şükela:  tümü | bugün
  • zannimca turkiye'deki en sempatik futbol yoneticisi. altinsay'a olan saygim depeche mode konserinde sirada beklerken gordugumde katlanarak artti. mahmut uslu veya abdurrahim albayrak'in depeche mode konserine gittigini dusunmek veya herhangi biryerde sirada beklediklerini dusunmek bile abesle istigaldir.
  • beşiktaş taraftarının çeşitli sitelerde açtığı kampanyalara verdiği cevap:

    "merhaba arkadaşlar,

    forza sitesindeki metnin altına imza atan ve bana ayrıca mesaj yollayan arkadaşlara tek tek cevap vermek isterim. unutuklarım varsa kusura bakmasın.

    forza'daki yazıda benim "başkan adayı olmamı ya da murat aksu'nun yönetiminde yer almamı" istiyorsunuz. bana gelen mesajlarda da bir bölüm arkadaş "başkanlığa adaylığımı koymamı" bir bölüm ise "murat aksu'nun yönetimine katılmamı" istiyor. başkanlığa adaylığımı koysam, aksu yönetimine katılacaklar pek hoşnut olmayacak gibi.
    öncelikle bana hak etmediğim ölçüde güven ve sevgi gösterdiğiniz için sağolun, varolun. durumu ve düşüncelerimi olanca açıklığıyla sizlere seve seve açıklarım. bu açıklamaları medyada spekülasyon konusu yapacak, ya da seçim dar çıkarları içine düşüp bu açıklamalara cevap vermeye kalkacak hariçten gazelciler hiç heveslenmesin ve kendilerini yormasın. onları hiçbir şekilde muhatap almadım, almayacağım da. sizlerden gelecek içten mesajlara zamanım ve dilim elverdiğince eskisi gibi zevkle cevap vermeye hazırım, onu da belirteyim.

    arkadaşlar,
    durum benim açımdan kısaca şöyledir:
    geçen yıl nisan ayında, takım iki kupaya giderken, "kupalardan önce önemli olan yönetim biçim ve anlayışıdır" demiş, demirören'in tek başına seçime gitmesi durumunda başkanlığa adaylığımı koyacağımı açıklamıştım. ne var ki, murat aksu başkanlık için epey erken ortaya çıktı ve durum başka bir zemine girdi. bu koşullarda üçüncü bir aday olarak ortaya çıkmak mevcut yönetim anlayışına bir üç yıl daha katlanma ihtimalini de beraberinde getirecekti. seçimden ikinci sırada çıkmak bile insanı tarihi bir vebal altına sokacaktı. bu nedenle başkanlığa adaylığımı koymadım. şu anda da aynı düşüncedeyim.
    adaylığımı koymamak beşiktaş için düşüncelerimden vaz geçmeyi ve otomatik olarak murat aksu'nun yönetiminde yer almamı gerektirmiyor. "taşın altına elini koymak", "ateşten gömlek giymek" gibi dramatik lâfları bir yana bırakalım. beşiktaş'ı, içeride ve dışarıda saygınlığı tükenmiş bir yerden çıkarıp layık olduğu yere yükseltmek, son beş buçuk yıldaki yönetimlerin pisliklerini temizlemek, bunların hesabını sorarak kulübü sağlıklı ve saydam bir zemine kavuşturmak çok zorlu bir süreç. beşiktaş bir marka değil bir arma... öncelikle ekonomik değil, toplumsal bir varlık... kulübün sağlıklı yaşaması için bu kavrayışın sarsılmaz biçimde yeniden yerleşmesi gerek. böyle yapınca, haklı zeminde kalsanız bile yeri gelecek öteki kulüp yönetimleriyle, federasyonla, hükümetle, mevcut sağlıksız düzenle karşı karşıya geleceksiniz.
    bu süreçte anlayış ve mücadele birliği içinde olmak çok belirleyici. mücadeleye birlikte gireceğiniz insanlarla sırt sırta durmak de yetmez, sırtlarınızın kaynamış olması gerekir. asgari değil, azami müştereklerde birleşmek ve kader birliği yapmak gerekir... ne yazık ki, murat aksu ile yaptığımız görüşmeler sonucunda, mücadele programını ve stratejisini birlikte oluşturma yönünde bir yaklaşım görmedim. elbette bir başkan adayının bu konuda kendi bildiği gibi hareket etmesi en doğal hakkı... seçim ve yönetim stratejisini kendisi belirleyebilir. bu konuda benim bir ısrarım söz konusu olamaz. ancak kazanılabilecek insanları kazanmak, karşı cephedeki insanları ise en azından tarafsızlaştırmak de onun görevi. sonuçta seçimi o kazanacak, ya da o kaybedecek.
    çünkü ne yazık ki, antidemokratik bir uygulamayla beşiktaş kongresi, yöneticileri değil sadece başkanı seçiyor. biliyorsunuz ben 2000-2004 yılları arasında iki dönem serdar bilgili yönetiminde görev yaptım. 2004 ocak kongresi'ne serdar bilgili tek listeyle girerken ve yerim garantiyken yönetici olarak görev almadım. "tribünlerin yapısıyla oynandığı ve futbol şubesi doğru dürüst yönetilmediği" için görev almadığımı açıkça belirttim. yönetici olarak bir yere kadar etkiniz oluyor. bir süre sonra kulübün sorunlarıyla değil, yöneticilerle uğraşmak zorunda kalıyorsunuz. ancak yöneticilik yaptığım sürece alınmış bütün kararların sorumluluğunu da kabul ederim. "ben aslında karşı çıkmıştım, o kararları onaylamamıştım" diyecek değilim. aslında bütün doğru işler beşiktaş'ın, bütün yanlış kararlar biz şahısların. çünkü beşiktaş, bu topraklardaki özgürlük mücadelesi içinde doğmuş sarsılmaz bir kurum. başkandan ve yönetimden ibaret değil.

    arkadaşlar,
    bir yere gitmiyorum. beşiktaş da bir yere gitmiyor. tribünde, internette, sokakta, düşüncelerimizde, rüyalarımızda, kısacası hayatta beşiktaş'la beraberiz. bugünkü süreçte yönetime girmektense yönetim dışında kalarak uyarılarımla, eleştirilerimle beşiktaş'a daha sağlıklı katkıda bulunacağıma inanıyorum. hiçbir yönetime "bir ay sonra ayrılırım, sonra zaten bu kararlara katılmamıştım derim" diye girilmez. mevcut koşullar bana ve benim gibi düşünenlere, inandığımız düşünceler uğruna dışarıdan mücadele etmeyi biçti.
    biliyorum önümüzde zorlu ve sıkıntılı bir süreç var. "kaçtı", "korktu", "kaytardı" diyenleriniz olacaktır. bütün bu düşüncelere saygı gösteririm. siz bana babamın parası, ya da nüfuz ilişkilerim için değil düşüncelerim ve tavrım için ilgi gösteriyorsunuz. ben de düşüncelerimin ve tavrımın gereğini yaptığıma inanıyorum.

    sevgilerimle.
    ibrahim altinsay
    not: biliyorum, beşiktaş kapılarını halka kapattığı için çoğunuz kongre üyesi olamadınız. önümüzdeki süreçte, kulübün kapılarının taraftara açılması için mücadele etmenizi ve fırsat yaratarak kulübe kendi paranızla üye olmanızı dilerim."

    beşiktaşlılık duruşu bu değilse nedir?
  • bir gün beşiktaş başkanı olacaktır. o gün güneş dolmabahçe'den doğacak.
  • "kısa süre önce ibrahim altınsay’ın beşiktaş’a kazandırdığı oğuzhan’ı sürekli eleştirip beşiktaş’ın ezeli rakibi fenerbahçe’nin genç yıldızı salih uçan ile ilgili “o dönemde ben olsaydım salih’i beşiktaş’a getirirdim” diyen samet aybaba’ya taraftarın gösterdiği tepkinin altındaki sebeplerden birisi de ibrahim altınsay’ın aybaba’nın teknik direktörlüğe getirilmesi üzerine istifa etmiş olması!
    2012 mayıs’ına dönersek ‘ibrahim altınsay-samet aybaba-beşiktaş yönetimi üçgenindeki salih uçan gerçeğini’ daha net görebiliriz. göreve gelir gelmez ilk olarak salih uçan’ı beşiktaş’a transfer etmek için harekete geçen ve buca başkanı ile 1.2 milyon euro’ya el sıkışan ibrahim altınsay, yönetimdeki bazı kişilerin ‘bu kadar genç adama bu para verilir mi?’ tartışması başlatması üzerine transferi bir süre erteledi. bu ‘bazı kişiler’den birisi kesinlikle tamer kıran değil, onu belirtelim. ancak ibrahim altınsay’ın o dönemde en çok üzüldüğü konu yıldırım demirören yönetiminde de yer alan bazı isimlerin ‘ibrahim altınsay, salih transferinde komisyon mu alıyor?’ dedikodusunu çıkartması. bir de üstüne salih uçan konusunda ibrahim altınsay’ın referansına güvenilmek yerine başka takımlarla özdeşleşmiş futbol yorumcularından salih için referans istenmesi, beşiktaş’ın salih uçan’ı ezeli rakibi fenerbahçe’ye kaptırmasında başrol oynadı.
    yani asıl ibrahim altınsay’ın, samet aybaba’nın kendisinden habersiz teknik direktörlüğe getirilmesine tepki olarak istifa etmesinden önce zaten salih uçan transferiyle ilgili çoktan beşiktaş adına ibrahim altınsay ve bucaspor arasında el sıkışılmıştı."

    ali ece

    kaynak
  • bu seçimde aday olması kongreye tekrar küsmesinden başka bir işe yaramaz. fikret orman'ın seçileceği nerdeyse kesin. bu şartlar altında aday olarak taraftara verilecek mesaj, bakın ben elimi taşın altına koydum ama beni seçmediler demekten öteye geçmez. gerçekten aday olmak istiyorsa bir daha ki seçimi beklemeli. yeni kongre üyeleri 1 sene sonra oy verebilecekler. şuan ki kokuşmuş yapı içerisinde ancak bu taze oylar ile şansı olabilir. ayrıca şuan aday olması taraftarın fikret orman'a karşı cephe almasına da neden olabilir.

    bu durumda izlenecek en doğru yol fikret orman ile ortak çalışması ve bir sonra ki seçimlerde başkanlığı devralması.
  • amacı beşiktaş'a hizmet ise, fikret orman'ın listesine girmesi gereken beşiktaş'lı. fikret orman stad işiyle, şirket yönetimi ile uğraşırken, kendisi de önder bey ile futbolla ilgilenir.
  • türkiye'deki futbol ortamına bariz şekilde birkaç gömlek fazla gelen bilgili, makul, kasacası "kıymetli" insan. böylelerinin kıymetini bilmemekte de üstüne yok futbol kamuoyumuzun maalesef...

    "keşke fenerbahçeli olsaymış" diyesim geliyor ama, ne değişecekti ki? biz de harcayacaktık adamı, olup bitecekti...
  • beşiktaş başkanlığına en yakışan şahsiyet. ama iyiler iyi olmaktan vazgeçmedikleri sürece iyi konumlara getirilmezler değil mi?
  • beşiktaş camiasında sevilen, sayılan bir insandır. futbol konusunda camiadaki bir çok insandan çok daha fazla bilgi birikimine sahiptir.

    futbol ve takım yönetimi ile ilgili genelde devrimci ve aykırı fikirleri olması birçok kişi tarafından takdir edilse de bu ortamı ve şartları sağlayacak futbol kültürü ne yazık ki şu an için ne ülkede ne de beşiktaş camiası içerisinde bulunmaktadır.

    ancak gel gelelim ki kendisi bugüne kadar çok kırılgan ve yukarıda bir arkadaşın da dediği gibi pısırık bir yapı çizmiştir. zora gelince veya işler istediği gibi olmayınca "küstüm gidiyorum, hıh!" modunda trip atan sevgiliye bağlamıştır.

    büyük camialar içerisinde her zaman sizin fikirlerinizi benimsemeyen, gelenekçi, "padişahım çok yaşa"cı zihniyetler olacaktır. bunlarla savaşmak ve fikirlerini anlatmak yerine kendisi her zaman çekip gitmeyi yeğlemiştir.

    önceleri kendisine ve fikirlerine çok inanırdım, saygı duyardım. halen de saygı duyuyorum ama artık kendisine inanmıyorum ne yazık ki. benim gibi bir çok taraftarın da böyle düşündüğünü biliyorum. bizim gibi güzel güneşli günlere, özkaynak düzenine, futbolda devrim yapılacağına inanan futbolun romantik çocuklarının inançlarını her seferinde zedelemiştir bu adam. kendisine her inandığımızda her güzel günler hayaline daldığımızda ertesi gün çıkıp "oynamıyom ben yea" diyerek çekip gitmiştir. her seferinde de g.t gibi bırakmıştır bu güzel insanları.

    bu camia projeleri, fikirleri sadece ağzında olan ve sadece yerini bulunca konuşmaktan başka bir şey yapmayan insanlardan bugüne kadar bir fayda görmemiştir. bir kaç kişi çıkıp şimdi şunu yaptı bunu yaptı diyecektir. doğrudur yapmıştır. ama kulüp en zor anlarını yaşarken bir kaç kişinin egosu yüzünden bir kaç kişinin baskısı yüzünden kırılıp kenara çekilmek bu kulübe ve kendisine inanan insanlara karşı yapılacak en büyük saygısızlıktır!

    o güzel fikirlerini artık sağda solda lokallerde değil de yüreği yetiyorsa icra makamlarında söyleyebilmesini temenni ediyorum.

    yoksa beşiktaş'ın çocukları kendisini hiç bir zaman affetmeyecek!
  • evliyaullahtan bir zat.
    ben görmedim ama uçtuğunu görenler varmış.