şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: mar adentro)
  • javier bardem'in oyunculuğuna hayran kaldığım filmi. bu rolle venedik film festivali'nde "en iyi erkek oyuncu" ödülünü almıştır. sağlam bir ruh haliyle izlenmesi önerilir.
  • ispanyol yönetmen alejandro amenabar'ın yönettiği javier bardem'in başrolünü oynadığı 2004 yapımı başyapıt film. filmin konusu, denize tutkuyla bağlı bir adamın geçirdiği bir kaza sonrası boynundan aşağısı felçli kalmasıdır. ramon bu şekilde felçli şekilde yaşamak istemez ve her fırsatta ötenazi olmak istediğini söyler. kısacası ölüm ve yaşam öyle muhteşem işlenmiştir ki filme empati kurmaya başlarsınız o yaşamla. nasıl yaşayabilir bir insan bu şekilde diye. izleyin kesinlikle pişman olmazsınız.
  • kelebek ve dalgıç.
    papillon.
    uyanışlar.
    sol ayağım.
    guguk kuşu.
    intouchables.. vs, vb, etc tarzında, ispanyol yapımı, güneşli pazartesiler'deki mükemmel performansa bir mükemmel performans da bu filmle katan , tanımaktan hiç de tarzım olmayarak büyük bir keyif aldığım "javier bardem"in başrolünü oynadığı şık, estetik, naif, bir kim ki duk kadar bir tarkovski kadar olmasa da şiirsel yapıt.. ertelenmiş , geç kalınmış listeleri karıştırırken henüz izleyebildiğim güzel bi şi.. ramon'un gerçek hikayesi..

    ... içerik içerir ...

    varsın herkes ramon'un ötenazi kararını, bu kararın doğruluğunu yanlışlığını, "yasamak zorunda miyiz? hayat bi mecburiyet midir?" temasını düşünsün.

    varsın filmden sonra ramon için üzülsün, ağlasın millet. 28 yıl bir yatağa mahkum kalmanın, hem de gençliğin en güzel zamanlarındaki talihsiz kaza sonucu, ne derece dramatik olduğu konusunda mutabakata varılsın. kimi hak versin ramon'a, kimi kolayı seçti diye ayıplasın, ona bakan ailesine haksızlık ettiğini düşünsün. buna kafa yorsun.

    varsın "neden herkes gibi elimdekilerle yetinemiyorum?neden ölümü istiyorum?" dediğinde ramon, trajedinin dozuna dayanılamasın..

    ramon'un boynunu dalış yaptığı kıyının zeminine vurduğu sahne gösterilirken sahneye bakılamasın..

    aslında filim budur da. trajedidir, güzel bir ölüm-yaşam çalışmasıdır. lakin;

    sanırım bu tarz filim stoğunu aşırı doldurmuş olmaktan, esas etkileyen sahne bunların hiçbiri diil bence.
    ramon'un ötenazi isteğini reddeden mahkemeye savunma yapmak ak için gelen, ramon gibi ölümcül bir hastalığı olan, ramon'a aşık olduğunu söleyen avukat ablamızın "satış" koyduğu sahne, ve sonrasında tüm kasvetini, depresyonunu, bıkkınlığını, yılmışlığını, tükenmişliğini , gözyaşlarını bir gülümsemenin arkasına saklamayı öğrenmiş ramon'un bu satış karşısında ağlatan ağlaması... kadın kadındır olgusu, yine satar yine gözünün yaşına bakmaz velev ki yatalak olsan bile düsturu..

    o adam, ölmekten başka hiçbir şeyi kalmamış adam, sözünü tutman için geçen zamanı nasıl geçirdi idiot , nasıl bekledi, nasıl hazırlandı, nasıl umutlandı, nasıl bağlandı, nasıl tereddütsüz güvendi hiç düşünmedin di mi, aşk için ölmeli aşk o zaman aşk ağır geldi di mi, yemedi di mi..
    neyse, atarlandım la bildiğin..:)
  • izlerken içimin ezildiği sonrasında derin buhrana kapıldığım fevkalade bi fillm.
  • film geçirdiği bir kaza sonucu boyundan aşağısı felç kalan bir adamın ölmek istemesi ama yaşadığı dönem içinde ülkesinde ötanazinin yasal olmayışı yüzünden dünyada kapana sıkışmış halde kalışı hakkında.

    --- spoiler ---

    bence en etkileyici kısımlarından biri bir din adamına yanıt olarak, ki o din adamı da kendisiyle aynı durumda, ''ben tetrapleji hastaları adına konuşmuyorum. ben sadece ramon sampedro olarak konuşuyorum.'' deyişiydi.
    filmde ötanazi isteğinde bulunan ramon akılcı bir kimse olarak tasvir ediliyor. ölümden sonraki yaşama inanmıyor. ''ölümden sonra yaşam yok. tıpkı ölümden önce olmadığı gibi.'' bu yüzden yaşamayı seçen ve ona da bunu öğütleyen din adamıyla bambaşka kıyılardalar. yaşamak için dine sarılan insanlardan değil çünkü ramon. onu seven insanlara sahip olsa da onlar için yaşamayı seçmiyor.
    yalnız beni rahatsız eden bir unsur var ki o da, ramon'unkine benzer bir durumdaki avukatı olan kadının tasviri. ramon bir erkek ve ölüm konusunda cesur, gözü pek. avukat kadınsa bu konuda korkak. kocasına yük olma konusunda şiddetli düşüncelere sahip değil. cesaretsiz. bu yüzden filmin sonunda geçirdiği beyin kanamalarının birinde hafızasını tamamen kaybediyor ve bakıma muhtaç kalıyor. bu bana içten içe cinsiyetçi bir yaklaşım gibi gelmişti.
    bir nokta da, devletin ramon'un bu isteğini kabul etmeyişi. felsefe hocam bu konuda devletin olaya dini açıdan bakmadığını, ''aslında devlete ait olduğumuz'' için böyle olduğunu düşündüğünden bahsetmişti.

    --- spoiler ---
  • en güzel yolculuğu nasıl becerebildiysen "ramon" o içimize edilen yolculuğu
    bir edebiyat şaheseri bile fırsatları kaçırdığında pişmanlığın tarif edilmez telafisizliğini bu kadar güzel anlatamazdı bize.herkesin hayali bir başkalarını düdüklemek sırtlarına kambur olmakken başkalarına yük olmanın acısını senin kadar düşünebilen ve bu nu anlatabilen var mı acaba...
  • başrol javier bardem'in 4 ekstremitesi felçli bir adamı canlandırdığı(kuadriplejik) ve en sevdiğim şarkılardan biri olan luz casal in negra sombrası ile tanıştığım,ispanyol filmi.
  • yaşantısını sadece özgürlüğü üzerine kurmuş bir adam geçirdiği bir kazanın ardından yatağa mahkûm kalır. kazanın ardından 30 yıl boyunca yatağa mahkûm edilen adam bir an evvel iyileşmek için elinden gelen tüm çabaları sarf eder. çabaları netice veren adam 30 senenin ardından yattığı yataktan kalkarak eskide bir odada ve yatakta geçirdiği yılları bırakarak her şeye bir sünger çekmek ister. özgürlüğünün tadını çıkarmak için her an gezmeye başlar. güzel keyifli bir film
  • öyle bir filmdir ki bir yandan yaşama methiyeler düzerken diğer yandan sizi ölümün kıyısına yavaşça götürür ve siz de ellerinizle başrol ramon'u ölümün kıyısına bırakmak istersiniz.