şükela:  tümü | bugün
  • " biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (allah'ın emirlerini) iyice açıklasın. allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. o mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. "

    bu ayet nasıl bu şekilde tercüme edilir akıl, mantık almaz. her ayette insanın özgür iradesini işaret eden yüce allah dilediğini yola getirip dilediğini saptıracaksa neden elçi göndersin? eğer dilediğine hidayet edecekse, özgür irade, seçim hakkı bunun neresinde ? bu durumda elçinin, o toplumun dili ile açıklama yapmasının ne anlamı olur? böyle anlamsız bir iş " doğru karar veren " allah’a yakıştırılabilir mi? içinde ciddi çelişkiler olan ifadeler, allah’ın sözü olabilir mi?

    doğru tercüme şu şekilde olmalıdır:

    " allah, dalalet yolunu tercih edeni saptırır, hidayet yolunu tercih edeni de hidayete erdirir. "
    ibrahim suresi 4. ayet
  • "biz her peygamberi kendi toplumunun diliyle gönderdik.
    ille de böyle yaptık ki,
    o toplumdan olanlara anlatabilsin"

    diyen ayet...

    turan dursun'un yorumu ise şöyledir:

    "demek ki, kuran'a göre, "tanrı'nın elçisi"nin bir "toplum"u var. "elçi", "ırk"ından geldiği bu "toplum"la "tanrı" arasında yapar aracılığını. ne iletecekse bu "toplum"a ve "kendi diliyle" iletmekle yükümlü.
    kuran'da anlatılan bu.
    yine buna göre, muhammed de bu yükümlülüğü taşımakta. onun da bir "toplumu" var ve o da "tanrı"sıyla bu "toplum" arasında bir "aracı".

    kuran'ın bütünü içinde, muhammed'in "kavm"inden, yani "toplum"undan "tanrı vahiyleri"ni bu "toplum"a iletmek zorunda olduğundan, bunu yaptığından söz edilir. muhammed'in "toplum"u, "arap toplumu"dur. öyleyse muhatap da bu toplumdur.
    kuran, kendi deyimiyle "arapça", seslendiği kesim de "araplar"dır.."
  • birçok mealde
    "allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir." olarak açıklanan ayet.

    oysa doğrusu,
    "allah dilediğini sapıklık içinde bırakır, dilediğini de hidayete erdirir."
    (bkz: elmalılı muhammed hamdi yazır tefsiri)

    ufak ama önemli bir fark var.
    allah kimseyi "sen ateist ol bakiyim" deyip ateist yapmıyor.
    herkes kendi hür iradesiyle inanmamayı seçiyor.
    ama inanma niyeti olanları görüp kendine doğru çekiyor.