şükela:  tümü | bugün
  • disadonuk genellikle yirtik diye tabir ettigimiz tiptir firlamadir pictir, icedonukte uzaktan bakip bakip ic cekecek tiptir yaziktir ona
  • brian little'ın bir ted konuşmasında karşılaştırdığı karakterler.
    özellikle videonun 6. dakikasından itibaren yaptığı karşılaştırma çok ilginç.

    brian little'ın kıyaslaması
  • carl gustav jung'a gore icedonukluluk veya disadonukluluk yasama bicimidir. aslinda bir tutumdur. kisiler, birini digerine tercih etme egilimi gosterebilir. o yuzden bir insani %100 ice donuk veya disa donuk diye nitelendirmek yanilgiya dusurebilir. cunku insan degisik zamanlarda degisik tutum icine girebilmektedir.

    ice donukluk veya disa donukluk kavramlari bir insanda sabit degildir. jung bunu bir oykude soyle anlatmistir:
    iki adam, yolda yururken eski bir satoya rast gelirler. disa donuk olan heyecanlanir, ilgilenir ve kapidaki bekci ile hararetli konusmaya dalar. ice donuk ise geride bekler. biraz sonra satonun muze oldugunu anlarlar. gezmek icin iceri dalarlar. disa donuk olanin ilgisi tamamen dagilmistir. roller degisir. iceride ice donuk olan bekciyle eserler hakkinda hararetli konusmaya dalar. disa donuk olan geride canı sıkılmıs bir bicimde geride durur.

    ayrica
    (bkz: icedonukluk)
    (bkz: disadonukluk)
    (bkz: introvert)
    (bkz: extrovert)
  • insanlarla ayaküstü karşılaşıp ingilizlerin "small talk" dedikleri şeyi yapmaktan pek hazzetmem, fırsatını bulabildikçe kaçınırım. yeni birileriyle tanışmak da favori eylemlerimden sayılmaz...

    az önce bir arkadaşımın arkadaşı çalıştığımız yere ziyarete gelmiş, ayaküstü denk geldik tanıştırdı bizi. sanırım o beş dakikayı çekseydik içedönük vs. dışadönük insan hikayesini çok güzel anlatan bir kısa film olabilirdi.

    eminim sevilen, normal, iyice bir insandır, yanlış olmasın, ben sadece kendi tamamıyla öznel algımı yazmak istiyorum: aşırı yüksek bir ses tonu, aşırı abartılı bir tonlama, aşırı dramatik ifadeler ve jestler... gözlerimiz ilk buluştuğu andan itibaren zihnim bir alarm haline girdi: aman psyduckina şu camdan mı atlarsın o masanın altına mı saklanırsın allah aşkına ne olur kaç kurtar bizi diye yalvaran bir iç ses...

    beş dakikada yorulur mu insan, vallahi yoruldum, şimdi ofise attım kendimi ve sakinleşmek için bu giriyi yazıyorum.

    ortak arkadaşımız da dışa dönük eğilimi yüksek olan birisi, sık sık görüşmek, buluşmak bir şeyler yapmak ister, insanlarla olmak ona iyi gelir. ben de elbette arkadaşlarımla görüşmekten mutluluk duyarım fakat sık sık da kendimle baş başa kalıp kaliteli zaman geçirmeye ihtiyaç duyarım. son yıllarda bu dengeyi korumak ve insan ilişkilerimde sağlıklı sınırlar oluşturup onları koruyabilmek için ciddi olarak çaba sarfetmekteyim. çok da faydasını gördüm...

    fakat arkadaşımın arkadaşıyla geçirdiğim şu beş dakikadan sonra şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki arkadaşlık geçişkenlik özelliği olan bir bağıntı değilmiş. arkadaşımla sınırlarımı korudukça mutluyum fakat arkadaşımın arkadaşıyla bir kahve içsek uzun süre kendime gelemeyebilirim, evlerden ırak!

    tanım vermek gerekirse anlamlı ve dikkate değer bir karşılaştırma olduğunu düşündüğüm bir versus, tabii daha iyi - kötü değil farklılıklar - birlikte yaşama stratejileri bağlamında...
  • “girişken insanlarla içe dönük insanlar arasında dopamin eşiği farkı varmış. içe dönüklerin dopamin eşiği daha düşük olduğu için örneğin uzun bir sosyal aktivite sonrasındaki gün evde yalnız kitap/film/uyku vb. şeklinde takılma ihtiyacı normal ve sağlıklı olanmış...”
  • kişiliği üç farklı boyutta elen alan kuramcı hans eyesenck'e göre bu boyutların ilki.

    -içedönüklük/dışadönüklük
    -nevrotik/duygusal stabilite
    -psikotik/ dürtü kontrol.

    içedönük insanlar mutlu olmak için daha az dopamine ihtiyaç duyarken kortizol seviyeleri de dışadönük insanlara kıyasla daha yüksektir. bu yüzden az sayıda uyaranla daha fazla uyarılabilirler.

    örneğin bir partide geçirilen eşit süre sözünü ettiğimiz iki farklı tip için farklı uyarılma seviyelerine neden olur ve içedönükler daha fazla uyarılmış olacaklarından daha erken eve dönme eğilimdedirler.
  • içedönük bir insansan; tanıştığın insanlara başta sert ve soğuk gelirsin. şartlar uygun ilerler samimiyet artarsa söylerler aslında içinde hiç soğuk değilsin diye.
    etrafımda dışa dönük biri varsa insanlar konuşmasına zor katlanıyorsa, sabırla lafının bitmesini bekliyorlarsa o kişinin yerine ben utanıyorum yerin dibine giriyorum.
    ama her tanıştığım kişinin beni soğuk bulmasından da sıkıldım. orta yolu bulmaya çalışıyorum ölmeden öğrenirim bence.
    edit: içedönüklük kendi başına vakit geçirebilmekle alakalıymış. peki soğuk nevale olmak hangi tanıma giriyor?
  • içedönük insanlar daha çok dinlerken dışadönük insanlar daha çok konuşur.

    aslında bu özellikten bile hangisine daha yatkın olduğumuzu veya çevremizdeki insanları anlayabiliriz.

    dinlemek, konuşmaktan daha zordur. çok daha zoru ise birini etkili bir şekilde dinlemektir.

    her iki kişilik tipinde de kim etkili bir şekilde karşısındakini dinlerse o kişiyle daha çok iletişim kurulmak istenir çünkü artık bir bağ oluşmuştur ve güven yaratılmıştır. kişi dinlendiğini, anlaşıldığını ve bir problemi olduğunda çözüleceğini hisseder.
hesabın var mı? giriş yap