şükela:  tümü | bugün
  • normal yoldan yerine getirilemeyen ve ödenmeyen bir borcun takibini yapan ve cebri icra hukumlerini uygulayan devlet dairesi.
    (bkz: cebri icra)
    (bkz: icra muduru)
    (bkz: icra memuru)
  • bitmeyen masraflar(!) sayesinde çalışanlarının normal bir avukattan fazla kazanmasının gayet doğal olduğu yer..
  • yeryüzündeki en samimiyetsiz sohbetlerin geçtiği yer.
    icra dairesine girip icra müdürleriyle sohbet eden avukatları, iş takipçilerini vs dinleyin, görün. en yüzeysel konularda yapılan bu sohbetler sırf "muhabbetimiz olsun" diyedir. geyiğin önde gidenidir. habire birşeylere gülüşülür, ehe ehe yapılır.
  • işinizi yaptırmanız her seferinde birbirinden farklı kombinasyonlar ile türlü numara yapmanıza bağlı olan, 80'lerin yeşilçam filmleri edası ile memur-bürokrasi-devlet üçgeninde insanı bezdiren, gri koridorlar-kirli binalara inat pembe icra dosyalarının raflardan taştığı şehrin arka yüzü.
  • hukukun en avam işlediği yerdir.
  • birçok genç avukatı hukuk fakültesine girdiği güne lanet ettiren ve alternatif meslek arayışına iten yerdir. olmaz olsundur. işinizi hallettirmek için müdürün, müdür yardımcılarının ve memurların o anki ruh durumlarına, hayata bakış tarzlarına, çemkirme potansiyellerine, beklentilerine ve hukuk anlayışlarına göre hareket etmeniz gerekir. muhabbet kurmadan da bunları anlamanız mümkün değildir. o yüzden saçma sapan konularda bile söyleyecek sözünüz olmalıdır. bu tür sohbetleri kendinize yakıştıramıyorsanız tavsiyem, en berbat esprilere bile tebessüm etmenizdir. espri sahibi “ulan ben çok komik bi adamım herhalde yav” diye düşünürken sempatik bir iletişimi yakalarsınız. “eşek gibi yapacak” anlayışıyla ısrarcı davranırsanız işiniz en iyi ihtimalle 3 gün bekletilir, olmadı reddedilir, daha kötüsü dosyanızın başına bi iş gelir. bir de icralara giderken bütün sinirlerinizi aldırmanız, mümkünse pamuk gibi olmanız yararınızadır.
  • icra dosyalarının yerlerde süründüğü, zaman zaman aradığınız dosyayı 2 ay boyunca bulamadığınız yerlerdir. kadroların biraz gençleşmesiyle daha çekilir hale geldiğini kabul etmek lazım. zira 30 yıldır burada çalışanların göstermediği saygıyı ve ilgiyi gösterirler avukatlara.
  • avukatlık mesleğinin bir onuru varsa -ki var- işte o kavramın ayaklar altına alınmaktan beter edildiği yerlerdir.

    icra müdürlüklerinde alacak takibi yapmak için başvurduğunuzda size bir dosya açar ve yıllara göre bir dosya numarası verirler. 2009 yılının ocak ayının sonunda istanbul'un güzide bir icra müdürlüğünde açtığım bir takip için aldığım numara 3575 oldu. düşünün ki sadece bir ayda bir müdürlükte biriken dosya toplamı 3500. sadece sultanahmet'te 14 tane (yamuluyorsam düzeltin) müdürlük var. diğer adliyeleri filan da kabaca düşünürseniz senelik dosya sayısının ulaştığı korkunç rakamı tahayyül edebilirsiniz. neyse konumuz bu değil...

    şimdi beraberce örnek bir iş yapalım. bir borçlumuz var. takibimizi kesinleştirmişiz. borçlumuzun mevduat hesabının bulunduğu banka müdürlüğüne yazı yazdıracağız ki hesaptaki paradan dosyaya ödeme yapılsın. (meslektaşlarım bunu kısaca "89" olarak da bilirler)

    icra müdürlüklerinde açılmış bir dosya üzerinde yapılacak işler genelde gayet basittir: dosyanızı bulunduğu yerden alırsınız, isteğinizi bir kağıda yazıp dosyayla birlikte müdüre sunarsınız, müdür onay verir, memur yazışmayı yapar bitti gitti.

    ortalama bir avukat (bkz: ben) icra müdürlüğüne gittiği zaman dosyasında işlem yapmak istiyorsa önce dosyayı konulduğu raftan çıkarttırmalıdır. bu işi yapmak aşağı yukarı 5 dakika sürer çünkü dosya çıkartmak için tek bir eleman çalışır ve başında mutlaka sizden önce oraya gelmiş kişiler olur. varlığınız hissettirdikten sonra ona sesinizi duyurmanız, çeşitli şirinlikler yaparak dosyayı çabucak çıkartıp size vermesi için ikna etmeniz (aynen öyle), dosyanızı alıp getirmesi vs. ortalama 5-10 dakikadır.

    dosyanızı almayı başardıysanız işin yarısı gitti demektir. şimdi yapılması gereken elinizde evrak çantası ve sırtınızda sizi dışarıda soğuktan korumaya, içeride ise yakarak öldürmeye yemin etmiş paltonuz olduğu halde tek el ile ve ayakta dosyayı incelemektir. dosyanızı incelerken işgal etmekte olduğunuz alanı sürekli değiştirmeniz, sağdan soldan sürtünerek geçen(maalesef başka bir geçiş imkansız) insanlara yol vermeniz ve bir yandan da okuduğunuzu anlamanız elzemdir.

    eğer dosyada yapılacak bir iş yoksa süperdir. dosyayı müsait bir yere bırakıp kaçabilirsiniz.

    yapılacak iş varsa ki örneğimizde de olduğu gibi var, yandınız.

    önce yapılmasını istediğiniz işi bir kağıda yazmanız gerekir. (akıllı avukatlar öngörüleri sayesinde bu kağıdı hazır getirirler) sonra bu kağıdı icra müdürü ya da müdür yardımcılarından birinin önüne koymanız gerekir. ama bu kişiye ulaşmak kolay değildir. en aşağı 10 kişiden oluşan bir sırayı yine sağdan soldan geçen insanlara yol vererek ve sıranızı kaptırmama stresi ile tamamlama oyunundan başarıyla çıkarsanız ödül olarak %98.71'i suratsızlık abidesi olan müdür (ya da yardımcısına- bundan sonra müdür olarak anılsın bence) ulaşabilirsiniz (birinci bölüm sonu canavarı). ulaşmanız da yetmez. dosyanızı önüne koyup size dikkatini vermesi için çeşitli kısa muhabbetler açarak bir önsevişme gerçekleştirmezseniz terslenme ve bekletilme ihtimaliniz yüksektir. önsevişmede başarılı olduysanız (ya da önceki işleriniz vasıtasıyla zaten kendisiyle sevişmişliğiniz varsa) ve müdürümüzün o anki ruh hali ve hukuk bilgisi yerindeyse derdinizi anlatabilirsiniz. derdinizi başarıyla anlattığınız müdür isteğinizi yazmış olduğunuz bu kağıttaki işin yapılmasına onay verir ve istediğiniz işin yapılması için sizi ilgili memura yönlendirir.

    ikinci bölüm sonu canavarı olan memura ulaşmak için biraz evvel müdürün önündeki sıraya bir daha girip aynı mücadeleyi bir daha vermeniz lazımdır. sıra bekleme, ön sevişme ve ikna kısımları aynen memur için de geçerlidir. memuru da başarıyla atlatırsanız yazınız bankaya ulaşabilecek demektir ama bu aşamada bir de süre sorunu ortaya çıkar. eskiden olsa bir hafta gibi bir sürede ulaşan normal postalarda süre 30 güne çıktığı için artık herkes aps ile posta göndermektedir. aps'lerde de süre 20 günleri bulmaya başladığı için yeni bir posta yöntemi olan "alopost" kullanılması şarttır. aksi takdirde postadaki gecikmeleri müvekkile anlatan ve suçu üstlenmiş duruma düşen avukattır.

    görüldüğü gibi, avukatlar icra müdürlüklerindeki basit bir yazışma işi için akla hayale gelmeyecek rezilliklere katlanmaktadır.

    şimdi ben her baro seçiminde çalışma şartlarını iyileştirme iddiasındaki baro yöneticilerime soruyorum;

    1) ben, dosyamın sırasından çıkartılmasını dakikalarca beklemek durumunda mıyım? kendim alsam olmaz mı?

    2) ben, bir şekilde aldığım dosyayı ayakta, daracık, havasız ve kalabalık bir ortamda incelemek durumunda mıyım? konsantrasyon sağlamanın imkansız olduğu böyle bir ortamda yapabileceğim bir hatanın sorumluluğunu yükleniyor musunuz?

    3) ben talebime onay verilmesi için dakikalarca müdürün önünde hazırolda sıra beklemek durumunda mıyım? benim başka işim yok mu?

    4) ben onay aldığım talebin kısa zamanda yazılması ve postaya verilmesi için icra katibi ile samimi olmak ya da kendisine görevini yapması için yalvarmak(evet) durumunda mıyım? kendisini şikayet etsem iş yükünden bahisle saniyesinde temize çıkıverecek olan bu memur bir daha benim işimi süresinde yapar mı?

    5) meslekte 45. yılını dolduran babamın ilk yıllarında dahi mevcut olan bu rezillikleri ben 45. yılıma gelmeden evvel düzeltebilecek misiniz?

    6) ben onurumu ayaklar altına almadan, ona buna yalvarmadan, düzgün, ferah ve kalabalık olmayan bir ortamda icra takibimi yürütebilecek miyim?

    sevgilerimle

    aklıma geldi editi: burada örneklendirdiğim işi bugün yapmak istedim ama yapamadım. değil memura ulaşmak dosyamı bile alamadım.

    zira aşırı izdiham nedeniyle icra müdürlüğünün kapısından içeri giremedim. abarttığımı düşünmeyin.

    kapıdan giremediğim için hiçbir işlem yapamadan geri dönmek durumunda kaldım.
  • bir icra müdürlüğü hayal ediyorum.

    dosya numaramı bankalarda sıra numarası veren cihaza benzer bir alete yazıp saniyesinde önüme koyan,

    bir icra müdürlüğü hayal ediyorum,

    gepgeniş salonunun ortasında avukatların çalışması için kocaman bir masa ve pek çok sandalyesi olan.

    bir icra müdürlüğü hayal ediyorum,

    paltomu ve yanımdaki eşyaları güvenle koyabileceğim vestiyeri olan.

    bir icra müdürlüğü hayal ediyorum,

    içinde birkaç tane fotokopi makinesi bulunan.

    bir icra müdürlüğü hayal ediyorum,

    hiçbir kuyruğu üç kişiden fazla uzamayan.

    bir icra müdürlüğü hayal ediyorum,

    memuruyla, müdürüyle kafa kol olmaya lüzum kalmadan işlerimi yapan.

    bir icra müdürlüğü hayal ediyorum,

    para üstlerimi veren.

    böyle bir yer var, biliyorum;
    epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
    anlatamıyorum.
  • çalışanlarının paranın icadından haberleri vardır, fakat para üstünün icadından haberleri yoktur bu mekanların.

    koridorlarında bir çok avukat/takip elemanı gencin ''17 liralık harç için müdüre 50 lira verdim; bozuk yok diyerek para üstü vermedi!'' diye serzendiklerine şahit olabilirsiniz bol bol.

    hatta ben de birkaç hikaye anlatabilirim bu konuda; belli bir ücret karşılığında. bozuk yok yalnız; para üstü beklemeyin.

    anadolu yakası bazında en sakini ve ücrası adalar icra müdürlüğü; en kapısından girilmemesi gerekeni de ümraniye icra müdürlüğü'dür.

    misal ümraniye'de bankoyu neredeyse kapının önüne yapmışlar millet giremesin diye o derece.

    bir de çekmeceyi açıp para atmanı bekleyen veya tuvalette sakal isteyen çalışanlar yalnız şener şen'li ilyas salman'lı filmlerde kaldı diyenlerdenseniz arizona 1. icra müdürlüğü'nü görün derim!