şükela:  tümü | bugün
  • stajını zottirik bir avukatın yanında yapmasından dolayı yapabildiği en iyi iş icra takibatı yapmak olan avukat. bu avukat kendini de geliştirip birde üzerine menkul ve ya gayrimenkul icralarına bakmaya başladığında iyi para kazanacağı aşikardır. ama avukatlar arasında icraya bakan avukatlara 2. sınıf vatandaş gibi bakılmakta ve bunu da göze alan kişi olarak alkışı hakkeden avukat olmaktadır. mamafih bu kişi bir avukat olmasından ziyadesiyle işini yapmakta ve saygı duyulması gereken bir kişidir.

    zamanında öğrencilik hayatlarında evine icra gelmiş kişiler bu işi yapmaktan kaçınsalarda bazıları da intikam adına bu işi sevmektedirler.
  • işlerinin çok büyük bir bölümü icra takiplerinden (ve türevi davalardan) oluşan avukat. işlerin yoğunluğuna göre yanında belli sayıda avukat ve katip çalıştırır. avukatların koordinasyonu aralarından kıdem olanda, katiplerin koordinasyonu (genellikle) emekli olduktan sonra avukat yanında çalışmaya başlayan icra müdür yardımcısındadır. müvekkil portföylerinde ağırlıklı olarak bankalar bulunur. binlerce derdest icra takibi olduğundan bürolarında ayrıca dosya tutmazlar, takip kartı kullanırlar. icradaki dosyalarda işlem ya da hesap yapılacağı zaman katipler, icra müdürlüğündeki dosyaları (yüzlerce olabilir) büroya getirir, yazılar hazırlandıktan sonra tekrar icra müdürlüğüne götürür.

    işin maddi kısmı bu. manevi kısmına geçmeden önce “hakkın teslimi” açısından belirtmekte fayda var: adliye eşrafından olmayan insanlar için icra, daha çok evde, işyerinde yapılan hacizleri, tapu-trafik hacizlerini çağrıştırsa da “icra ve iflas hukuku” çok çok geniş bir alandır. tamamına hakim olmak büyük tecrübe ister. siz bu tecrübeyi edinene kadar hayat sizden çok şeyi haczetmiş olur. sırf icra müdürlüğü bile başlı başına ömür törpüsüdür. kısacası icra işi meşakkatli bir iştir.

    haklarını da teslim ettikten sonra gelelim asıl konuya. meslekte 4. yılını tamamlamış biri olarak, şimdiye kadar 15’e yakın icra avukatı tanıdım. (ifşa etmemek adına özel örnekler vermeden) hemen hemen yarısında ortak olan noktaları sayayım : bünyelerinde “duygu”ya zerre kadar yer yoktur. borçlu gelip dese ki benim 2 günlük ömrüm kaldı, cevabı: “dosya borcunu kapat da ne bok yersen ye” olur. vereceği 1 günlük süreyi bile fazla görür. ya da bir eve hacze gittiğinde tüm eşyaları haczeder, bununla yetinse iyi, hırsını alamaz çocukların oyuncaklarını da haczeder. (yaşanmıştır). borçlulara aşağılık insanlarmış gibi davranmayı mesleğin gereği sayar. insan yerine zaten koymaz. yanında çalıştırdığı adamlara it kadar değer vermez. yolda görse yüzüne bakmaz. tüm meslektaşlarının gözü onun parasındadır, bu yüzden sosyal olmaya gerek yoktur. daha fazla para kazanma amacı, en kutsal meşruiyettir. örnekleri çoğaltmak mümkün.

    müvekkilin haklarını en iyi şekilde savunmak avukatlık mesleğinin zaten varoluş amacıdır. buna kimsenin bir itirazı yok. ama hiçbir şey, avukatlığın toplumsal sorumluğunu, insanı boyutunu göz ardı etmeyi gerektirmez. mesleğin saygınlığı hakeza. borcu zamanında ödememeyi en aşağılık şekilde cezalandırılacak bir davranış olarak görüyor ve bunu yapana da hukuki olsun olmasın her şeyin müstahak olduğunu düşünüyorsan, borcunu ödemeyenin köleleştirildiği mantıktan (bkz: hammurabi kanunları) hiçbir farkın kalmaz. daha ne deyim sana.

    önemli olan şu ki: tüm mesleklerde iyi ve kötü örnekler iç içedir. icra avukatlığı yaparken “hukukçu” kimliğinden kesinlikle ödün vermeyen ve bu işi gerçekten “iyi” yapan birçok meslektaşla da karşılaştım. olayı şahsileştirmez, alacaklı kendisiymiş gibi davranmaz, hukukun dışına kesinlikle çıkmaz. dürüstlükten ödün vermez. gerçekten takdiri hak ediyorlar. ister istemez örnek alıyorsunuz kendinize.

    ama asıl kaygı verici olanı belirtmeden geçmemek lazım: türkiye’de müthiş bir "avukat enflasyonu" yaşanıyor. toplumun bundan pek haberi olmasa da ciddi maddi problemler yaşayan yüzlerce avukat var. peki bundan bize ne? bizlik kısmı şu: tahmini 10 seneye kadar, maddi olarak daha üst seviyede olmayı, “her şey”in üstünde tutan büyük bir kuşakla karşılaşabiliriz. o zaman “toplumsal sorumluluk”tan, "mesleğin saygınlığı"ndan bahsettiğimizde, “evet ya, bi' zamanlar beyoğlu’nda insanlar takım elbiseyle geziyormuş” cevabını alabiliriz. umarım yanılırım.
  • sağlam olanına ihtiyaç duyduğum avukattır.
  • ticari bir alacak verecekten dolayı olanını yaşadım. ithalatı yapan alman menşeli firma malı balkan ülkelerinden birinde üretiyor. hatalı ürün imalatı gümrükten güzelce geçiyor. tek tek kutuları açıp bakamayacağıma göre aldım irsaliyeyle. verdiğim firmalardan birer birer iade gelmeye başladığında, malı geri almayı kabul etmediler ve ellerindeki senetlerimi icraya verdiler.

    işte bu icra avukatını orada tanıdım. artık rutine binmiş bir iş yaptığı çok belliydi. haklı veya haksız olman onların meselesi değildi. "bu borç var mı yok mu?" işte bütün mesele buydu. buldum buluşturdum, bozuk malları değerinden aşağıya sattım borcu kapadım. icra avukatına kızmıştım önceleri, sonra bunun bir adil olmayan sistem sorunu olduğunu anladım. o sistem değişmezse, adalet çarklarının daha çok insanı ezip un ufak ettiği ve edeceği de, herkesçe malum, artık sır değil.
  • “neticede kulun hakkını geri almak tabi ama...”

    diyerekten de olsa icra işlerinde ipin ucunun kaçtığını bilen bazı avukatların kabul etmedikleri bir işlem

    aynı şeyi boşanma davası çin “abi neticede allah’ın helal kıldığı bir şey ama...” demesine rağmen avukatlığımı yapmamışlıkları da vardır. bu iki işte de ipin ucu gerçekten haddinden fazla kaçabiliyor

    (bkz: menzil cemaati)
  • senet sepet konusunda acil yardımına ihtiyacım olan avukattır.
  • ben icra avukatı diye bir şey ilk defa duyuyorum. son sınıf hukuk öğrencisiyim. beni bir yeşillendirin ya neymiş bu. bu arada senet sepet işleriyle alakalı danışmak isteyen yeşillendirsin.