şükela:  tümü | bugün
41 entry daha
  • kamu kurumları arasında çalışılabilecek abartısız en kötü kurumdur.

    çoğu dairede memursuz, adliyenin en izbe odasında binlerce dosya içinde işleri yürütmeye çalışan "müdür" leri tozun pisliğin içinde dosya ayıklarken görebilirsiniz. dairelerde kişi başına 4000 - 5000 civarı dosya ortalamasıyla çalışan bu türkiyenin en bahtsız memur kesimi çoğu zaman aynı anda hem telefonlana yetişmeye, uyaptan gelen ve tamamı "borçlu mal kaçırıyor" aciliyetindeki taleplenin gereğini yapmaya, vatandaşlara hizmet etmeye, tenezzül edip bir telefon etmeye gerek duymadan şehir dışından çıkıp gelen avukatın mallarını kaçıran borçlusunun mallarını kaçırmadan haciz yapmaya, şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanmış çiftlerin zamanında birlikte dünyaya getirdikleri çocuklarını çocuk kaçırılmadan (tanıdık geldi mi?) yakalayıp birinden alıp diğerine vermeye, bu yoğunlukta çalışırken aynı zamanda bankadan gelen paraları hatasız bir şekilde her dosyayanın haciz veya satış olup olmamasına göre değişen ve %11, 38, %4, 55 gibi abidik gubidik oranlarda harcını tastamam eksiksiz şekilde kesip aynı gün mal müdürlüğüne yatırmak zorundadırlar.

    mesai saatleri içinde kalabalık ve keşmekeşten, gelen gidenden yapamadıkları teknik bilgi, emek ve konsantrasyon isteyen taşınır ve taşınmaz satışlarını fazla mesai yaparak mesai saati sonrasında veya haftasonu hazırlarlar.

    muhtemelen tüm memurların maaşlarını ve cezaevlerinin giderlerini karşılayacak kadar harç ve vergi katkısı yapan bu garibanların çoğu bu kötü çalışma koşullarından kurtulmak için dikey geçiş yolu ile hukuk fakültesine geçmeye veya başka sektörlere geçiş yapmaya çalışmaktadırlar.

    hiç bir şekilde güvencesi bulunmayan bu arkadaşlar binlerce dosya ve iş yükü arasında yaptıkları en ufak hata veya bilgisizlik nedeniyle tazminatla karşı karşıya kalmamak için arabalardan, inşaatlardan, hayvancılıktan, tarımdan, gemilerden, hesap kitaptan, büro işlerinden, bilgisayardan, arşivlemeden, bankacılıktan, makinalardan, çocuk psikolojisinden, vatandaş psikolojisinden, avukat psikolojisinden bilirkişi seviyesinde bilgi sahibi olmak zorundadırlar.

    hatalarının bedeli nakden adalet bakanlığından tıkır tıkır tahsil edilen ve anında sorumlu personele "rücu" yolu ile yansıtılan bu meslek erbabları tüm bu bilgi ve birikimlerini icra iflas kanunu, h.u.m.k., teblugat kanunu, a.a.t.u.h.kanunu, türk ticaret kanunu, finansal kiralama kanunu ve bilimum alakalı bir sürü kanunun süzgecinden geçirdikten sonra her biri hukuk fakültesi mezunu iş sahibi avukatları verdikleri kararın kanuna uygun olduğuna inandıracak seviyede ikna kabiliyetine ve özgüvene sahip olmak zorundadırlar.

    devletin özellikle ilçelerde adliyelerin şehir dışında, bankaların merkezde olması nedeniyle vatandaşını 3 - 5 tl harç için kilometrelerce götürüp getirmek pahasına nakit akışını yasaklayacak kadar güvensiz gördüğü bu tekinsiz güruh aynı şekilde toplum nezdinde de avukatlardan, şöförlerden, bilirkişilerden, vatandaştan, uçan kuştan, gölgede uyuyan kediden, suda yüzen balıktan rüşvet yemektedirler.

    mesleki kariyerinin en fazla onuncu senesini doldurduktan sonra strese bağlı kaygı bozukluğu, panik atak, depresyon, paranoya, cilt veya akciğer kanseri gibi meslek hastalıklarına sahip olmak isteyenler için ideal olan bu meslek aynı zamanda kavgayı ve huzursuzluğu seven mazohistlerce de tercih edilebilir durumdadır.