şükela:  tümü | bugün
  • sahada maç izleyen tüm seyircilerin hep bir ağızdan söylediği ender tezahuratlardan biri.yine bir beşiktaş gençlerbirliği mücadelesinde* sarfedilmesi akıllara "ulan hakemler beşiktaşı mı kolluyor,ulan yoksa yalan mıydı o galatasaray maçı,yoksa aziz başkan para mı yedirdi" gibi soruları getiriyor.
  • santimetrekareye düşen hakaret ölçüsü en yüksek tezahüratlardan biri.
    her küfürde az buçuk bulunan mantıksızlık bunda tavan yapmıştır..
    bir kurum nasıl ibne olur, hakemlerin hepsi mi orospu çocuğu...
  • sert bir isyan uranidir.
    icerdigi agir cinsiyetci dil arizalidir, ama kufrun isci sinifi agzinda acan bir gul oldugunu unutmamak gerek.

    abdulcanbaz'in eski bir oykusunu animsiyorum.
    --- spoiler ---
    abdulcanbaz'in eski bir dostu kadincagiz, artik yaslanmistir.
    calistigi genelevde daha fazla yipranmasina abdulcanbaz'in gonlu razi olmaz.
    tanidiklari sorusturup, bir zengin bezirganin** koskunde namusuyla temizlikcilik, hizmetcilik edebilecegi bir is ayarlar.
    ayarlar ayarlamasina da, kadincagiz icin bir umut baslayan bu yeni 'namuslu' yasam hic de oyle umuldugu gibi gitmez.
    kadincagiz koskteki 'namuslu' yasamin icine girdikce, onu garipser.
    koskun her kosesinde ayri ayri dolaplar fir-donmektedir. evin beyinin sayisiz metresleri, haniminin damizlik genc sevgilileri olur. geceleri kimileyin buyuk bey, kimileyin kucuk bey ziyaretine gelmeye baslar. evin kizinin da genelevde bile onaylanmayacak eylemlerine tanik olur.
    genelevdeki tum namussuzluklarin beterlerinin, burada koskte 'namus' kilifi icinde, iki yuzluluk ve yapmaciklikla yasandigini ayrimsar. ustelik burada genelevdeki gibi kurallar raconlar da yoktur, ancak yapilanlarin konusulmasi kesinlikle yasaktir. sovguler, ayip sozler yaptirim gerektirmektedir.
    sonunda pes eder.
    abdulcanbaz'a, "ben genelevde namimla namusumla orospuluk ediyordum. buradaki namussuzluklara ise katlanamiyorum." deyip, eski isine geri doner.
    --- spoiler ---

    fitbolumuzun sahadaki gorunur muktedirleri olan hakemlere ve federasyona karsi bu agiz dolusu sovgulu uran da, bu isyan cigligi da isbu oykuden icredir.
    bunun icindir ki, olanca pislige cirkefe sikeye iliskin yapilanlarin soylenmesi yasaktir ve yapilanlara duyulan ofke kendine sovgu yoluyla cikis buldugunda saha kapatma, para cezasi gibi yaptirimlar getirir.
    cirkefe sovmek yasaktir, ancak cirkefe batmis edimlerin ozneleri bas tacidir.
    medya perdesinin cilaladigi goruntuleriyle bas koselere kurulurlar.
    vatana, millete, spora hizmetlerinden oturu ovgulere erisirler.

    (imdi,
    koca bir ayrac acalim.
    son sike sorustarmasina iliskin.
    bu olan biten musamerede politik gerekceler, guc paylasimi oyunlari, iktidar parmagi aramamak boncedir.
    ayni bicimde, a. yildirim'dan ya da m.a. aydinlar'dan filan ozgurluk kahramani yaratmak, l. ayar'dan gazitici uretmek de akil isi degildir.
    turkiye'de fitbol kirlidir.
    gozle gorunen o ki, bir takim yalniz masa basi oyunlariyla ya da yalniz nitelikli oyuncularla sampiyon olamaz. ikisi bir arada yurumeli, biraz sans da yardim etmeli.
    cok eskilerden, yanlis animsamiyorsam gokhan keskin ya da ali gultiken'in "anadolu'daki futbolun icine girene kadar, takimimizin tum maclarini kendi gucuyle kazandigina emindim" mealli sozlerini kulagimiza kupe etmeli. ki sozu edilen zaman, bu tarz oyunlarin belki bugunki boyutlarina gore cocuk oyuncagi gibi kaldigi ve sozu edilen takimin oyuncu kalitesinin ve sahadaki dizilisinin rakiplerine gozle gorulur bicimde ustunluk kurdugu 90'larin basi.
    gundelik yasamda curume kokusma nasil her yanimiza yoremize sinmisse; fitbol gibi bir ilgi ve cikar odagina bulasmamasi olasi mi?
    bu durumda ne fb, ne gs, ne bjk; ne ts, bursaspor, antepsor, ankaragucu, kayserispor; ne kume dusme cizgisinde savasan takimlar; ne de adi bahis cizelgelerinde gecen takimlar bu curuk kokusu uzerlerine sinmeden kalabilir.
    aydinlar'in ve cogu anadolu kulubu yetkililerinin "yayin gelirleri stadyum hasilatlari dusecek balli borekler kuculecek" gerginligiyle cirpistirdiklari ivedi soylemleri ve kararlari not edelim.
    candar, berkan ve excaliboor orneklemiyle kimi kalemsorlerin ise, bugune dek buyuk politik davalarda haksizliga ugrayip zindana tikilanlardan esirgedikleri ilgiyi ve adalet-severligi kanit-sayarligi bagira cagira gostermeye calismalarini not edelim.
    medya perdesinin agir toplarinin nasil perde onunden kactigini, saklandigini, guclu taraflardan birinden zarar gormemek adina nasil ip canbazi gibi kivrandigini, ya da iyice zivanadan cikip ligtv, fotomac filan gibi amigoluk sapkalari kusandigini not edelim.
    bir kara gulduru filmi gibi belki simdi hepsi.
    ama hersey gecip bittiginde, onumuze yine durust insanlar, namuslu yoneticiler, alni-acik gaziticiler olarak konacaklar.
    o zaman bu notlari acar okuruz.
    ve belki yine kanimiza dokunup da; hakemine de, federasyonuna da, baskanina da, yoneticisine de, gaziticisine de, iktidarina da, muhalefetine de en sunturlusunda dosenecek o isyan cagrilarini tipki bu basliktaki sekil1a gibi savururuz.)

    buraya kadar ulasabilenlerin guclu gozlerini, cocuklugumdan bir ani ile suslemek isterim.
    ufak yaslardan itibaren inonu eski acik'a ugrar oldum ben.
    ilk gidisim, babamin elinden tutup, belki 3-4 yasima karsilik gelir.
    yine o yaslarda sahada kosturanlara bakarken sormus idim babama,
    "su camli yerde ne var?" deyu.
    "seref tribunu" demisti bana.
    "o nea?" diye sordugumda ise,
    arkalardan baska bir amca yapistirmisti yaniti bencegize:
    "serefsizlerin ve serefinden kusku duyulanlarin oturdugu yer!"
  • son olaylardan sonra fenerbahçe tribünlerinde federasyon kelimesinin yerini fethullahın almasını beklediğim tezahürat.

    (bkz: http://haber.sol.org.tr/…-mu-ogun-unal-haberi-26476)
  • beni en cok gulduren tezahuratlardan biridir. bu kadar mi direkt olunur hoca.