şükela:  tümü | bugün soru sor
  • endülüslü hukukcu,edebiyatci,metod bilgini*,muhaddis soy ve secere bilgini,dilbilimci ve şair ibn hazm(993-1064).yaklaşık 1027 yılında güvercin gergadanlığı adında bir kitap yazdı.endülüs'te ve islam dünyasının bellibaşlı merkezlerinde yaşanan büyük aşkları ve aşk üzerine geliştirilen düşünceleri anlatıyor bu kitap.
    kaçınmak başlığı altında yazdıkları aşıkların hallerine ayna tutar:
    'sultanların huzurunda insanların nasıl el avuç ovuşturduklarını gördüm;asi dinsizlerle bir olup büyük günah işleyen suçluların hallerini bilirim.onların hali,öfkeden taşan,kızgınlığı son sınırına varmış,katı bir sevgilinin huzurundaki çılgın aşığın durumundan daha az gösterişsizdir'
    (bkz: cogito)
  • arapların aşk konusundaki en şöhretli bilirkişisi imiş. şöyle demiş :aşk istihzayla başlar içtenlikle sona erer. kendisi zahiriye diye anılan ve islamı daha kolay anlaşılır hale getirmeyi amaçlayan bir mezhebin takipçisiymiş.
    (bkz: theodore zeldin)
  • ask ile ilgili yazi ve cikarimlarinda taraflari asik ve sevgili olan tanimlayan edebiyatci.
  • (bkz: #9521720)
  • kureyşli olmasına rağmen endülüs'te yaşadığı için endülüsî olarak tanınan kurtuba doğumlu bilgin kişi. bir müddet kurtuba'da vezirlik vazifesi üstlenmişse de bu görevden ayrılarak kendini ilmî çalışmalarına vermiştir. zahirî mezhebini endülüs'de sistemleştirmeye ve kolay anlaşılmasını sağlamaya yönelik kitaplar yazmıştır.

    ibni hazm, gelenkesel islam kültürü'nde aşka dair en hudutsuz tanımları yapan alimlerdendir. ona göre aşk; ruhun mahiyetinde - tıpkı güvercinin boynunda ölümüne dek bilmeden taşıdığı halka biçimindeki tüyler gibi*- kul ile kul yahut kul ile yaratıcı arasında varlığını hep sürdürür. eserlerinde, güzellik kavramını hemcinsleri üzerinden tanımlamayı tercih ettiği görülebilir (belki bu, insanî güzelliği yusuf peygamber üzerinden tarif eden kuran'a öykünülerek yapılan bir harekettir). aynı zamanda satır aralarında "günahsız" olduğunu vurgulamaktan da geri durmamıştır.

    ibni hazm'ın kendine has görüşlerle geliştirdiği ekole, çağdaşları, özellikle büyük imamları eleştirdiği için şiddetle karşı çıkmış, hatta onu sapık olarak nitelendirmişlerdi. görüşlerini kabul etmeyen alimler, sultanları ve halkı ona karşı uyarmışlar, defalarca işkence ve sürgüne maruz kalmasına yol açmışlardır. kitaplarının birçok kere toplatıldığı ve meydanlarda yakıldığı rivayet edilir.
  • şimdi tamam gerçekten kızgın adamdır, üzerine daha da gidildikçe durmadan yazmış, düdüklü tencere gibi kabararak beş yüz cildi bulan külliyatı da boşuna bırakmamıştır. şimdi hakkında geleneksel bir şekilde etiketlemek için ilk olarak fırlatılan "insan idrarına pis diyorsun da domuz idrarına pis diyemiyorsun sen şimdi değil mi? ahahahahah" yaklaşımıyla bahis konusu edilir ibn hazm; daha ilk baştan etiketlenir genelde, bu kalsın. kaleminin sertliğini de bir kenara bırakalım ki zaten çağının kanalı bir yarası bu; öyle ki bağdat'ta karşıt mezhepler mahalle ortasında çete savaşı yaparlar, ulema dahi boğaz boğaza gezer, devir entropi devridir. halkın sadece sabah uyandığında "i love the smell of napalm in the morning" demesi eksiktir neredeyse. çağdaşı sayılabilecek ebu bekir er-razi cassas bir başkası için "o, ammiden daha cahil ve hayvandan da daha alçaktır!" derken, envanterinde sadece "ahmak, anlayışsız" tarzı saldırıları barındıran bu adamın her zaman kızgınlığını öne çıkarmak yanlış olur. 11. yy ispanya'sındaki hayatı bu denli iyi anlatabilen bir tarihi vesikanın bulunamazlığı bir yana ibn hazm son derece açık yüreklidir de. otobiyografik yönü ağır basan, aşkı anlattığı eserinde* bu konuya değinir:

    "biliyorum, bağnaz hasımlarımdan kimileri öyle bir kitap yazdığımdan dolayı beni kınayacaklar ve 'o prensiplerine aykırı davrandı ve benimsediği doğru yolundan ayrıldı' diyecekler. ama hiç kimsenin, benim kastettiğimin dışında birtakım şeyleri bana mal etmesine izin veremem."

    ilginçtir ki ovidius'un, "çok bilmiş gösterme kendini toy kızlara" tarzı öğütleriyle kız-erkek ilişkilerini "avcı-av" tarzı betimlemesi gibi bir uğraşı yoktur ibn hazm'ın, ağırbaşlıdır, kral delikanlıdır. bizzat yaşadığı ve etrafındakilerin başından geçen olayları anlatır ve psikolojik tahlillemelere girer. aşkından dolayı güç odaklarına kafa tutup, daha sonra oklanmaktan "kirpiye dönen" bir tanıdığından bahsetmesi olsun, sevdiği cariyeyi azad edip onunla evlenmek isteyen bir fakih'in, kızı azad ettikten sonra onun başkasıyla kaçması karşısında kahrolmasından bahsetmesi olsun, ibn hazm'ın dili kullanımı ve anlattıkları gayet çekicidir. arada kendisini de işin içine katmayı ihmal etmez:

    "çocukluğumda kendi başımdan geçen bir öyküyü anlatayım size: kendi evimizde büyüyen genç bir cariyeye aşık olmuştum. o zaman onaltı yaşındaydım. yüz güzelliğiyle, zekasıyla, iffetiyle, temizliğiyle, alçak gönüllülüğüyle ve tatlı sözlülüğüyle olağanüstü güzeldi. ciddiydi, ağırbaşlıydı. oldukça sempatikti. sevimliydi. çok edepliydi. kusursuzdu, az konuşurdu. bakışı öne eğikti. çok ölçülüydü. ayıpsız ve kusursuzdu. bir yere ayrılırken gönül çekici, birşey isterken oldukça tatlıydı. uzaklaşırken bile çekingen tavrını korurdu. onu bu halde görmeye değerdi. otururken yavaş otururdu. çok vakarlıydı, soğukkanlılığını tatlı biçimde korurdu. onu elde etmeye kalkmak bir cüret işiydi. onun gönlünü kazanmak için can atanlar pek çoktu. ancak umutları onda karşılık bulmazdı. işte, yüzü tüm gönülleri kendine çekerken, davranışı ona yaklaşanları uzaklaştırıyordu. geri çevirişi ve soğuk davranışı ona öyle büyüleyici bir özellik veriyordu ki başkaları hoşgörülü ya da cömert davranarak bile bu büyüleyiciliği gösteremiyordu. işinde kendini ciddiyete adamış gibi gözükür, yaptığını ciddi yapardı. kendisini işe tam verirdi. dalga geçmezdi. ayrıca çok güzel ud çalardı.

    ona gönlümü kaptırdım. büyük bir aşkla sevdim onu. aşağı yukarı iki yıl boyunca, normal konuşmaların dışında ağzından tek bir sözcüğü duymak, beni kabul ettiğini işitmek için elimden gelen her şeyi yaptım. nafile! tüm çabalarım boşa çıktı."

    ama endülüs'teki halkın yaşam süresi pek de yükseklerde değildir. cariyeler gibi yoğun çalışan insanların ise ömrü malesef daha kısadır ki ibn hazm'ın sevdiği cariye de çok genç yaşta vefat eder:

    "o öldüğünde ben yirmi yaşındaydım. daha da küçüktüm. o ise benden de küçüktü. onun ölümünden sonra, yedi ay süreyle hiç elbisemi çıkartmadım, gözlerimden yaş hiç dinmedi. oysa pek ağlayamazdım. yeminle söylüyorum, vallahi şu ana kadar teselli olamadım! eğer fidye mümkün olsaydı, bana miras kalan servetle kendi kazancımı birleştirip hiç tereddüt etmeden onu tekrar satın alırdım. en değerli organlarımdan birini uğrunda severek, isteyerek hiç çekinmeden feda ederdim. ondan sonra mutluluğu hiç tatmadım. onu hiç unutamadım. onun dışında başka biriyle o denli içli dışlı olamadım asla. ona karşı duyduğum sevgi, önceki sevgilerimin tümünü silip süpürmüş, ondan sonrakileri de haram etmiştir."

    bakıyorum da "yanınıza yemek almayın, öğlene ispanya'da yeriz" diyen bir güruh tarafından bulunduğu yönetici konumundan, ibn hazm'ın alaşağı edilmesi gerçekten fena da olmadı denilebilir, bu sayede kendini yazmaya verebilmiştir.
  • "don kişot uzmanlarına göre, cervantes bu ünlü roman karakterini tasarlarken endülüslü uzlaşmaz entelektüel ibn-i hazm’ı model almıştır." mustafa armağan
  • sigara icmek oruç bozmaz der
  • endülüs emevi devleti'nde yaşamış ünlü dilbilimci. aşkın doğuştan geldiğini söyler ve aşkı, güvercinin boynundaki tüylere benzetir. "aşk, güvercinin halka şeklindeki tüyleri gibi boyna geçer ve ölene kadar bitmez." der. bu duyguyu tanımladığı eseri için (bkz: güvercin gerdanlığı)