şükela:  tümü | bugün
  • ahireti beklemeden iki elin yakaya yapışmasıdır.
  • efenim her ne kadar kanunumuzdaki düzenlemeye göre kişi veya vekil sadece "takip talebi" doldurup icra müdürü'ne vererek takibi açar gibi görünse de; pratikte işler öyle yürümez. geçiş aşamasında olduğumuz uyap programını da bir kenara bırakırsak; bir icra takibi her daim karşınıza çıkacak bir prosedür olduğundan, icra takibi açılırken dikkat edilmesi gereken hususlara değinmekte fayda görüyorum efenim:

    2 örnek takip talebi (1'i size, 1'i dosyaya); 3 örnek ödeme*/icra emri (1'i size, 1'i dosyaya, 1'i karşı tarafa); dosyaya delil niteliğinde bir belge (veya ilamlı icra'da sunmak zorunda olduğunuz ilamı) sunacaksanız 2 örnek ondan (1'i dosyaya, arzu ederseniz 1'i karşı tarafa) (bazı durumlarda belgelerin asılı dosyaya/kasaya alınabiliyor tabi ki bunu da unutmamak lazım); vekil sıfatıyla takibi yürütecekseniz, "aslı gibidir" ibaresi ekleyip imzaladığınız vekaletnamenizi; adliyede satılan vakıf dosyasına koyup; vekaletname eklediyseniz baro pulunuzu da vekaletnamenize yapıştırdıktan sonra takibinizi açmak için o adliyedeki duruma göre (bir icra müdürlüğü'nden kota almış değilseniz) ya nöbetçi icra müdürlüğü'ne gidip sıradaki icra müdürlüğü'ne tevzi edileceksiniz veyahut da tevzi bürosuna gideceksiniz, orada size düşen icra müdürlüğü'ne geçeceksiniz.

    hazırlamış olduğunuz bu evrakları en alta (varsa) vekaletname, üzerine delil/belge/ilam; üzerine ödeme/icra emri, en üste takip talebi gelecek şekilde yerleştirdiğiniz vakıf dosyanızın içerisinde takip talebine alacaklı veya vekil olarak imza atmayı unutmayınız, kontrol ediniz; insanlık halidir.

    işleri hızlandırmak ve garanti altına almak adına evvelden tebligat zarfını kendiniz de doldurabilirsiniz, fayda vardır. bu angaryaların ardından; takibinize bir esas numarası verilerek esas defterine kaydı gerçekleştirilir. ödediğiniz harçların da ardından, takibiniz açılmış olur. tebligat için de masraf bırakmayı* unutmadık pek tabii.

    sonrası artık sizin dosyayı takibinize kalmıştır.
  • eğer ilamsızından* bahsediyorsak, borçlunun itirazıyla duran takip. takip durunca artık hiçbir işlem yapılamaz.

    borçlu itirazını alacaklıya göndermişse (tebliğ etmişse yani) alacaklı bu itirazın iptali için bir sene içinde dava açmalıdır. dava açmazsa, takip artık tamamen düşer.

    yalnız yargıtay, bu tebliğ meselesinde enteresan bir karar vermiş. demiş ki, "alacaklının itirazı gelip dosyadan öğrenmesi yetmez, borçlunun mutlaka tebliğ etmesi gerekir." = alacaklının bir senelik süresi dolmaz = her an diken üstünde yaşamaya devam edebilirsiniz = biz kanunu amacına değil kafamıza göre yorumlarız = öptüm kib bye.

    http://koridorda.blogspot.com/…atine-itiraznza.html
  • staj surecinde nerde olursan ol, nereye kacarsan kac karsina cıkan bir kabus, bir karabasan. diyorlar ki illa bunu yapacaksin, o memurların kayitsiz bakislarini bir boslukta yakalayip elindeki teblig mazbatalarinin odemesini yapmak icin an kollayacaksin. hele bir de toplu dosya cikariliyorsa gecmis olsun kardesim. her sey bir taleple basladi, kahretsin.
  • kişinin korkutularak -haksız yere de olsa- parasının alınması için başlatılabilen takip.

    12 aylık kontrat yaparak yerleştiğim evde ev sahibine 2 ay önceden sözlü şekilde bilgi verip evi kontratın 11.ayında boşaltacağımı söyledim ve dediğim gibi 11.ayda evi boş ve hasarsız şekilde ev sahibine teslim ettim. fakat ev sahibim olacak hıyar ben evi boşalttıktan sonra benden kontratın 12.ayı için de kira yatırmamı istedi ve haliyle şahsımdan "ikile" cevabını aldı. olaydan yaklaşık 20 gün sonra evime icra takibi geldi. 7 gün içinde bir aylık kira bedeli ve 250 lira civarında bir avukat masrafını ödemem gerekiyordu. yaklaşık bin liralık bir bedel. ev arkadaşım "verelim bin lirayı kurtulalım" demeye başlayınca daha da bi sinir oldum. avukat arkadaşlarımla konuştum ve işin yasal prosedürünü öğrendim. "haksız yere bin lira vereceğime suçlu olduğum mahkeme kararıyla sabitlensin gerekirse 5 bin lira da öderim" diyerek icra takibinin durdurulması için karşı dava açtım. bu sırada 200 lira kadar masraf ettim. bayram sonrası durum belli olacak, icra takibi durdurulursa mahkeme başlayacak ve ben belki de o bin liradan daha fazlasını mahkeme sırasında ödemek zorunda kalacağım.

    burada mühim olan yapılan masraflardan ziyade bir takım insanların "ya tutarsa" kafasıyla icra takibi başlatmaları ve karşı tarafın da "verelim kurtulalım" tarzı bonkörlüğü sonucu belki de haksız olmadıkları halde o insanlara para kaptırmaları.

    edit: geçen hafta açtığım davanın gereksiz olduğu hakkında bir bilgilendirme dışında hala kesin bir sonuca sahip olmayan takip. dilekçeyle itiraz etmek yeterliymiş, dava açmaya gerek yokmuş.
  • halk arasında avukata vermek olarak da bilinen eylem.

    şöyle bir diyalog yaşatmıştır :

    + bugün içinde ödemezseniz... avukata vercem.

    - banane kardeşim, git kime veriyorsan ver!

    bunu söyleyen anladı mı bilmem, ama cümlenin şık olmadığını düşünerek o günden sonra bir süre avukata vermedim hep icraya verdim. o zaman diyalog şu şekilde oluyor :

    + bugün içinde ödemezseniz... icraya vercem.

    - banane kardeşim, git nereye veriyorsan ver!

    baktım ki işin içinden çıkılmıyor, tarzı hemen tekrar değiştirdim ve biraz daha polite oldum :

    + bugün içinde ödemezseniz, mecburen hakkınızda icra takibi başlatacam.

    - banane kardeşim, ne başlatırsan başlat!

    bingo!
  • boçlunun borçtan haberdar edilerek ödeme yapmaya davetini ve haberdar edildiğinin icra dosyasına resmen kaydedilmesini gerektiren süreci içerir.

    ancak borçluya gönderilen tebligatın ortalama 20 günde dosyaya geri dönmesi gibi bir hoşluğu vardır. avukatı müvekkiline rezil eder, postanelere müzekkere yazdırtıp köhnemiş posta sistemi içinde tebligat arattırır, nane ferahlığı verir.
  • bir komşum dört sene önce çocuğunu delta adlı bir dershaneye yazdırmış.. ve çocuğu dershanenin eğitimini beğenmediği için yarıda bırakmış.. ve bundan dolayı da son taksidi dersahane müdürüyle konuşarak iptal ettirmiş. aradan dört sene sonra eve geliyor kapı açılmış, evden çocuğunun dizüstüsü ile kendisinin zaman zaman bir şeyler dikerek sattığı dikiş makinası götürülmüş.. ve bir icra makbuzu..
    .... tarihinde evinize geldik. evde bulunmadığınız için haciz işlemi yapılamamıştır.. ancak ikinci gelişimizde cebri işlem kullanılarak haciz gerçekleştirilecektir.. ama aynı makbuzun altında kapınız çilingir marifetiyle açılmıştır.. ve ..... eşyalar alınmıştır...
    1. gelişte.. çilingirle açılması ne derece ahlakidir...
    2. muhtara tebligat yapıldığını söyleniyor.. muhtarlar, bu tebligatı, ne ölçüde yerine getirebilmektedir.
    3. 220 liralık bir borç..640 liralık bir ek maliyetle, vatandaşa maloluyor.. icra memurları çilingirlik kursu almışlardır.. kapıyı kendileri açmışlardır..
    4- haciz için yükte hafif pahada ağır şeyler götürmelerine rağmen..bütün bunların masrafını yüklemişlerdir.
    5-3300 den az borçların haczedilemeyeceği gerçeği bunlar için geçerli değil midir?
    6- kanun insan içindir, asgari ücret emekli sandığı geliri haczedilemez derken, bir fakire bu kadar borç çıkarılması ne kadar ahlakidir.. bankadaki parasına bakıp ordan çekmeleri daha ahlaki olmaz mıydı
  • mirodestek firmasının kolayofis programıyla son derece rahay bir şekilde yürütmeye başladığım eylem.
  • her yer dolandırıcı her yer icra düsturunu yaygın olarak iş modeli olarak kullanan türk ekonomik hayatını hizaya getirecek bir dizi adı olabilir.

    (bkz: çek karşılıksız çıktı rıza baba) *