şükela:  tümü | bugün
  • kusmak, zichmak vs.
  • (bkz: itiraf com)
  • ichi dolu bir sheyi bashashshagi getirmek veya bir shekilde yırtmak suretiyle ichindekileri dokmek
  • bir zaman yeşillenen duyguların bir güz sonunda sararıp, kuruyup, kırılıp dalından düşmesine denir.

    bu iç her zaman kendiliğinden dökülmez yalnız. her daim yeşil kalan, dökülmeyen, ve sanki intikam alır gibi sivri olup batıp duran cinsleri dökmek için biraz sallamak gerekir gövdeyi ya da hepsini tek tek yolmak.. ki bu çeşidi biraz sancılı olur. dipleri kanar.
  • kafanın içindeki milyon tane tilkiyi, kalbindeki düzensiz sesleri, karmakarışık rüyalarını, kaç kalem olduğunu sayamadığın dertlerini artık bomm! diye patlayacağını hissettiğin anda karşına kim çıkarsa çıksın anlatman. iç dökmek çöp dökmek gibidir, buna ihtiyaç duymayan da yok gibidir.
  • kişinin rahatlamak için derdini, sıkıntısını bir şahısla paylaşması durumudur. kimi zaman insan sadece kendine destek olacak, teselli edecek birini arar; bu dönemlerde bir dost, samimi bir arkadaş hatta dinleyebilecek herhangi biri iç dökme hedefi olabilir. çoğu zaman da, içini döken kişi karşısındaki insandan tavsiye de beklemez, sadece dinlenilmek ve haklı bulunmaktır bencil insanoğlunun beklentisi. her insan da bir şekilde içini dökme ihtiyacı hissetmiştir yaşamının herhangi bir anında. hangimiz haksızlığa uğradığımızı düşündüğümüz, kendimizi itilmiş hissettiğimizde içimizi dökmedik ki birine...

    kendini dinletip derdini, kederini anlatıp bir nevi rahatlayan kişinin derdini döktüğü kişi bir dostu değilse bir sonraki durağı büyük ihtimalle pişmanlıktır. mesela, okuldan bir arkadaşına derdini anlatan şahıs (okuldakilerle olan sorunları, ailevi şeyler vesaire...), bütün sıkıntıları geçince hatta bu sıkıntıları aslında kendisinin abarttığını anlayınca, içini döktüğü arkadaşını her gördüğünde sosyal kalkanından arınmış olmanın ve açık noktalarının bilinmesi zaafiyetiyle eziklik olarak tanımlanabilecek bir duygu içerisinde pişmanlık duyacaktır.

    düşünün, bir arkadaşını içimi dökeceğim derken tabiri caizse itin götüne sokmuş biri daha sonra o arkadaşıyla arasını düzeltip, yanlış anlaşılmaları giderdikten sonra arkadaşıyla beraberken içini döktüğü kişiyi görse nasıl utanmaz, nasıl söylediklerine pişman olmaz. (velev ki arası düzelmesin; yine yazıktır, yine pişmanlıktır sonu.)
  • (bkz: ağlamak)
  • "çok sıkıldım lan sözlük...
    iş, güç; aman ayşe'yi kırmayayım, aman mustafa darılmasın derken, akıp gidiyor ömür.
    hayat gailesi, az önceki tamlamada, tamlanan konumuna haiz hayatı sikip atıyor çok afedersin.
    gözlerimin etrafında bildiğin mor halkalar var... yüreğimse kanıyor;
    şakır şakır.
    gidecem, adım atasım yok.
    çok koyuyor işte...
    çok koyuyor"

    aşağı yukarı böyle bi'şeydir.
  • evdeki tüm ışıkları kapatırsın. açarsın perdeyi yarı aralı. oturur/uzanırsın pencerenin kenarındaki koltuk vb rahat bir yere. başlar içinde bir çağlayan sadece sana dökülen, sende başladığı halde. tek duyan, tek dinleyen, tek konuşan, tek anlayan/anlamayan kendini bulursun. işte içini dökmenin en saf, en gerçek hali budur.
    kim olduğunun, ne olduğunun bilinmediğini, kimsenin de umrunda olmadığını bile bile buraya dahi yazmadıklarını dökersin o karanlığa...

    kimbilir mucizeler o karanlığı aydınlatır belki... biri usulca ışığı açar. belki...

    işte o belkidir perdeyi yarı aralı bıraktıran.
  • kanımca girilmiş bütün entryler bu eylemin bir sonucudur