şükela:  tümü | bugün
  • adı ayrı, kokusu, dokusu tadı ayrı ayrı özel olan bir mehmet ragıp karcı şiiri;

    bir şiir olmalı şimdi alıp sana gelmeliyim.
    son kan damlası çekilir kentin burçlarından.
    duvar diplerinde adım başı güvercin mumyaları.
    ayaklarını gözden yitirir bir kadın,
    kuyularında donmuş bir yaşamanın uğultuları.
    cehennem süzülür parmak uçlarından.

    akşamın kıyısında bir çocuk,
    çocuğun tenhalığında bir anne.
    rüyaları yatağa girmeden hazır,
    birazdan geceye dökülecekler.
    evleri, güya babaları deniz daha neler.
    bir de balıklar, sabah olursa eğer,
    birine tabir ettirecekler.
    biri dedikleri kim?
    elbet dağlarında divane umutlarıyla bizim ismail.
    bir kalbi var dünyada, bir kendi,
    bir de kefen yerine taşıdığı yazmalı mendil.
    onunla kalbini ısıtıyor.
    yoksa rüyadan ne anlar ismail.
    bildiği alt yazılar, içli ölüm şarkıları,
    zaten kalbi ve ismail bu işi bitirecekler.

    bir rüya olmalı şimdi alıp sana gelmeliyim.
    bir isyan olmalı şimdi alıp sana gelmeliyim.
    çünkü geç kalmış bir ceylan yavrusuyla eğlenen benim yüreğim.
    virane isyanları hasret yerine kullanan damarlar benim.
    ormanlarında şiirlerinden dökülen geçmiş zaman tortuları,
    ey yürek! seni sesinden öperim.
    ve ey isyan! karlı dağım benim.

    bir şiir olmalı şimdi alıp sana gelmeliyim.
    sonra sen gelmelisin.
    seni taşıyan toprağı öpmeliyim.
    türküler toplamalıyım kaşlarının karasına.
    arasına bir ah koymalıyım.
    verdiğin ikrara salmalıyım seni.
    ve yağmur yerine kullandığın ellerini,
    bir ah olmalı şimdi alıp sana gelmeliyim.
    bin türlü silahla mücehhez gözleri,
    sen sevgili tövbe.
    emzir beni avuçlarından, dağlarıma su ver buğulansın.
    ey sevgili gece! bir yağmur buyur sıyırıp saçlarından.

    bir şiir olmalı, bir isyan, bir ah olmalı.
    bir türkü olmalı hele alıp sana gelmeliyim.

    kurşun işlemez bir yalnızlıktır yakasındaki ismail’in.
    dokunsan eriyecek gibi durması bundan olsa gerektir.
    bilen söyler efsane-i uşak’ı, bilmeyen söyler.
    lakin benim bu derde düçar olduğum bilerektir.
    ben kimmiyim? kim bilir.
    şimdi hangi akşamın şakağına,
    kanını kurşunlar gibi savuran yüreğim dar-ı dünyada,
    bir de ne yaptıysam içimden atamadığım köpeklerim.
    bir yanım yol ağzında, bir yanım yara benim.

    bir yılan adımı ısırıyor, bir akrep kolumu kanadımı.
    sokaklarda gözlerinden geçilmiyor.
    beni hep sizin oralardan topluyorlar.
    iliklerimde bir kadim sarhoşluğun uğultuları.
    adıma ve bana aldırmıyorlar.
    yani şimdi ben başka biriyim.

    bak bu yanımda duran ismail.
    bu yanan eller benim ellerim.
    ya bana adımı bildir.
    ya da elif kaddim büküp berdar edeyim.

    şimdi bu benim yalnızlığıma dökülen şiirler,
    senin değilse kimin?
    bu gözyaşlarıma yürüyen sahil, bu sabahlar,
    bu gecenin serin atlıları.
    ben kalbimi elinin ortasına koydum.
    kalbimi tut, tut ki bileyim.
    ben bu rah-ı firkatte yeniyim.
    çünkü ikide bir başkası olmaktan yorulur kalbim.
    senin ellerinle alır yerine koyarım.
    sen olmasan ne yaparım.
    göz yaşım, yorgunluğum, sevincim, alın terim.