1. altay'in 1981 dogumlu basarili defans oyuncusu.
  2. marmara üniversitesinde ve boğaziçi üniversitesinde ekonomi derslerine giren doç. dr.
    ayrıca kendisi zaman gazetesinde ekonomi yazarıdır...
    dersleri aşırı zevklidir , gülmekten yarılabilirsiniz. açık bir kişiliktir , lafını sakınmaz. hatta bazen derslerde kendini kaptırıp öyle demeçler verir ki , ağzınız beş karış açık şekilde onu dinlersiniz. severim , iyi adamdır fakat gördüğüm kadarı ile üniversite ortamında söylediği şeylerle , köşesinde yazdıklarının tamamen zıt olduğu bazı noktalar vardır.
    marmara üniversitesinde iktisat bölümünün hocasıdır ve bildiğim kadarı ile diğer bölüm hocaları tarafından pek hoş karşılanmamaktadır , ancak bu durumu sallamaz hatta çoğu kez bunu dile getirir.
    boğaziçi üniversitesi ekonomi bölümü mezunudur.
    asyayla ilgili pek çok anısı vardır , anlatırır durur. boğazına da pek düşkündür , kendisine börek çörek vs. getirenleri baş tacı yapar
    laz olmasından mütevellit , aksanı kendi deyimi ile lazofornia dır. notu boldur , fakat bütlerinden asla geçirmez.
    sarışın mavi gözlü kısa boylu hafif kilolu gözlüklü bir adamdır işte...
  3. istanbul ticaret üniversitesi’nde ’uluslararası ekonomik kuruluşlar’ adlı dersin hocası olan , 18 mart salı günü derste "benim ailemin düşüncesine göre alevi kadınları orospudur" dediği öne sürülen doç. dr. ibrahim öztürk' tür.

    okuduğum bu haberde geçen lafın tamamen yanlış kurulduğunu, ağızdan kasıt dışı, başka bir kelime söylerken yanlışlıkla çıktığını düşünmek istiyorum.

    "derste bulunan öğrencilerden 9’u hemen bir şikayet dilekçesi ile durumu istanbul ticaret üniversitesi rektörlüğü’ne bildirdiler.

    şikayet dilekçesini işleme aldıklarını ve doç. dr. ibrahim öztürk’ü işten uzaklaştıracaklarını belirten istanbul ticaret üniversitesi rektörü prof. dr. ateş vuran’ın "bu yapılan insanlık dışıdır, özrü mümkün değildir. bu adam psikayitrik bir vaka" dır dediği ve üniversitesi adına hakarete uğrayan, rencide edilen öğrencilerden özür dileyeceği belirtildi.

    hakarete uğrayan öğrencilerin, alevi kadınlara hakeret eden, aşağılayan, onurunu zedeleyen, insanlıkla uzaktan yakından alakası olmayan bu hakaretten dolayı ibrahim öztürk’ün üniversiteden derhal kovulmasını ve akademik ünvanlarının geri alınmasını talep ettikleri açıklandı.

    doç. dr. ibrahim öztürk hakkında hakaretten ve bir toplumu rencide etmesinden dolayı suç duyurusunda bulunulacağı da öğrenildi.

    istanbul ticaret üniversitesi’nde dışarıdan ders veren doç. dr. ibrahim öztürk, marmara üniversitesi öğretim üyesi ve zaman gazetesi yazarı."

    http://erenlermeydani.com/…kadinlari-oruspudur’.htm
  4. derste yaptığı konuşma sırasında verdiği örneğin tepki ile karşılanması üzerine yanlış anlaşıldığını ve kastının bu olmadığını dile getiren kişi.
    örnek:
    “ben ailemden de biliyorum, yakın çevremin ve toplumun bazı kesimlerinin düşüncesine göre alevi kadınları orospudur”

    yanlış anlaşılmakta haklı..evet..var ya da yok ama insanların yaklaşımlarından bahsediyor..ama bu konudaki kendi düşüncesini, bu yaklaşımların ne kadar yanlış olduğunu anlatsa yine tepki görür müydü bilemiyorum..

    ciddi olarak, bu örneği nasıl, neden verdiğini öğrenmeyi çok istiyorum.

    http://erenlermeydani.com/…-tepkiyle-karsilandi.htm

    edit: ben yanıtımı aldım..
    son gelen haber de okulla ilişiğinin kesildiği yönünde..
    açıkçası, örnek verirken kullandığı cümlenin aslında tersini savunduğuna ben inandım..çünkü tüm açıklamaları bu yönde..okulun tavrı bu noktada bana göre adil değil..
    yaptıkları araştırmanın sonucunu bilmem imkansız tabii..
    ama ibrahim öztürk'ün açıklamalarını ciddiye almamak gibi bir lüks yok..
    eğer, kendisinin yaptığı açıklamalar dışında bir durum sözkonusu değilse, haksızlığa uğradığını düşünüyorum.
    toplumdaki hassasiyetlerin doruğa çıktığı günlerde, kelimeler linçe götürür insanları..bundan korkarım.
    tek bir cümleye takılıp, hemen parlamadan önce sorular sormak lazım..öğrenmeye çalışmak lazım.
    http://www.alevi.com/etkinlik m51542c79327.html
  5. her şeyi yapar derslerinde fakat emin olduğum tek nokta var: asla ırk ayırımı yapmadı !
    kürdü , türkü , aleviyi , sunniyi vs.vs. hiç bir zaman kötülemedi. hep halkların kardeşliğini savundu.
    öğrenciler arası çatışmaların başladığı gün , birlik olun dedi bize:
    "siz bu ülkenin temelisiniz , farklı düşünce şekillerine inansanız bile aynı toprakları paylaşıyorsunuz , kürdü , türkü , alevisi...hepimiz aynı toprakların çocuklarıyız. atatürk bile anzaklarını bağrına basıp, onlar bizimde çocuklarımız dedi.siz neden birbirinizi kabullenemeyesiniz? dedeleriniz annaneleriniz aynı topraklar için savaştı , el ele çarpıştı. bugün çanakkalede şehit kürt ahmet yatıyor. kürt ahmet bu ülke için canını verdi , neden şimdi bu toprakların çocuğu sayılmıyor? hepimiz aynı soydan geliyoruz. bunu kimse reddedemez. siz gençler , bugün sizi birbirinize düşürüp ortalığı velveleye vermeye çalışıyorlar. sakın bu tuzağa düşmeyin! sıkı sıkı birbirinize sarılın. kopmayın...ayırım yapmadan , hoşgörü ile destek olun birbirinize , bu millete..siz temelsiniz , siz yıkılırsanız vay bizim halimize"

    yargısız infaz yapmak kolaydır , tanımadan atıp tutmak da kolay...
  6. son haberler hakkinda yazdiklari asagidaki gibidir; noktasina virgulune dokunmadan

    edit: yayinlanmasi konusunda izni alinmistir:

    "kamuoyunda tek yanlı ve linç mantığına dayalı bir kmapanya açıldı. tümüyle
    derçeği saptırmak ve benim üzerimden alakası olmayan hedefler kotarmak
    isteyenler basındaki gücünü insani değerleri ayaklar altına alarak
    sürdürmektedir. ben de bu tek yanlı bilgilendirmeden dolayı insanımızın
    kafası karışmış olabileceği noktasından hareketle, kendimi size karşı
    sorumlu hissettim ve aşağıdaki metni paylaşmak istedim.

    selam ve saygılarımla
    doç.dr. ibrahim öztürk

    *yanlış anlaşılmak hiç anlaşılmamaktan daha yaralayıcı *

    * *

    geçen hafta, özgür olması gereken üniversite ortamında (istanbul ticaret
    üniversitesi), her biri 20 yaşını geçen kocaman gençlere ab ve gümrük
    birliği bağlamında bir ders yaptım.

    ne anlattığımı detaylı olarak basına geçtim. kısaca burada tekrar etmek
    gerekirse, üye olmak istediğimiz ab'nin çağın en büyük projesi olduğunu,
    zira asırlar süren kanlı geçmişin üzerine sünger çekip, derin siyasi,
    tarihi, toplumsal yırtıkları tamir edip, ortak aklın ve çıkarların ışığında
    tek devlete vardıklarını anlattım.

    buradan hareketle 'biz de bu çözüm geliştirme ve kriz yönetme iradesinin
    simyasını ele geçirip sorunları büyütmeden çözmeyi öğrenmeliyiz' dedim.

    öğrencvilerden gelen sorular ve fikirler aracılığı ile dersimiz derinleşti,
    sıra daha dar alandaki konulara geldi.

    devam ettim:

    '1980'lere kadar bu ülkede kürt sorunu yoktu. toplum mühendislerinin dümene
    geçmesiyle bizi birbirine bağlayan dokumuz her yerden tahrip edilince, şimdi
    çözmek istense de artık neresinden tutulacağı kestirilemiyor.
    ötekileştirerek, farkları inkâr ederek, 'benimle aynısın' diyerek gerçek yok
    edilmez, sosyal barış tesis edilmez. farklı toplumsal desenler zenginliğimiz
    olup, gelişen demokrasi bunların daha görünür olmasını mümkün ve zaruri
    kılar. bunlara bölünme ve parçalanma sendromuyla yaklaşmak, ab denen olgunun
    anlaşılmadığını gösterir.

    tornadan çıkar gibi 'türdeşleştirme' dayatması acı bir mahalle baskısına
    döndürüldüğünden, öz yurdunda, örneğin, tuncelili olduğunu ifade etmek
    yerine, elazığlı olduğunu söyleyip geçiştirmek zorunda kalanlar bilirim.
    bunu, belki bölücülük sempatizanlığı, aleviliğinden dolayı ateistlik
    iftirası ve hatta tertemiz alevi bacılarımıza yöneltilen ithamlardan bıktığı
    için yapıyor.

    benim dersimde özgür tartışma ortamında öğrencilerim de bol bol konuşur. bir
    öğrencim, alevi bacılarımız için bazılarının sarfettiği ama hiçbir şekilde
    tasvip etmediğimi belirttiğim tırnak içi ifadeyi 'hakaret' olarak anladı.
    defalarca açıklama yaptım, 'madem sırf o kelimenin telaffuz edilmesinden
    üzüldün, seni haklı buluyorum, bu kelimeyi tırnak içinde olarak da
    naklettiğimi/alıntıladığım için senden ve sınıftan özür dilerim' dedim. 50
    civarındaki öğrencim 'yeter hocam maksadınız zaten apaçık anlaşılıyor,
    kelime yanlış ancak maksadınız olumlu' dediler.

    meğersem konuyu yanlış anlamakta inat eden öğrencimin dayısı olan
    şahıs almanya kökenli olan yol tv ile alevi.com sitesinin de
    sahibiymiş. dayısının "bu malzemeye" adeta savaş ganimeti gibi ihtiyacı
    olduğunu fark etmiş olmalı ki 10 dakika sonra sınıfı terk etti. dersten
    sonra da gittim, anlattım, izah ettim, hatta yine özür diledim, 'iyi ki
    varsın' dedim. 'peki hocam.' dedi,.

    ancak puslu havanın kokusunu iyi alan sınırlar ötesinden içeriye elatan
    kişi, bir kere kızı da etikis altına aldığından yakasını
    bırakmadı. provokasyonun farkında olmayan sekiz öğrenciden de imza toplamayı
    başarıp, fitili ateşlediler.

    öğrencimin babasıyla konuştum. "konunun bu noktaya çekilmesine üzüldüm.'
    dedi. oysa 'boşuna çabalama, seni yanlış anlamaya karar verdik' diyenler
    çoktan devreye girmişti. başka hedefler kotarılmak istenirken beni malzeme
    yapıp, yargısız infaz yaptılar. ödül törenlerinde gülerken çekilen bir
    fotoğrafımı bulup, sırf yüz kısmını kesip koyarak 'insanlarla duyarsızca
    dalga geçen bir adam imajı verip', galeyana getirdikleri masum insanlara
    beni hedef gösterdiler.

    türkiye'deki alevi stk'larına danışmak ve olayı anlamak, bana da söz hakkı
    vermek yerine, yargısız infaz ettiler. başrole de her zaman olduğu gibi
    kamer genç geçti. aşiret düzeni içinde alevi reylerini istismardan başka
    hiçbir katkısı olmayan arkadaş, nihayet "çiçek sulamaktan" fırsat bulup
    benimle de uğraşmaya başladı.

    her gün yüzlerce ölüm tehdidi alıyorum. şimdi ben hrant dink'in 'güvercin
    tedirginliğini' yaşıyorum. kendisi de alevi olan eşim, 'yargısız infazda
    bulunan bazı aleviler yüzünden bana bakışın değişmeyecek değil mi?'
    tedirginliğini yaşıyor. oğlum ise 'seni işten mi atacaklar' diye soruyor.

    hem özgürlükçü bilim adamı kişiliğim hem de ailem sebebiyle alevi
    hanımefendilere asla hakaret edemem, etmem. biz bu ülkede yaralara merhem
    olmak için varız. ancak kimsenin kapı kulu da değilim. bilim adamıyım.
    allahâ da bir can borcum var.

    evet, bir yaya kırmızı ışıkta geçmemeli, ancak geçerse onu öldürerek mi
    cezalandıracaklar? ne yapmışız? kendi yaşadığım bir acımı naklederken
    kullanmamam gereken bir kelime ağzımdan kaçmış, acımdan dolayı kaçmış.
    maksadım hakaret değil savunmak mazlumluğun arkasına gizlenmiş kinci bir
    zalimliğe kurban edildim.

    ben uzun süredir kamuoyu önündeyim. derdim nedir, ne söyleyebilirim, ne
    söyleyemem bellidir.

    alevilerin canımı yakan tarihi acılarını, bitmek tükenmek bilmeyen bir
    sömürüye bağlayanlar, bu kültürel alan sanki babalarından kalan kast sistemi
    imiş gibi beni o toplumdan dışlamaya çalıştı. tesellim odur ki, alevi toplum
    ve fikir önderleri beni anladı, üzüntümü paylaştı. radyolarında,
    gazetelerinde, tv'lerinde söz hakkımı kullandırdı. binlerce maile bıkmadan
    cevap verdim. birçoğu provokasyonu kederle fark etti. ben alevilerin bu mert
    yüreğini sevmişim meğer.yaşanan bunca acıya rağmen büyük tahrikler altında
    bile empati yapma yeteneğini koruyor, mazlumken zalim konumuna düşmek
    istemiyorlar.

    bu iftira kampanyası sayesinde yeni dostlar kazandım.

    şimdi bir kerbela susuzluğu ile diyorum ki yanlış anlaşılmak hiç
    anlaşılmamaktan daha çok yaralıyormuş insanı…

    saygılarımla,

    doç.dr.ibrahim öztürk
    marmara üniversitesi
    ingilizce iktisat bölümü
    34723 kuyubasi, göztepe
    istanbul, türkiye "
  7. "yanlış anlaşıldım" temalı savunmasında zihniyetini ele veren muhterem hoca. derste sarfedilen münasebetsiz sözcüğün öğrencilerini rencide etmesi doğal. sonrasında gelişen tartışmaları ve niyetinin kötü olmadığı ifadeleri biliniyor zaten. beraati zimmet asıldır buna diyeceğim yok.

    ancak hoca kendimi savunacağım derken başka çamlar devirmiş. onlara da ben değinmek istiyorum:

    1)ateistlik iftirası
    "bunu, belki bölücülük sempatizanlığı, aleviliğinden dolayı ateistlik iftirası ve hatta tertemiz alevi bacılarımıza yöneltilen ithamlardan bıktığı için yapıyor."

    demiş hoca. sayın doçent doktorumuzun zihniyetinde ateistlik bir iftira. bölücülük ve orospulukla birlikte aynı cümlede kullanmış. hatta orospuluk için kullanmadığı "iftira" sözcüğünü ateistlik için kullanmış. yoruma bile değmez. bir de bu adam üniversitede demokrasi, barış, özgürlük nutukları atar.

    yazarı olduğu zaman'ın muhterem hocası da aynı kafadaydı. (bkz: bir ateistle bir katil arasinda kiyaslama yapmak)

    2) "1980'lere kadar bu ülkede kürt sorunu yoktu"
    muhterem hocamzın ifadesi. allah allah? bu adam bir de iktisatçı, siyasal tarihten falan da anlar. nasıl yani? "kürt" demek, kürtçe konuşmak yasak olunca sorun olmamış mı oluyor. 19. yy ve 20. yy siyasi tarihinden bihaber mi? dusunmezsen kurt sorunu yoktur mu yani?

    3) "aşiret düzeni içinde alevi reylerini istismardan başka hiçbir katkısı olmayan arkadaş, nihayet "çiçek sulamaktan" fırsat bulup benimle de uğraşmaya başladı."
    kamer genç için diyor. tamam bence de kamer genç makbul bir adam değil de bu ad hominem şahikası nedir? çiçek sulamaktan fırsat bulup muhteremle uğraşmaya başlamışmış. işte belden aşağı vuruş zihniyeti. alevi reylerni istismarmış. aşiret düzeni içinde falan filan. siyasi bilgisi gerçekten şüpheye düşürüyor beni. kamer genç bildiğim kadarı ile herhangi bir aşiretsel angajmanı olmayan, tunceli halkı tarafından yörete yaptığı hizmetler ve bürokratik/siyasi kariyeri ile sevilen biri. tutup da adamı aşiret düzeni içinde alevi reylerini istismar etmekle itham etmek etik değil.

    arz ederim.
  8. son yazisi sayesinde ozgurlukculugun belli bir kesimde sadece moda oldugundan artik emin oldugum kisi. sayin ozturk bu sefer de buyurmus ki "hem özgürlükçü bilim adamı kişiliğim hem de ailem sebebiyle alevi hanım efendilere asla hakaret edemem, etmem." http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=668418. yani alevi bir kadin olmakla fahiselik arasinda bir alaka bulunmadigini anlatma ihtiyacinda bulunmuyor ama kendi kisilik ozelligi ('ozgurlukcu') ve esi sebebiyle boyle bir yaklasimda bulunmayacagini soyluyor. baska turlu durumlarda bu serbesttir. yani ozgurlukcu birisi olmasa, ailesinde de alevi bir 'hanimefendi' (hanimefendi de baska bir sakat tabir burada tabii, alevi bir kadin, alevi birisi vs degil alevi bir hanimefendi yani bir hanimefendiler var bir de hanimefendi olmayan kadinlar, burda bile seksist ve yargilayici dili, ustelik bunun da farkinda degil) olmasa alevi kadinlarini fahise olarak gorecek kendisi (ha sahsen fahiselikle bir sorunum yok kendisi hakaret olarak goruyormus onu da belirteyim). burdan bi de su cikiyor ozgur kadinlara (artik ne demekse o) istedikleri gozle bakabilir ve hakaret edebilir insanlar, normaldir bu durum, bir sorun yoktur. savundukca batiriyor kendisini farkinda degil..

    hakikaten kotu niyetle soylememistir muhtemelen 'alevilere fahise diyorlar' lafini, yalniz gercek zihniyetini ne yazik ki farkinda olmadan aciga vuruyor, boyle konusuyorlar diye elestiriyor gorundugu kisilerle empati kuruyor vs vs.. sorun da o zaten. evet insanlarin elestirilecek yonlerini anlamak gerektigini ben de dusunuyorum ama bunu yaparken elestirilen hususun dogru duzgun her yonuyle ele alinmasi gerektigini, ozellikle boylesi hassas bir konunun alakasiz bir derste, hem de konunun baglami disinda, ustelik de kotu bir uslupta sadece 'elestirilen' kisilerin bakis acisini ele verir sekilde yapilmamasi gerektigini bir profesore anlatmak saniyorum bana dusmezdi...
  9. bogazici universitesinde 2008 yilina kadar verdigi political economics dersinde ozellikle asya kaplanlarinin kalkinma modellerinden bahseden, bu modellerden turkiye icin neler kapabiliriz arayisi icerisinde olan hocadir.

ibrahim öztürk hakkında bilgi verin