şükela:  tümü | bugün
  • olayları algılayış biçiminize ve tolerans gösterme seviyenize bağlı olarak, alt metninde içinde barındırdığı kelimelerden daha fazla anlam taşıyan sorulardır.

    iki insan arasındaki ilişkinin -ki bu hayatın her alanındaki ilişkiler olabilir- ne kadar sağlam temellere oturtulduğu, o insanların birbirlerine hangi soruları yöneltebildiği ile alakalıdır bence. çünkü soru aynı zamanda bir suçlama biçimidir, soru karşındaki insana neyi yakıştırıp neyi yakıştıramadığındır, soru bazen cevapları kabul etmeyeceğim demektir.

    bundan sonrasının daha spesifik olması için aşk ilişkisi üzerinden yürümesi daha anlaşılır olacaktır.

    bence insanların çoğu ilişki içerisindeki güven ve samimiyet kavramlarını çok yanlış bir zemin üzerine oturtuyorlar. güvenin kazanılabilir değil, kaybedilebilir bir şey olduğunu, samimiyetin sadece açık sözlülük değil, aynı zamanda açık bir algıya sahip olmak olduğunu gözden kaçırıyor. bu sebeplerden öyle bir sorular soruluyor ki, adamın/kadının anasına avradına sövsen yanında daha hafif kalır.

    mesela; “sen beni aldatıyor musun” gibi bir soruya, “evet çünkü ben bir orospu çocuğuyum” diye cevap vermek tam yerinde bir davranış oluyor. çünkü bu soruyu size yönelten kişi aslında şöyle diyor; “senin beni aldatma ihtimalin var, çünkü sen güvenilmez ve adi bir orospu çocuğunun tekisin”... bu bir ilişkide sorulabilecek en boktan soru bence, karşınızdaki insanın
    aldatmak gibi bir kavramı size yakıştırmasının çirkinliği bi yana, böyle bir şeyi yapmanıza ihtimal veriyor olduğu halde ilişkiyi sürdürüyor olma iki yüzlülüğü daha içler acısı. şimdi yumuşak götlü meriçler; “ama illaki bir sebep vardır, durduk yere kimse kimseye böyle bir soru sormaz” demeye yeltenecekler, cevap vereyim.

    elbette hiçbir şey sebepsiz değildir ama benim olayım şununla; arkadaş eğer bir insanın sizi aldattığından şüphe ediyorsanız, bu onun sizi aldatmasına ihtimal veriyor olduğunuz gerçeğini ortaya çıkarıyor. eğer bir insanı henüz sizi aldatıp aldatmayacağını kestiremeyecek kadar tanımıyor ama buna rağmen ölümüne aşk ilişkisi yaşıyorsanız salaksınız. ha yok ben iyi tanıyorum diyor ve buna rağmen onun sizi aldatmasına ihtimal veriyorsanız ya samimiyetsiz yada güvenilmezsiniz.

    sadece bununla da sınırlı değil, iki saat ulaşamadığın sevgilinin direkt başka biriyle sevişiyor olma ihtimalini aklına getiriyorsan ya ruh hastasısın yada bulduğun iki saatlik fırsatta başkalarıyla yatıyorsun.

    eminim diyorsunuz ki; “be yarraam, hiç mi önlem almayalım, hiç mi dikkat etmeyelim, sığır gibi güvenelim mi ne yapalım?”. pek tabi ki hayır. ama bence bahsettiğim seviyede bir güven ortamı oluşmadan önce bağlanmayın aga. ayaklarınızı biraz yere basıp; ben henüz bu adamı/kadını tanımıyorum demeyi bilin. ilişkinin ikinci ayında suratına bakıp; “aşkım ben seni tanıyorum ama, bu kadın kim? sana bu saatte neden mesaj attı” sorularıyla hem kendi hem onun hayatını sikeceğinize, ne kendinize saygınızı kaybedin ne ona.

    zaten üç aylık bir ilişkiniz varken; “ulan bi tuvalete girse de şunun telefonunu bi karıştırsam” diyorsanız, ayrılın gitsin, o ilişki zaten bir yerlerde patlayacak. bu zihniyetle o telefonda elbet bir şeyler bulacaksınız. zorlamayın, ilişki henüz oturmamış işte. ama yok, biz sevdik mi dibine kadar severiz, biz altı ayda evlenecek seviyeye gelmeliyiz, dolayısıyla insanları zamanla tanımak yerine telefonlarını karıştırıp sosyal medyada stalklamakta bir beis görmeyiz. neden? çünkü beklersek kaçar, beklersek uzun sürer, güvenin oluşmasını beklemeyelim yaratalım. samimiyeti zorla dikte edelim. her şeyi kontrol edebiliriz çünkü en iyisi biziz.

    bütün bu anlattığım şeyler kesinlikle şu anlama gelmiyor; her şeyi kabullenip hiçbir soru sormayın, hiçbir şeye dikkat etmeyin bla bla bla...
    böyle bir şey değil mesele, çünkü beş yıldır en ufak hata yapmamış sevgilini kendi evinde kendi yatağında başkasıyla basabilirsin, kendin bile bunu yapabilirsin, bu yer çekimi kadar gerçek bir ihtimal. ama bundan daha gerçek olan şey şu; asla ama asla bunu durduramazsın. asla önüne geçemezsin...

    tek yapman gereken kendine güvenmek. karşındaki insana güvendiğini anlayana ve onu tanıdığından emin olana kadar, seni aldatsa dahi üzülmeyeceğin seviyede kalabilmek. güçlü olmak böyle bir şey işte, güçlü olmak terkedilince yıkılmamak değil. dolayısıyla yapmayın, kendinize de bunu yaptırmayın.

    hayatında başka biri mi var?
    beni aldatıyor musun?
    kimdi o kadın?
    filancayı neden takip ettin?
    ...
    ...
    ...

    yapmayın, yapmayın, yapmayın. karşınızdaki insana hakaret etmeyin. dürüst olun biraz, dik durun, kendinize karşı net olun.
  • bekarlara edilen en güzel hakaretler:
    (bkz: hiç mi evlenmedin)
    (bkz: nişanlanmadın falan da)
  • - akp'li misin?
  • kadın mıdır, kız mıdır?
  • (bkz: anladin mi)

    karsidaki insana bir konu anlatilmak istenir ama bos bakislarla karsilasirlir. devaminda bu soru sorulabilir ama kaba bir sorudur bu. alternatif olarak (bkz: anlatabildim mi) kullanilabilir.