şükela:  tümü | bugün
  • yalnız gecelerin, suskun çiçekleridir...
  • bir gün belki de her gün kendi salaklıklarına yanacaklardır.

    kimse seni zorlamadı, sen salaksın.
  • sorun "sadece veya ağırlıklı olarak" içe dönük olunca baş gösteriyor. popüler kültür "çoğunlukla" dışa dönük olmayı teşvik etmekte.

    en makulu her yöne dönük olmak olsa gerek.

    enteresandır ki, bu başlık altında yunus emre'nin adını veren olmamış. (bkz: bir ben vardır bende benden içeru)
  • asosyallikle karıştırılmaması lazım. ikisi farklı şey. aşırı sosyal bir insan duygu ve düşünce yapısı olarak içe dönük olabilir.

    gözlemlerim ve deneyimlerime göre çoğunlukla;

    - küçüklükten gelen bir şey bu özellik
    - içe dönük insanlar bu durumdan şikayetçi değiller
    - zaman geçtikçe yalnızlığa aşık oluyorlar
    - güven problemi ortalamadan biraz daha fazla kişilerdir; ilk aklıma gelenler bunlar.
  • erkekleri efendi, kadınları hanım hanımcıktır.
  • libidoları yüksektir.
  • içe dönük insanların özellikleri nelerdir ?
    içe dönük olmak faydalı mı yoksa zararlı mıdır ?
    karakter dönüştürebilmek için neler yapmalıdır ?

    gibi sorular kafanızda fink atıyorsa buyrun efendim

    içe dönük olmak kader mi
  • en anlaştığım insanlardır. içe kapanık insanlar nahif ve kibar olurlar genelde. garip bir iletişim şeklimiz var bu tarz insanlarla. ilişki anlamında da yengeç kadınları böyleler; inanılmaz bir duygusallık ve naiflik en belirgin özellikleri.
  • bu insanlar genelde çok yanlış anlaşılır ve içe dönük olmak sanki burnu büyük bir insan olduğunuz ya da değiştirmeniz gereken bir özellik gibi lanse edilir. fakat bu insanlardan mükemmel dostlar ve hayat arkadaşları ortaya çıkar genelde.

    öncelikle bu insanlar yalnız kalmayı severler. kendi özel alanları vardır az insan öz insan felsefesini benimserler. sizi yakınına alması çok zordur ama aldığı zaman da harika bir insan kazandınız demektir. çünkü bu insan bir insanla yakın ilişki kurduysa fazlasıyla emek verir.

    insanların ne dediğini pek umursayan tipler değillerdir. bu yüzden genellikle başarılı olurlar. çünkü dış onaylara ihtiyaç duymazlar. onlar kendi dünyalarında mutludur. zaten az insan sevdikleri için geriye kalan insanların onun için bir önemi yoktur.

    kendi kendilerine vakit geçirmeyi çok sevdikleri için fazlasıyla okuyan tiplerdir. bu nedenle de empati yetenekleri fazlasıyla gelişmiştir. karşısındaki insan bir şey anlatırken öyle dikkatli dinler ki en önemsiz detayları bile hatırlar. onlarla sohbet etmek fazlasıyla keyif verir çünkü kendinizi önemli biri olarak hissedersiniz.

    kendini pazarlamayı hiç bilmez ve bunu yapan insanlara da biraz acıyarak bakar. çünkü dikkat çekmeyi sevmez ama fazlasıyla sorumluluk sahibidir. bir işi yaparım dediyse yapar ve ama bunu dile getirme ihtiyacını hissetmez.

    biraz güven problemi yaşayan tiplerdir. kendi özel dünyasını açması çok zordur. dünyası onun en büyük sırrıdır ve kendini her önüne gelen insana açarsa kendine ihanet ettiğini düşünür. sadece çok önem verdiği birkaç kişi onu gerçekten tanımayı başarır ki bu da bir elin parmaklarını geçmeyen dostları ya da hayat arkadaşı olacaktır. bir arkadaşım benimle ilgili güzel bir tespit yapmıştı yıllar önce "herkesi kitap gibi okuyorsun, dinliyorsun ama kendi iç dünyanı açma konusunda tam bir pintisin." demişti. onun için iki tip insan vardır ya çok samimi olduğu bir insansındır ya da yabancı.

    çevrelerindeki insanlar tarafından çokça yanlış anlaşılma potansiyelleri vardır. genelde oldukça naif insanlardır, her daim her şeyin en iyisini yapmaya çalışırlar, kendilerini bile bulundukları yerden daha ileriye taşımaya çalışırlar. başkalarını üzmek gibi bir amaçları yoktur bu hayatta ama nedense işin sonunda genelde üzülen taraf bu insanlar olur. belki de her şeyi güzel yapma amaçları onların omuzlarına daha fazla yük almak anlamına geliyordur.

    bu insanlar gerçekten gözlem yeteneği sayesinde insanları iyi tanırlar, onların yaralarını iyi görürler. ezmeye değil de destek olmaya çalışırlar. bu özellikler çok nadirdir ve herkeste bulunan şeyler değildir. bu yüzden de genellikle belli başlı meslekleri tercih ederler. kısaca kimseye zararı olmayan ve sanıldığı gibi de utangaç olmayan güzel insanlardır.

    ayrıca benim uzun zaman önce dinlediğim, psikoloji okumama karar vermemi sağlayan videoyu buraya bırakmak isterim.

    susan cain içe dönüklerin gücü

    içe dönük insanlar her anlamda hayatlarındaki kişiler için iyi partnerler olurlar. genelde zor insanlar olarak görülürler ama aslında sadece herkesin yanında aynı şekilde olmayı tercih etmeyen ve kendi dünyasını koruyan insanlardır. onun için özel bir insan olduğunuzu anlamanın tek yolu size kendini açıyor olmasıdır ve sizin yanınızda bambaşka yanlarının ortaya çıkmasıdır. bu naif insanları kırmayın bence. sonra size özel olarak açtıkları her kapıyı kapatıyorlar, yeniden kendi dünyalarına dönüyorlar ve bunun da pek geri dönüşü olmuyor...

    debe edit: içe dönük özelliğe sahip insanlar ki bunlar toplumun yarısını ya da üçte birini oluşturuyor. yani karşınıza çıkan 3 kişiden birisi içe dönük bir yapıya sahip oluyor. eğer bu yapıya sahip bir insansanız bu içe dönük özelliklerin değişmesi çok zor oluyor. o nedenle dışa dönük olmaya çalışmak yerine kendi özelliklerinizi öne çıkarmak ve kabullenmek gerekiyor. içe dönük insanlar çok fazla kişiyle yüzeysel ilişkiler kurmaktansa az sayıda kişiyle derin ilişkiler kurmayı tercih ederler. yapılan araştırmalar empati yeteneklerinin çok gelişmiş olduğunu gösteriyor. dünyada iz bırakmış bilim insanları genelde içe dönük insanlardır. çünkü içe dönük insanlar için kendi dünyası ve düşünceleri çok daha önemlidir. yalnız kalmak bu insanlar için mükemmel bir deşarj olma yöntemidir. zaten genel olarak sakinliği çok seven insanlardır, kavga, gürültü gibi ortamları hiç sevmezler. bu kişinin en yakınları ile kavga ederken bile kolay kolay sesini yükseltip, hakaret ettiğini duymazsınız çünkü özünde naif insanlardır ve bu durumların içine girmeyi sevmezler. az laf çok iş durumunun insanlarıdır. yapılan araştırmalar içe dönük insanların okulda ya da iş yaşamında daha başarılı olduğunu ortaya koyuyor ama bu insanlar bunu dile getirme ihtiyacı hissetmiyor. yüzeysel şeyleri gerçekten sevmiyoruz ve her durumda derinleşme ihtiyacı hissediyoruz.

    hatalı olan siz değilsiniz tam tersine günümüz sisteminde bize dayatılan dışarıya dönük olma durumu ve toplumun bu şekilde dizayn edilmiş olması bize kendimizde bir hata olduğunu düşündürmeye çalışıyor. halbuki kendimizi kabul ederek güçlü yönlerimizi öne çıkarmak zorundayız. insan sevmiyor değiliz sadece az insan tercih ediyoruz o kadar. insanın kendini kabul etmesi kadar güzel bir şey yoktur bu hayatta. içe dönük olmak bir sorun değil tam tersine oldukça ender özeliklere sahip olduğunuz için gurur duymanız gereken bir şey.

    kendinizi, kendinizle zaman geçirmeyi yalnızlık sanmayacağınız şekilde yetiştirin. (andrey tarkovski)
  • bunların egosantrik olanları, dışa dönük ve egosantrik olan insanlardan farklı olarak, kendilerini uzun uzun yazarak tarif ederler.

    başlıkta da görüleceği üzere kendileri üzerinden genelleme yapma yoluyla ideal içe dönük insan tanımlamaları vardır. "şöyle farklıdır, böyle değişiktir, herkese güvenmez ama güvenince yediveren gibi açılır" şeklinde abartılarla içe dönük tarafından bizzat kendisi tarif edilir.

    dışa dönük insan ise bunu konuşarak yapar. "böyle değişiğim, ben zaten şöyleyim, böyleyim" filan diye kafa ütüler. bunun konuşmadan kafa ütülemeyeni de işte böyle uzun uzun yazarak ütülüyor.

    ulaşılması çok zor olmayan bir sırrı da bu vesileyle buraya bırakayım:

    dünyada 12 tip insan olmadığı gibi, içe dönük ve dışa dönük diye iki ayrı küme de yok.

    bencil var, hırslı var, merhametli var, aşık var, cimri var, cömert var. var oğlu var.
    hatta işin güzel tarafı tüm bunların hepsi insanın içinde, karşılaştığı duruma ve kişiye göre aktive olacak şekilde bütün olarak var. hepimiz aynı zamanda bencil, verici, hırslı, merhametli, cimri, cömert, gaddar olabiliriz. üstelik kendimizi tüm eylemlerimizde haklı da bulabiliriz.

    "çevrelerindeki insanlar tarafından yanlış anlaşılabilir" demiş içe dönükler için.
    la olum herkes yanlış anlaşılabilir. yüz yüze iletişimi tercih etmeyen tabi ki iletişimin doğası gereği daha fazla yanlış anlaşılabilir ama iletişim zaten anlaşabilmek değil anlaşmazlıkların sayısını azaltmaktır. iki hayvan niye anlaşsın, en fazla ateşkes yaparız. "sen beni öldürme ben de seni öldürmeyeyim" deriz. hatta bunu da yapamadığımız için "ya bak ben bu adamı öldürmeyeceğim ama söyle şu adama o da beni öldürmesin, öldürürse sen de onu öldür." diye bir sistem geliştirmişiz ve devlet doğmuş. yani birbirimizin meyvesine sahip olmak için birbirimizi öldürmememizi ancak bu sayede olanaklı kılmışız da dünyaya egemen olabilecek kadar nüfusumuzu çoğaltabilmişiz. sen daha neyin "benü yanluş anladular, benü anlamadular"ındasın?

hesabın var mı? giriş yap