şükela:  tümü | bugün
  • yarın öbür gün içen insanların içmiş hallerini aşağılayıp bundan kendine pay çıkarmaya çalışmıyorsa sorun olmayan tercihine saygı duyulması gereken insan.
  • rakı masasında su kadehini kaldıran kişidir... belki, sağlığı nedeni ile içemiyordur...

    bu kişi benim dostlar. dün gece de içmedim. su ve soda ile idare ettim. ama, neş’em yerindeydi. en son, kazdağları’nda kardeşim ile karşılıklı içtik. o da iki kadeh. kardeşim, üçüncü kadehe izin vermedi. su katılmamış iki duble ev yapımı rakıyı büyük bir zevkle içtim. bir üçüncüsü için kardeşime en acıklı suratım ve ağlak gözlerim ile baktım, ama yer mi anadolu çocuğu? olmaz, abi! dedi.

    iyi ki varsın, benim tatlı ama aksi meleğim.

    abi-kardeş içtik. o, ikinci dublede durmadı tabii ki. devam etti. devam ettikçe açıldı, anlattı. dinledim. omzumda ağladı. ne de çok şey varmış konuşacak, paylaşacak...

    dün gece, kuşadası’nda sevdiğimiz dostlarımız ile bir araya geldik. kuşadası’nı pek sevmiyorum. zaten bayram tatili, iyice kalaba olmuş. belli bir saatten sonra sokaklarında adım atamıyorsun. biz de yazlıkta içelim, dedik. evimizin çok güzel manzarası var. karşımızda yunan adası, alabildiğine deniz ve sağ tarafımızda da alabildiğine uzanan plajlar var... tam rakılık ortam.

    arkadaşlar zar zor buldular siteyi. konum da attım, ama site öyle bir yerde ki, kuşadası’nı iyi bilmiyorsanız bulmanız çok zor. ancak dokuzdan sonra geldiler... masamızı hazırladık. bir gün öncesinden kıymayı hazırlamış, kebapları ve kuzu şişleri dizmiştim. benim duty free’den aldığım yeni rakı’ları da koydum... bolca buz... yine zeki müren paşam çalıyor ve... ilk kadehler kalktı... ben hariç... ben de acılı şalgam bardağımı havaya kaldırdım ve... “sağlığınıza”, dedim.

    sağlık önemli. sağlık, bulunmaz nimet. yeniden kavuştum. kaybedip de yeniden bulunca değerini anladım. bombastik bir durumdayım. bombe gibiyim. daha da iyi olacağım. kendi mutluluğuma ve irademe de kadeh kaldırdım.

    ama, ne yalan söyleyeyim; onlar içtikçe içim gitti... yine de irademe karşı koymadım. hatta, bir ara, ablam “en azından bir duble iç”, diye teklif etti... bir duble ile durmayacağımı ben de iyi biliyordum... sağ ol, canım! dedim. ve tüm gece boyunca neşem devam etti. gitar çalmasını pek bilmem. saz getirmişler. bir de gitar vardı. aldım elime. paslanmışım. uzun zaman oldu. şarkılarımız ile geceyi şenlendirdik... zaman zaman da hüzünlendik.

    sabahın ikisine doğru herkese rehavet çöktü. zaten misafirler dört kişi. araba sürmeyin. kahvaltıya kalın, dedim. bir yere göndermedim. hepimiz bir yere kıvrılıverdik... ben mi? uyuyamadım pek... bizim olduğumuz yer bolca rüzgar alıyor. ondan değil... dönüp durdum olduğum yerde... mutsuzluktan değil bu sefer, yapacak çok şey var. heyecanlanıyorum ayol!