şükela:  tümü | bugün
  • yeni şafak yazarı , ortadoğu uzmanı.
  • ortadoğu'yu bu arkadaşın kaleminden izlemek gerekiyor. yazarken, vicdanını da dinliyor çünkü. birilerinin çıkarları için yazmıyor.
  • ne zamandır abd'yi gereği gibi karşısında göremeyen türkiye'deki müslümanlara ses vermiş, imanlarını kontrol etmelerini salık vermiş kardeş, kardeşimiz.

    "afganistan'da abd değil de rusya ya da çin olsaydı böyle susar mıydınız! taliban dediniz, el kaide dediniz. bir ülke işgalini içinize sindirdiniz. hâlâ susuyorsunuz. bugünkü direniş rusya ya da başka bir ülkeye karşı olsaydı ayağa kalkmayacak mıydınız? peki şimdi neden susuyorsunuz! zihinlerimizi yoklayalım. aslında neye inandığımıza ibretle bakalım!..."

    http://www.yenisafak.com.tr/…=1843&y=ibrahimkaragul

    edit: neymiş, yazıları arap sempatizanlığı kokuyormuş. ne kokacaktı ya; abd, israil sevgisi mi akacaktı? insan eti bebek kanı mı kokacaktı? bunlar için merkez medyada yayın yönetmenlerinin köşelerini takip etmelisin, oralardan istediğin kokuları alırsın...
  • yazıları birer ham ya da tam istihbarat raporu gibidir. ufuk açar. gözümüzü açar.
  • neredeyse son bir yıldır abd ve israil in kuzey ırak a yaptıkları silah yığınaklarından bahseden ve bu silahların kime karşı yerleştirildiğini bağıra bağıra sorup hiç bir cevap alamayan yazar..

    keşke devlet büyüklerimiz 20 30 sortilik f-16 yazısı yerine bu yazarımızın yazılarını da biraz değerlendirse ve kuzey ırağa girersek karşımıza kimlerin hangi silahlarla çıkacaklarını bize de aktarsa..

    son günlerde yaşanılanlardan sonra yazılarını okuyup tekrar tekrar düşünmek gerekli...

    http://www.yenisafak.com.tr/…=7509&y=ibrahimkaragul
  • tüm doğan medyası savaş tamtamları çalarken olası bir operasyonun sonuçlarının nereye varabileceğini çok güzel açıklamış olan yazar..

    http://www.yenisafak.com.tr/…=7524&y=ibrahimkaragul
  • başkoymuluşluğun bir başka şeklidir kendisi. yazsa bile rahat uyuyamadığı bilinmektedir. en azından maddiyat çarkları arasında öğütülmemiş ve yamulmamıştır. ortadoğu uzmanlığından çok ortadoğu ağıtçısıdır. ne kadar teori gibi gözükse de yazıları, altı doludur ve içine göçmeyecektir.
  • 08 ağustos 2008 tarihli yazısıyla birşeyleri açıkca anlatan gazeteci yazar.

    --- spoiler from yenisafak internet url: http://yenisafak.com.tr/…8.08.2008&y=ibrahimkaragul ---
    selimiye kışlası'nı pkk mı ıskaladı?
    dün, karacaahmet mezarlığı'ndan atılan dört havan mermisiyle ilgili haberi ilk duyduğumda aklıma neden güngören'deki o feci bombalı saldırı geldi? üsküdar belediyesi'nin ek hizmet binası önünde patlayan, mezarlık içinden ateşlendiği ortaya çıkan, hedefin selimiye kışlası, yani 1. ordu komutanlığı olduğu ifade edilen saldırı da güngören'deki gibi farklı kuşkuları akla getiriyor.

    1. ordu komutanı org. ismail koçman, “kara kuvvetleri denetleme başkanlığı da yaptım. çok havan topu attırdım. o sesi de duydum. parçaları da bulduk” sözleriyle havan saldırısına işaret etti. mermilerin düştüğü yer ile kışla arasında beş yüz metrelik bir mesafe var. kışlanın o bölgesinde her sabah ictima olduğu söyleniyor. ya havan topları 120 milimetrelik olup askerlerin toplandığı anda ateşlenseydi? nasıl bir facia yaşanırdı selimiye kışlası'nda?

    saldırıyı yapanlar elbette hedefi ıskalamıyorlar. ama vurmuyorlar da. bu neyin işareti olabilir? bunu, “pkk yaptı” diyerek kapatmak kimi ikna eder?

    güngören'deki patlama üzerine de benzer kuşkuları dile getirmiştik. pkk saldırısı açıklamaları pek ikna edici olmamıştı. hâlâ da olduğu kanaatinde değilim. patlamadan hemen sonraki sabah hürriyet gazetesinin başlığı “pkk” idi. chp de ısrarla pkk diyordu. pkk ise üste dört ayrı açıklama yapıp saldırıyı reddetti. istanbul valisi ısrarlı sorulara rağmen pkk demekten kaçındı.

    içişleri bakanı beşir atalay, “olay bütün boyutlarıyla aydınlatılmıştır. kesin tespitler ve güçlü delillerle tereddüde yer bırakılmayacak şekilde olay aydınlatılmış ve faillerin büyük bölümü yakalanmıştır. yardım eden, yataklık yapan, fiilen eyleme katılanlar yakalanmıştır” diyerek beklenen açıklamayı yaptı. sonuç, isim telaffuz edilmese de pkk'ydı. ancak nedense, bu açıklamadan sonra bile “kim yaptı” tartışması devam etti. yakalananların örgüt üyeliğinden tutuklandığı söylendi.

    buraya kadarki gelişmeler değil sorgulanması gereken. “kim yaptı” sorusunun dışında, pkk yaptıysa eğer, “kim pkk üzerinden bunu yaptı” sorusunun da sorulması gerekmiyor muydu? bir olayı çözecekseniz, cevabı bulunması gereken asıl soru ikincisidir. birincisini tespit etmek o kadar da zor değil. ama ikinci sorunun cevabı kolay kolay bulunmuyor. bizim de sorguladığımız, kuşkularımızı artıran şey bu zaten.

    aynı soruyu yine soracağız. karacaahmet mezarlığı'ndan havan toplarını kim ateşledi? birkaç güne kadar bulunacaktır. isimler, örgütler tespit edilecektir. ama “söz konusu örgüt üzerinden bu saldırıyı kim yaptı” sorusunun cevabını bulmak kolay olmayacaktır. çünkü bu cevabı bulmak için güvenlik soruşturmaları yetmiyor. başka sorular da sormak gerekiyor. bulunsa da gizlenecektir zaten.

    ben bunları yazınca hürriyet gazetesindeki “vatandaş” hemen kaleme sarılıyor. hakkımda söylenmedik söz bırakmıyor. neden acaba? neden bu kişi türkiye'nin en büyük gazetesinde işgal ettiği bir köşeyi, sürekli benimle meşgul eder? yazılarındaki kadar önemsiz biriysem hiç ciddiye almaması, o köşeyi böyle boş şeylerle harcamaması gerekiyordu. hazımsızlığın nedeni ne olabilir? yoksa “dostları”nın teşvikiyle mi yazıyor bunları. ne garip bir ittifak bu? milliyet gazetesinde yine yazdıklarımı konu alan bir başka yazarı hürriyet'te referans olarak görüyoruz. kutsal dayanışma. bana karşı! yazdıklarıma karşı! inanılmaz bir şey. ne tür bir “düşman”a karşı ittifak yapıyorsunuz siz? yazdıklarım kimleri bu kadar rahatsız ediyor ki, hem hürriyet hem de milliyet'ten iki kişi ittifak oluşturup yazdıklarımın ne kadar “boş” şeyler olduğunu göstermek için seferber oluyorlar.

    ama biz devam edeceğiz. türkiye sınırlarını aşıp başka başkentlerle bağlantı kurmayı sürdüreceğiz. bu çok bilmişler ise, üç beş yıl sonra gerçekleri öğrendikleri zaman bugün iddia ettiklerini hatırlamayacaklar bile.

    bugünler önemli. her şeyle karşılaşabiliriz. türkiye içinde yaşananlar da, dışında/çevresinde yaşananlar da çok önemli. hem içeride hem de dışarıda çok şey olabilir. bugün selimiye kışlası'na işaret eden sembolik havan saldırısı yarın aynı şehirde, istanbul'da stinger füzeli saldırıya dönüşürse o zaman da şu örgüt bu örgüt diyecek misiniz? dersiniz de siz… hangi örgütün hangi güçlerle nasıl ilişkiler içinde olduğunu sokaktaki çocuklar bile öğrendi ama onlar hâlâ eski zırvaları tekrarlıyorlar.

    kuzey irak'tan bu ülkenin birçok bölgesine kaç sefer silah sevkiyatı yapıldı? plastik patlayıcılar getirildi? nerelerde saklanıyor bunlar? yıllarca yazdık. nerede patlayacak diye sorular sorduk, endişelerimizi dile getirdik. kimse tınlamadı? “bir kente stinger füzeleri neden getirilir” diye sorduk. kimse duymadı.

    bunları sorgulamıyorsanız ya kasten yapıyorsunuz ya da hiçbir şeyden anlamıyorsunuz demektir. o zaman oralardan ahkam kesmeyin, ukalalık yapmayın.

    birinci ordu komutanlığı'na kim, neden havanlı uyarı yapar? son günlerde emniyet müdürlüklerine neden roket saldırıları olur? güngören'de hiçbir siyasal cephenin mensubu olmayan insanlar neden böyle vahşice öldürülür? hangi örgüt kimlerin verdiği ihaleleri alır? bu ihaleleri dağıtanların içerideki ve dışarıdaki adresleri nelerdir? içeride merkez güçler arasındaki güç mücadelesiyle yakın çevremizdeki bölgesel değişim sancısı kimler arasında ne tür ittifakların kurulmasına zemin hazırlıyor?

    önümüzdeki iki hafta içinde bütün türkiye'yi sarsacak bir olay, (allah göstermesin) yaşanırsa şimdiden cevabınızı hazırlayın derim.

    ben hâlâ o silahların nerede kullanılabileceğini sorguluyorum.
    --- spoiler ---