şükela:  tümü | bugün
  • 1292'de şam'da doğan ve 50'nin üzerinde eser veren bir mutasavvıf. (bkz: sabredenler ve şükredenler)
  • dört-beş sene evvel, bir eseri faydalar başlığıyla şule yayınevi tarafından çevrilmiş ancak birtakım aksilikler nedeniyle yayınlanamamış alim.
  • selefi ve vahabi çevreler tarafından çok övülen, hocasının* bazı bozuk düşüncelerini devam ettiren alim.

    http://denizbalaban.blogspot.com.tr/…selefiler.html
  • aşıklar kitabı diye türkçeye kazandırılmış süper bir eseri vardır. asıl adı ravdatul muhibbin ve nuzhetul muştakin, yani sevgililerin bahçesi ve özleyenlerin gezintisi'dir.

    adına bakıp aşk meşk okuyacağız sanarsınız sonra ilk üç dört bölümde aşkın ansiklopedik incelemesini bulursunuz. buraya kadar hala sıkılmadıysanız, aşkın ne zaman zararlı olduğunu falan okuyunca, sağ gösterip sol vuran bu kitapla daha fazla alakadar olursunuz zira nasıl aşık olunmaz, insan neden aşık olmamalı gibi sorulara cevap çok net ve akla uygun olarak cevaplandırılmıştır. bazı bünyelerde hemen teheccüde yönelip güzelleşmenin yollarına da gidildiği de görülmüştür
  • orhan pamuk'un "benim adım kırmızı" romanında "enişte" karakterinin okuduğu kitabın* yazarı.

    hakkında bir yazı için; bkz
    *
  • ibnu'l-kayyim el-cevziyye'nin adı muhammed, künyesi ebu abdillah, lakabı şemsuddin, unvanı zür'i'dir. babasının adı ebubekir ibnu eyyub'dur. şam'da doğdu. babası cevziyye medresesi'nin kayyımı olduğu için kendisi ibnu'l-kayyim el-cevziyye diye tanınmıştır.

    ilmi tahsili ve derecesi

    öğrenim hayatına babasından aldığı derslerle başlayan ibnu'l-kayyim, mecduddin ebu bekir ibnu muhammed et-tunusi ve muhammed ibnu ebi'l-feth el-ba'lebeki'den arap dili ve edebiyatı, şafii alimi safiyyuddin el-hindi'den kelam ve usul, mecduddin ismail ibnu muhammed el-harrani ile takıyuddin ibnu teymiyye'den fıkıh okudu. fıkıhta asıl hocası ibnu teymiyye olup onun birçok eserini bizzat kendisinden okuma imkanı buldu. ibnu'l-kayyim birçok hocadan ders almış olsa da onun üzerinde en çok etkisi bulunan kişi 712 yılında mısır'dan dönmesinden ölümüne kadar (728) sürekli beraber bulundu ibnu teymiyye olmuştur. hatta ibnu'l-kayyim'in ilmi birikim ve şöhretini büyük ölçüde ibnu teymiyye'ye borçlu olduğu söylenebilir. gerçekten de bu ikisi örneği az rastlanan bir hoca-talebe ilişkisi sergilemişlerdir. ibnu'l-kayyim, hemen her zaman hocası ibnu teymiyye ile birlikte anılmakta ve ona olan aşırı sevgi ve bağlılığı özellikle belirtilmektedir. bu bağlılık, hocasının eserlerini tehzib ve görüşlerini yayma konusundaki çabalarında ve yazdığı eserleri büyük çoğunlukla hocasının görüşlerini açıklamasına hasretmesinde açıkça görülmektedir.

    ibnu'l-kayyim, salt bir taklitçi olmayıp delile göre davranmayı ilke edinmekle beraber hocası gibi genelde hanbeli mezhebinin usul anlayışı çerçevesinde hareket etmiş, özel olarak da ibnu teymiyye'nin görüşleri doğrultusunda tavır sergilemiştir. bunun için ibnu teymiyye ile birlikte selefiye ekolünün bayraktarı kabul edilmiştir.

    yeni hanbelilik veya selefilik diye adlandırılan akımın önde gelen ismi olması dolayısıyla ibnu teymiyye'nin, memlük idarecilerinden gördüğü baskılar büyük oranda talebesi ibnu'l-kayyim için de söz konusudur. gerek ibnu teymiyye'yle bulunması gerekse bazı görüşleri sebebiyle yöneticilerle arasının pek iyi olmaması sebebiyle ibnu'l-kayyim, biri hz. ibrahim (a.s.)'ın kabrini ziyaret etmek amacıyla yolculuk yapılmasına karşı çıkması yüzünden olmak üzere birkaç defa hapsedilmiştir. hicri 726 yılında ibnu teymiyye ile birlikte dımeşk kalesine hapsedilmiş, muhtemelen ibnu teymiyye kadar tehlikeli görülmediği için hocasının ölümünden sonra serbest bırakılmıştır.

    hafız ibnu receb onun ilmi derecesi hakkında şunları söyler: "o bütün islami bilgilerde yetenekliydi. fakat tefsir kolunda onun bir benzeri yoktu. usulu'd-din konusunda da en yetkili kişilerdendi. hadis, hadis-fıkıh ve hüküm çıkarmadaki inceliklerde ona denk biri göze çarpmıyordu. fıkıh, usul-i fıkıh, arapça ve kelam ilminde de üstün bir seviyeye ulaşmıştı. tarikat ilmine ve tasavvuf ehli kişilerin işaret ve inceliklerine de haylice vakıftı. ben, kur'an ve sünnetin ne demek olduğunu, inceliklerini ve iman gerçeklerini ondan daha iyi bilen birini görmedim. o kusursuz, günahsız değildi. ama ben bu özelliklere sahip onun gibi birini görmedim."

    allame zehebi (öl.748) de şöyle der: "ibnu'l-kayyim, hadis metinlerini ve hadis ricalini bilmeye çok ilgi duyar, bunlarla çok daha fazla ilgilenirdi. fıkıh incelemeleriyle de çok meşgul olurdu. çok geniş ve detaylı bir şekilde yazarak arapça dilbilgisini öğrenmekte, fıkıh ve hadis usulünde çok maharetliydi."

    ilmi faaliyeti ve metodu

    ibnu'l-kayyim, ibnu teymiyye'nin başlattığı ıslah çabasına katkı sağlamayı, bu çabayı devam ettirmeyi hedeflemiştir. adalet ve toplum yararı temeline dayalı dini ve içtimai ıslah projesi sayılabilecek bu çabanın esasını selefin yöntemi olarak gördüğü kitap ve sünnetin hakemliğine baş vurma, şeriatın ruhunu anlama, toplumsal olguları bu bağlamda dikkate alıp değerlendirme ve buna bağlı olarak taklidin yol açtığı fikri donuklukla mücadele etme oluşturmaktadır. bu noktada ibnu'l-kayyim özellikle akidenin selef mezhebine dönülmek suretiyle ıslahı, taklide karşı fikir hürriyetinin hakim kılınması, dini oyuncak haline getirenlerin uydurdukları hilelerle mücadele ve şeriatın ruhunu anlama gibi hususlar üzerinde durmuştur.

    ibnu'l-kayyim'in yönteminin genel çizgileri "orta yol üzere olma", "gelenekçilik" ve "anlamcılık" olarak ifade edilebilir. onun orta yolcu tutumunun sonuçları itikad, usul ve fürua dair görüşlerinde açıkça görülmektedir. bu anlayışı islam dinini diğer dinler arasında ve ehli sünnet'i diğer mezhepler arasında konumlandırırken de göstermiştir. ona göre müslümanlar diğer din mensupları arasında ortada oldukları gibi, ehli sünnet de diğer mezhepler arasında ortadadır.

    ibnu'l-kayyim, bir ıslah iddiasıyla yola çıktığı için onun fetvalarında toplumsal bozulma noktalarını, döneminde ortaya çıkan bidat ve hurafeleri tespit etme imkanı bulunabilir. bu tavır onun aynı zamanda selefi tutum ve yönteminin de tabii sonucudur. nitekim kabir ziyaretinin esasen meşru olduğu kanaatini taşımakla beraber özellikle bazı salih kişilerin kabrini ziyaret amacıyla yola çıkılmasını caiz görmez.

    ibadet ve takvası

    hafız ibnu receb anlatıyor: "o, çok ibadet eden ve gecelerini çok uyanık geçiren biriydi. namazları uzun ve huzur dolu olurdu. her zaman zikreden, çalışan, uğraşan biriydi. onda allah sevgisinin bir coşkusu ve cezbesi, kulluğun özel bir hali vardı. yüzünde ilahi huzura yönelme, yoksulluk, acizlik ve boynu büküklüğün nuru görünürdü. bu hal içinde ben onu başkasına benzemeyen bir insan olarak gördüm. birçok kez hacc yaptı. bir süre mekke'de kaldı. mekkeliler onun çok ibadet edişinin ve çok tavaf edişinin insanı hayrete düşüren hallerini anlatmaktadırlar."

    allame ibnu kesir (öl. 774) de kendi tarih kitabında şöyle yazıyor: "hafız ibnu'l-kayyim çok sevimli bir insandı. ne kimseye hased eder, ne eziyet eder, ne bir kimsenin ayıbını ortaya çıkarır, ne de bir kimsede kusur arardı. ben onun en yakın arkadaşı ve sevdiği biriydim. bizim zamanımızda dünyada ondan daha fazla ibadet eden ve daha çok nafile ibadet yapan biri var mıydı bilmiyorum? namazını uzun uzun kılar, rüku ve secdelerini çok uzatırdı. bazı kereler dostları ona kızarlardı ama o bunu terk etmezdi. sözün kısası şu ki o, genel olarak bütün yönleriyle kendisine benzer kimse az olan biriydi."

    vefatı

    hicri 13 recep 751 (16 eylül 1350)'de çarşamba gecesi vefat etti. bir gün sonra öğle namazını müteakip cami-i kebir'de cenaze namazı kılındı ve babu's-sag'li mezarlığına defnedildi. allah rahmet eylesin ve derecesini yükseltsin.

    eserleri

    herhangi bir ilimde otorite sayılmasa da kelam, tefsir, hadis, fıkıh ve usul-i fıkıh'ta derinleşmiş olan ibnu'l-kayyim'in kaynaklarda 100'e yakın eserinin adı geçmekte olup bunların önemli bir kısmı gerek onun ilginç kişiliğini, gerekse hanbeli mezhebinin tarihi birikimini gün ışığına çıkarma yönünden çağımızdaki insanların istifadesine sunulmuştur.

    onun eserleri metotlu oluş ve tertipli yazılış bakımından hocası hafız ibnu teymiyye'nin eserlerinden daha üstündür. bunun dışında onun kitaplarında tasavvuf tatlılığı, akıcı ifade ve insan ruhuna işleyicilik daha çok bulunmaktadır. herhalde bu onun tabiatının ve ruhi yapısının bir sonucudur. onun ruhi yapısında celalden (otorite) çok cemal (hoşgörü) vardır.

    eserlerinin çok olması nedeniyle hepsinin ismini zikretmemiz mümkün değildir. ancak her ilmi disiplinde önemli olanların isimlerini zikretmekle yetineceğiz.

    akaid:

    1-el-kasidetu'n-nuniyye: ehli sünnet akaidine ait 3000 beyit içermektedir.

    2-er-ruh: ağırlıklı olarak rüya, ölümle kıyamet arasındaki süre, kabir hayatı ve ruh konusunu ele alır.

    3-hidayetu'l-hayara

    ahlak ve tasavvuf:

    4-medaricu's-salikin

    5-ravzatu'l-muvakkiin 'an rabbi'l-alemin

    6-ahkamu ehli'z-zimme ve'l-fürusiyye

    7-hükmü tariki's-salat

    tefsir:

    8-et-tibyan fi aksami'l-kur'an

    9-esmau'l-kur'an

    10-tefsiru'l-fatiha

    11-tefsiru'l-muavvezeteyn

    hadis:

    12-tehzibu sünen-i ebi davud

    13-el-menaru'l-münif

    zadu'l-mead:

    hz. peygamber (s.a.s.)'in hayatı, günlük yaşayışı ve uygulamalarından çıkarılan dini, ahlaki, hukuki vb. hükümlerinin yer aldığı ansiklopedik mahiyette bir eserdir. eser, siyer, hadis, fıkıh, kelam, tasavvuf ve ihsan kitabıdır. amel ve ıslah bakımından ihyau ulumi'd-din'den sonra belki de böyle çok yönlü bir kitap yazılmamıştır.

    islam ansiklopedisi, tdv, c. 20, sh. 109-117
  • cilt cilt tefsir edilebilecek mevzûları tek bir cümle ile anlatabilen fakihler fakîhidir:

    "insanıî mükemmelliğin esâsı şu iki şeydir: hakkı batıldan ayırt etmek ve hakkı batıla tercih etmek."

    (ibni kayyım el-cevziyye)
  • "adalet merhametin halifesidir."

    sözünün sahibi.
  • kaza ve kader kitabında oldukça uçuk sayılabilecek hadis olduğunu belirttiği sözler mevcut. bunlardan biri şöyle ki; alah, adem'i yarattıktan sonra onunla konuşmaya başlar. adem davud'u ruhlar aleminde görür ve benim ömrümden ona kırk yıl ver der. allah bunu kabul eder. sonrasında öleceği gün geldiği vakit adem, biraz daha yaşamam gerekiyordu der ve melek sen onu davud'a vermiştin der ve adem bunu inkar eder.
    -ebu hureyre rivayeti-

    ya geçmiş zamanlarda kafalar güzeldi ya da güzelin sadece kafası vardı diyerek yorumlamak istiyorum mevzuyu.