şükela:  tümü | bugün
  • otu boku bilen ekşi sözlük yazarlarının çok iyi bildiği bi şeymiş.

    evet içine kapalı olmak yalnızlıkla ve yanlış anlaşılmakla çok alakalıdır ve evet içine kapanık insanlar rol yapmazlar, rol yaparak içine kapanık birini oynamak isteyen varsa buyursun gelsin karşıma.

    sonradan içine kapanık olmuş biri olarak içine kapanık olmak nedir, neyden kaynaklanır, başlıca özellikleri nelerdir kısaca özet geçmek isterim:

    * içine kapanık insanlar banko yalnızdır, başından beri yalnız olanları olabileceği gibi, sonradan yalnızlığın seçtiği insanlar da - benim - gibi mevcuttur, ama şu gerçektir bu insanların çoğu yalnızlığı seçmemişlerdir, yalnızlık onları seçmiştir, he derseniz bundan kastın ne şöyle izah edeyim: ya çeversindeki insanların asıl yüzünü görüp birer birer silmiştir - bence buna kader denir - ya da kendisi gibi olmayan insanlar bir şekilde içine kapanık insanları uzaklaştırmışlardır, yani ortada pek bir seçim yoktur.

    * içine kapanık insanların en önemli özelliği kendilerine ait en ufak bir özgüven taşımamalarıdır, bu da dediğim gibi sonradan oluşmuş olabilir ama karakteristik özellikleri şunlardır:

    1) göz teması kuramama, özellikle konuşurken, hatta yolda yürürken bile insanlardan gözünü kaçırmak için yola bakma.
    2) seste titreme hatta uzun süredir kimseyle konuşmamaktan ötürü ses ve kelime hataları yapma, seste çatlama.
    3) kalabalık ortamlarda sıkılma, sanki herkesin onu izlediğini düşünmesi, hareketlerini kontrol altına almak için aşırı zorlama.
    4) kendinin asla beğenilmeyeceği duygusu, kendini olabildiğince küçültme.

    * içine kapanık insanların bir diğer önemli özelliği asosyal bir yaşam yaşadıkları için düşünmeye oldukça çok fırsat bulmasıdır. evet bu iyi bir şey gibi gözükebilir ama değildir, zaten çok az insanla bir şey paylaştıkları için gün içerisinde yaptığı her hareketi her sözü tekrar tekrar düşünür: "acaba ben böyle söylediğimde x kişisi ne düşündü, keşke yanlış anlamaması için y şeklinde mi söyleseydim" vs. vs. paranoyaklık derecesinde yaptığı en ufak hareketleri bile değerlendirir, anlam çıkarmaya çalışır.

    * içine kapanık insanlar çok düşündüklerinden ve düşünmeye fırsat bulduğundan çok iyi birer tespitçi ve analizcidir, kimsenin görmediği ufak detayları yakalarlar, ama bu yüzden daha önce de dediğim gibi çok insanı geçmiş yaşamlarında silmişlerdir.

    * içine kapanık insanlar başka bir insana çok çok zor güvenir, ama böyle bir insanı bulduklarında ona çok ilgi gösterirler, çünkü ilgi görmeye şefkat görmeye çok aç insanlardır, bu insanları asla kaybetmek istemezler.

    * içine kapanık insanlar daha önce de anlattığım gibi çok düşündüklerinden ve her hareketlerini tekrar tekrar gözden geçirdiklerinden, güvendikleri insanları bile sıkmamak için biraz uzak durmayı tercih ederler, çünkü o kişinin yanında sürekli olunce kendisinden sıkılabileceği paranoyası hakim duruma geçer. o insan farkında bile değildir içine kapanık olanın onu kendisinden bile daha fazla sevdiğini, sürekli yanında olmak istediğini ama değer verdiği kişinin ilgisine çok değer verdiğinden, bu insanın da çevresinden uzaklaşacağı korkusuna engel olamaz.

    * sorunsuz bir içine kapanık insan yoktur, hepsi belirli piskolojik veya diğer sorunlar yaşamıştır, kiminin çocukluğunda kiminin gençliğinde, kiminin belki de 60 yaşında, ama illa ki içine kapanık olmayı gerektirecek ciddi sorunlar yaşamışlardır, bu sorunlardan pek bahsetmek istemezler sevdikleri kişiler dışında, yardım destek almak gibi piskologa gitmek gibi tercihleri pek istemezler.
  • etraftaki insanlarla iliski kurmaya cekinme veya bunu istememe hali.boole insanlar genelde digerlerinin hareketlerindeki sacmaliklari, basitlikleri vs. gorur ve onlarin yaninda olunca rahatsiz olurlar. cogu kendini sanata(genelde muzige, dinlemek veya calmak seklinde) verir . arkadaslari vardir fakat sayilari azdir veya samimi degildir.
    (bkz: bokunu cikartmak)
  • aslında daha çok 'dışa kapanık' olmayı ifade eden kelimeler bütünü..
  • içinde bulunduğum insan grubu. utangaç ve toplum önünde konuşmayı beceremeyen ancak bireysel bir alanda başarılı olabilen bir yapı.
  • bir tercihten öte çocukluktan gelen anıların bugüne etkisidir.

    eğer tüm çocukluğunuz, ailenizin sizi "sert" olarak yetiştirme takıntısı ile, örneğin küçük bir çocukken dizinizi bir yere çarpıp gözleriniz dolduğunda, en çok şefkat beklediğiniz annenizin suratını çarpıta çarpıta "ne ağlıyosun kız gibi" laflarıyla babanızın sizden utanır gibi acıma dolu bakışlarıyla geçtiyse, mesela çocukken sırf karnınız ağrıyor diye o gece uyuyamadığınızda saatlerce uyumamak üzere cezalandırıldıysanız, artık uykusuzluktan başınız öne düşerken babanızın "uyuma ulan!!!" diye bağırmasıyla defalarca uyandırıldıysanız, sırf derslerinizde bir kelimeyi yanlış telafuz ettiğiniz için kafanız arkadan tutulup kitaplara vurulduysa, bir yerden sonra çocuk aklınıza "bir daha asla kimseye duygularını göstermeme, kimseye karşı zayıflığını belli etmeme" takıntısının yerleşmesidir içine kapanıklık.

    kazık kadar adam olduğunuzda ise, çoğunlukla çevrenizdekiler sizi çatık kaşlı, soğuk, iletişim kurması zor biri olarak etiketlerler.
  • yalnızlıkla ve ya anlaşılmamakla uzaktan yakından alakası olmayan durumdur. derdinle**yakınındaki insanların başını şişirmek istemezsin. zaten olabildiğince çaresizsindir. kafanda bazı gerek maddi gerek manevi ikilemlerden uzaklaşmaya çalışırsın bir uzlaşma bulmak istersin benliğinle. herkesin derdi kendine denir ya o durum işte. hayatının her döneminde paylaşımcı olsan da, başkalarının sorunları için canını dişine taksan da kendi sıkıntın için asla tek kelime etmek istemezsin, bıçak açmaz ağzını tabiri caizse. yakınındakiler üzülür haliyle. napacaklarını bilemezler. kızarlar içten içe. ama asıl çaresiz olan sensindir. hem kendi derdin belini büker, hem de yakınındakileri üzmeden aşmaya çalışırsın karanlık bu dönemi. kapanman gerekir. duymak istediğin tek ses, seni delirten, kulaklarını tırmalayan iç sesindir, iç haykırışlarındır.
  • birçok insanın içine kapanık olduğunu düşünürüz. çünkü dışa açık değillerdir. esasında dışa açık olmayan pek çok insan içe kapanık da değildir. zira bir “içleri” yoktur. öylece ne içte ne de dışta yaşarlar. onların kendilerinden başka bir şeyi yoktur. belki de kimseleri olmadığı için; kendilerinden utanır, kendilerine kızar, kendilerinden nefret ederler. içe kapanmış/ yönelmiş insanın derinleştiği bir içi vardır. kendisini sever, değerli bulur. dışa açık insan ise değerin dışarıdan edinilebileceğine inanır. ne içte ne de dışta yaşayan insan değersizlik duygusu çeker.
  • içine kapanık erkeklerin en büyük sorunu; yanında olmayıp da yanındaymış gibi hayal edip çay kahve içtiği kızın, aslında o geceyi başka bir erkekle geçiriyor olduğudur. tabi bu her vakada aynı değildir. çocuk ''acaba beni seviyor mu, karşı masada otururken göz göze geldiğimizde acaba ne düşündü?'' diye kendi kendine sayıklarken, kız mühendis olduğu için sabaha kadar ders çalışmaktan başka bir şey düşünmemektedir.

    çocuğu aşırı korumacı büyüttüğünüzde bu vakalar olur ve çocuk tecrübesiz büyüyüp ürkek olur. 25 yaşına geldiğinde, 20 yaşındaki çocuğun bildiği bir şeyi bilmez çünkü hayatı geç öğreniyordur. ebeveynlerin ''aman oğlum dur ayağın taşa takılmasın'' dediği çocuk bunu o yaşta değil de yetişkinlik çağında öğreniyor. sonra da bir işte başarısız olunca vay efendim bir şeyi de beceremiyorsun diyorlar çocuğa. sen öğrettin mi? düştüğünde nasıl kalkılacağını gösterdin mi? bunu yaşatmadın bile. o yüzden böyle insanlar yetişkinlik çağında ufak olan ama aslında kendisine büyük gelen sorunlarla karşılaştığında pes edip intihar ediyorlar. az konuştukları ya da çok aktif olmadıkları için geri zekalı muamelesi görüyorlar. ama öyle değiller.

    o yüzden biz büyük ölçüde anne babamızın eseriyiz. böyle insanlar gördüğümüzde onları yargılamamak gerekir, geçmişte neler yaşadıklarını bilemeyiz çünkü. sadece onları topluma kazandırmak için çaba sarfetmeliyiz. içlerinde çok iyi pırlantalar var.
  • bunun çocukluktan kalma bir problem olduğu aşikar. bu noktada da ailelerin çocuk yetiştirme şekillerinin önemi ortaya çıkıyor. ebeveynlern diyalog kurma yöntemi yerine ceza, yasaklama, şiddet uygulama gibi yöntemlere başvurduklarında yetiştirilen çocukların kendine olan güveni kaybolmakta hem karar verme hem de düşündüklerini dile getirme konusunda içine kapanık olma durumları artıyor.
  • ortamına göre dahil olunabilecek durumdur.