yağmanın çok bereketli olduğunu söyler. bir talent vergi büyük bir zenginlik işareti olarak görünmese de, tuzlu balık ticareti, klasik dönem yunanistanı'nda çok kârlı bir iştir ve yakın zamanda yapılan kazılar, zenginliğin derecesini gözler önüne sermektedir. şehir -her ne kadar tukidides kasaba ya da yer dese de- işgal edildikten sonra amorges ve köle ya da hür tüm esirlerle birlikte tissaphernes'e teslim edildi; tissaphernes de esirlerin her biri için bir altın stater ödemeyi kabul etti.
  • iasos yillardir italyanlar tarafindan kazilmaktadir. ancak aktif kazilar ozellikle 1960'larda yapilmis, su an gorulen pek cok yapi da bu donemde ortaya cikarilmistir. son yillarda italyanlar aktif kazilardan daha ziyade sondaj acmalari ve malzeme calismalari ile ugrasiyorlar. iasos sanildigi gibi cok da kucuk olmayan bir kent. yapilar yogun olarak agoranin icinde kumelenmisler ancak agoranin bulundugu terasin diger tarafinda, (eger surekli onunuze cikan inek guruhlarini kazasiz belasiz gecebilirseniz tabii) tiyatro ve sur duvarlari civarinda daha pek cok yapi kalintisi mevcut. bir de tabii unutmadan iasos'a varmadan ana yolun ic tarafinda balik pazari var ki burasi asil olarak iasos'dan cikmis eserlerin sergilendigi bir muze, hatta binanin ortasinda roma doneminden kalma bir anit mezar bulunmakta. yani iasos gidilip gorulmeli akabinde de kiyikislacik'da balik yenilmelidir.
  • (bkz: kiyikislacik)
  • kurulduğu tepeye karşı, iki anıt mezar arası bir yerden denize girip; küçük koyu kapayan dalyanın ucuna neredeyse dokunduğum; bodrum türbükü nde hoydada hoydada biiçlerde salınmayı iş bilenlerin gitmeye üşeneceği yerdir ama da mutlaka görülmesi gereken..
  • asıl adının iassos olduğu,tüm kayıtlarda iassos diye geçen adının ''toprak ana kenti'' anlamına geldiği antik yerleşim birimi.

    kalıntıları olan liman, tiyatro , meclis, agora ve tapınakların bir kısmı bugüne kadar yapılan kazılarda ortaya çıkarılmış ve mezarlara, kapı ve su kemerlerine de rastlamanız mümkün olan antik şehir.

    kıyıkışlacık olarak bilinen köye çok yakındır. hatta kıyıkışlacık köyü, bu tarihi şehrin bir kısmının üzerine inşa edilmiştir. hatta ve hatta, iasos ve kıyıkışlacık aynı yerleşim birimleridir. kıyıkışlacık, iasos'un antik olmayan adıdır.
  • kazı ekibinin yazdığı kitaplar iasos'la ilgili detaylı bilgi verir.
    http://www.netkitap.com/arabul2.asp?kisiid=25006

    eylül ayında düzenlenen “karia, karialılar ve mylasa” sempozyumunda karia hakkında çok şey tartışıldı ve bizzat kazı başkanı fede berti'den iasos kazısını öğrenmek, birlikte balık pazarını ve antik şehri gezmek bir ayrıcalıktı. tabletleri çözme işlemi hala devam ediyor, işi bitenlerden birinin mısırla yapılan ticareti ve anlaşmaları anlattığı belirlenmiş. ev kapısı şeklinde, mükemmel bir şekilde taşa oyulmuş mezar taşları ise balık pazarındaki en ilginç sergi elemanı bana göre. balık pazarı aslına uygun olarak restore edilmiş görülmesi gereken bir yer. küçük parçalar çalındığı için burada sergilenemiyor, kalanları milas müzesinde görmek mümkün. tepedeki antik tiyatroya ise sadece manzarayı yukarıdan görmek için çıkılabilir, yukarıda kayda değer bir şey yok. şehir kalıntılarında santorini yanardağına ait olduğu tespit edilmiş, rüzgarla taşınmış olduğu tahmin edilen beyaz bir tabakaya rastlanmış, bu görülebiliyor.

    http://www.milas.bel.tr/…aber_detay.php?id=759&k1=0

    http://www.milasonder.com/…ask=view&id=578&itemid=1
  • aslında ada olan iasos kazı yapan italyanlar tarafından doldurularak yarım ada haline getirilmiştir. ayrıca efsaneye göre iasos tiyatrosundaki oturma taşlarının ve sur taşlarının 1887 yılında yapılan istanbul limanı yapımında kullanılmıştır
  • bodrum milas uluslararası havalimanı'ndan kuzeybatı yönünde kalkış yapan bir uçağın sağ tarafında oturursanız, kalkıştan yaklaşık 10 saniye sonra sağ alt tarafınızda bu antik kenti görebilirsiniz.
  • şuanda tatilimi geçirdiğim; sessiz, huzurlu koy.
    iş bu entry yazarken dolunayın müthiş görüntüsünü anlatmak isterim ama anlatamam.
    cırcır böceği gecenin ahenkli bir şekilde sessizliğini bozuyor. huzur, sakinlik, kalabalıktan uzak bir eylül ayı tatili için en ideal yer sanırım.

    hakkında biraz bilgi verecek olursak;
    iasos karya ve yöresinin en eski şehirlerinden biri olan iassos bugün güllük körfezinin kuzey kıyısındaki kıyıkışlacık (kurin) köyüdür.

    ıassus'a arabayla, izmir'e giden anayoldan sapılır ve karakuyu köyünün içinden geçilerek varılır.

    diğer bir yol da, öğlen, sakin güllük limanında yenilen balıklardan sonra, ucuz bir tekne kiralanarak, yarım saatlik bir yolculukla güllük körfezi karşısındaki ıassus harabelerine ulaşmaktır. tarihçiler, argos'lu peleponezliler'ı, m.ö.9. yüzyılda iassus'u buldukları için, şanslı görürler. buraya daha sonra ionyalılar yerleşmişler, sonra da şehir delya konfederasyonu üyesi olmuştur. ispartalılar iassus'luları kovdular, sonra da şehri perslere (eski iran) verdiler. kral mozolus hükümdarlığı sırasında burayı denetimi altına aldı ve şehir tuzlu balık endüstrisiyle zenginleşti.

    ıassus'un ne kadar büyük olduğunu bilemiyoruz, çünkü kıyıkışlacık köyü şu anda onun bir kısmının üstünde kuruludur. ancak vergi kayıtlarının gösterdiğine göre, bir çok yüzyıl önemli ve zengin bir şehir olmuş. bilinmeyen nedenlerle düşüş göstermiş ve roma imparatorluğu zamanında da sınır gümrük istasyonu olarak işlevini sürdürmüş.

    italyan gruplar iassus'ta geniş çapta kazılar yaparak, tarihinin pek çok yönünü ortaya çıkardılar. bu hoş ağaçlık mekânın en göze çarpıcı yanı, kral mozolus'un yaptırdığı düşünülen, şehrin bir kısmının etrafındaki, iki kilometre uzunluğundaki duvardır. iyi korunmuş bir mozole yeniden 960 cm. yüksekliğinde inşa edilmiştir ve bugün çevredeki buluntular burada saklanmaktadır. bunlardan başka yer altından çıkarılanlar; bir tiyatro, bir bizans kalesi ve duvarları boyalı, yerleri mozaik bir roma evidir. tepenin doruğundaki bir kalenin ise rodos şövalyelerinden kaldığı sanılmaktadır.

    bu ilginç yöreye yapılan bir turdan sonra, sakin ve garip bir köy olan kıyıkışlacık'ta öğleden sonra denize girmek veya tenhada güneş banyosu yapmak ve belki de deniz kenarındaki restoranlardan birinde bir akşam yemeği yemek mükemmel olur.

    iassos,kıyıya çok yakın,kayalık küçük bir ada ile bu adanın karşısındaki alanda kurulmuştur.adanın çevresi 2,5 km,yüksekliği 70 m dir.zamanla ada,karayla birleşerek yarım ada halini almıştır.

    iassos’un yunanistandan gelen göçmenler tarafından kurulduğu ve yörede bulunan sikkelerde,sakallı bir kişinin başı üzerinde “kurucu iassos”diye yazdığı bilinmektedir.

hesabın var mı? giriş yap