1. mafya değilseniz ya da mafyayla iş yapmıyorsanız teorikte mümkün pratikte imkansızdır. o malı size bı-rak-maz-lar!
  2. hiç bulaşılmaması gereken durum. hem zaten şimdiye kadar insanlar enayi miydi 20 bin 30 bin liraya lüx arabalar almak yerine bunların iki katını ödeyip de alıyorlardı. bu icralık otoların ihaleyle satılması çok uzun zamandır var ve çok acayip oyunlar dönmekte. çok sağlam yerlerde size referans olabilecek birileri yoksa kısacası taşaklı biri değilseniz soluğu göz altında bile alabilirsiniz. benden demesi.
  3. bazı kodoman ve kurtlar vadisinden fırlamış abilerin tekelinde olan olaydır. eğer sizinde enseniz kalınsa istediğiniz aracı icradan alabilirsiniz. ha yok ben sade vatandaşım kardeşim, ben de bu ülkeye vergi veriyorum, ben de bu ülkenin vatandaşıyım, o arabalar benim de hakkım !!! diyorsanız. size şöyle bir fırsatımız var ;

    (bkz: nah)
  4. türkiye'de bu olay nasıl işler, özetleyeyim:

    bu icra satışları hukuken herkese açıktır. sokaktaki vatandaşımız ahmet bu satışlardan birinden bir şey (otomobil olmak zorunda değil) almak ister. çevresindeki insanlardan -ki bu insanlar bildiğiniz üzere merhamet göstermesi gereken yerde göstermeyen, merhamet göstermenin konu dışı olduğu* yerde de yersiz merhamet seremonilerine girişen tipik memleket insanıdır- şöyle bir reaksiyon alır:

    - aman evlat, o maldan hayır gelmez. başkasını ağlatırken seni güldürmez. ah alma. edeb ya hu. pim çek, bomba at. roger that.

    her neyse, bu ahmet'lerden önemli bir kısmında reaksiyon sonuç verir ve satışa dahil olunmaz. talip pastası 10 olacakken 3 olur mesela söz konusu icralık ürün için. bu noktada talibi azalan malın fiyatının da hakkaniyetli ederinin epey bir altında kalacağını söylememe gerek var mı, bilmem.

    şimdi senaryo #2'ye geçelim. ahmet dişli çıksın ve reaksiyonlar ahmet'te fayda etmesin. ahmet satışa gider. şimdi piyasalarda arbitraj diye bir olay vardır, uzmanı daha iyi bilir bu işleri, belki çok farklı şeyleri ifade ediyor da olabilir ama aklıma geldi, sokayım dedim araya. ben bunu şu anlamda kullanıyorum bu vakada: "ortada bir parsa varsa o parsa toplanır." evet abicim, bir kazanç kapısı varsa o kapının müdavimi de kaçınılmaz olarak mevcut olacaktır. burada kaba kuvvetin -kodu mu oturtanından bahsediyorum- hukuku ve sosyal yapıyı nasıl domine ve hatta alaşağı ettiğini, doğa kanunlarının (bkz: survival of the fittest) nasıl da çok medeni olduğunu varsaydığımız yaşamımızda yer ettiğini canlı canlı görmemiz mümkündür. mafya! bazı tehlikeli abiler

    a) ahmet'i hacamat ederler, ya da
    b) ahmet'ten güzelce bir işlem ücreti alırlar -ki totalde ahmet'in attığı taş ürküttüğü kuşa değmeyecektir bu tabloda-

    neticede sokaktaki vatandaş ahmet o satışa gitse de gitmese de bu düzenin işleyişinden bir şekilde zarar görür:

    gitmedim: ucuz satın alma fırsatını teptim.
    gittim: örselendim.

    şimdi şunu kritik edelim: teorik olarak çok makul ve birey/toplum yararına işleyebilecek bir sistem niye bu şekilde işlemektedir?

    1. yersiz merhamet katılımı düşürür.
    2. düşük katılım satış bölgesini tehlikeli abilerin limanı haline getirir (bkz: arka sokaklar).
    3. düşük katılım fiyatı düşürür.
    4. düşük katılım icralık kişi ya da kurumun o maldan kaynaklanan kazanımını düşürür.
    5. tehlikeli abilerin boş alanda örgütlü kümelenmesi düşük katılımı daha da düşürür.
    6. tehlikeli abilerin varlığı sokaktaki vatandaşta "yersiz merhamet"i "rasyonel merhamet"e dönüştürür: "bu satışa iştirak etmek iyi bir şey olsaydı içinde kötü adamlar olmazdı."

    evet, altı adımda hukuki ve makul bir satış ve tazminat yaklaşımının "denetimsizlik" ve "merhamet" nedeniyle yerüstü toplum yaşayışından nasıl da aforoz edildiğini gördük. kaybeden: devlet, icralık kişi/kurum, normal vatandaş -potansiyel müşteri-. kazanan: mafya. yarın da incik kebabı yapıcaz, afiyet olsun.
  5. daha önce 3 kez yaptığımız eylem. ne bir mafya ne de bir çete gelip de bize bunu nasıl alırsın demedi. corsa'dan, honda cipe ve volvo'ya kadar çok iyi arabaları aldık.

    öyle işe birileri yok giriyormuş işin içine bilmem neymiş, bunlar beceriksiz tüccar yalanları.
  6. söylenilenin aksine şu bu olmak gerekmiyor. giriyorsun açık arttırmaya en yüksek fiyata sen çıkarsan alıyorsun arabayı. ama şöyle bir durum var ki genelde galeri sahipleri arabaları piyasada daha fazlaya satabildiği için sağlam arabaya gelip ihaleden yüksek fiyata alıyorlar. şanslıysan piyasada 50bin tl civarı bir arabayı 3-5bin tl aşağısında alırsın. ama şöyle bir durumda vardır ki bu iş zar atmaya benzer. ihale günü arabayı görürsün ama çalıştıramazsın. sonra ihale sende kalırsa araba çalışır mı çalışmaz mı motoru ne durumda kaç bin km de bunları bilemezsin. bu arabalar en az 6 ay kadar falan otoparkta yattığı için alsan mutlaka bir bakımda gerekir. demek istediğim üç beş kuruş için almaya değmez. bir yakınımın yediemin otoparkı olduğu için biraz bilirim bu durumları. satın alınıp turbosu bozuk çıkan arabalar. motoru komple değiştirilmiş arabalar fln çıkar. ama dediğim gibi iş zar atmaya benzer.
  7. defalarca ihaleye girmiş biri olarak #26749454 belirtilen hususlar tamamen doğru, tamirhaneniz, galeriniz falan yoksa kârlı çıkamayacağınız ticaret kolu.
  8. öncelikle bizim kültürümüzde "ağlayanın malı gülene sinmez" anlayışı var.
    ama herkes bu anlayışta olursa borçlu borcunu ödeyemeyecek ya da ihale başlangıç fiyatından birisi aracı alacak ve borçlunun eline daha az para geçecek. bu yüzden ihaleye girmekten vaz geçiyosanız geçmeyin!
    ne kadar çok kişi girerse mal değerine o kadar yakın fiyattan satılacaktır, çoğu zaman mal sahibi de ihaleye daha fazla kişinin girmesini ister. hatta icradan satılık arsası için ilan veren mal sahibi bile gördüm.

    süreç nasıl işler?
    diyelimki icra memuru tarafından 30000 lira değer biçilen (muammen bedel) bir araç ihalesine gireceksiniz.
    ihale tarihinden bir gün önceye kadar muammen bedelin %20 sini (yani 6000 lirayı) vakıfbanka teminat olarak yatırıp makbuzuyla ihalenin yapılacağı yere gidebilirsiniz.

    ya da 6000 lirayı ve kimliğinizi ihalenin yapıldığı yere götürüp ihale saati geldiğinde elden verebilirsiniz (küçük bir kısım icra dairesi bunu kabul etmiyor, bankaya yatırılıp mabuzunun getirilmesini istiyor)

    ihale genelde muammen bedelin yarısından (yani bu örnek için 15000 liradan) başlar, yada çok az miktar üstünden.
    ihale genelde 10 dakika sürer en yüksek teklifi veren aracın yeni sahibi olur fakat hemen marşına basıp gidemez. aracı otoparktan çıkarmak yaklaşık 15 gün sürer. ihale sizin olmamışsa ve parayı elden götürmüşseniz hemen ihale sonunda paranızı alırsınız, bankadan yatırmışsanızda genelde 1-3 gün içinde hesabınıza geri yatar.

    diyelim ki aracın ihalesi size kaldıysa;
    paranın geri kalanını 10 içinde ödeyebilirsiniz, ödemezseniz teminatınızın büyük bir kısmı yanar.
    verdiğiniz tekliften ayrı ticari araçlarda %18, binek araçlarda %1 kdv ödersiniz.
    150-200 lira gibi bir miktar damga vergisi ödersiniz.
    genelde anahtarı ya da ruhsatı yoktur, yeni ruhsat çıkarmak için muayeneye sokmanız gerekir, muayene cezalıysa bile cezası hariç muayeneyi siz ödersiniz. işin kısası binek bi araç çıkaracaksanız bakım dahil yaklaşık 1000 lira masrafınız olur.

    tellaliye, otopark, mtv.. vs diğer bütün masraflar borçlunun parasından kesilir, sizinle ilgisi yok.

    piyasaya göre uygun araç alınabilir mi?
    istanbul gibi büyük yerlerde çok kişi ihaleye girdiği için piyasa değerine yakın fiyatlara bitiyor. cazip dediğin bir araç bile 2-3 bin lira aşağısına kalıyor, ki bu miktar için galerici ya da tamirci değilseniz değmez.

    istanbulun yakınındaki küçük şehirler de pek cazip değil.
    örneğin yalovada 2009 model dizel otomatik 60000 km de ceed 31650 ye bitti ki çıkarmak için 1000 lira daha masrafı var.

    eğer uygun araç almak istiyosanız büyük şehirlerden uzaklaşmanız lazım, hatta ilçelere falan gitmeniz lazım. örneğin iznikte 2012 model dizel otomatik aynı km lerde ceed'i 27000 e aldı adam.
    (bu; tüh be gitseydim 27010 liraya bana kalırdı demek değil, belki sizde girseydiniz bu aracın ihalesi 35000 e bitecekti)
    nerde hangi ihalenin olduğunu öğrenmek istiyosanız da icralık.com a falan para verip üye olmanıza gerek yok, ilgilenirseniz mesaj atın link verebilirim.

    mafya söylenti mi gerçek mi?
    mafya önceleri oluyormuş, belki lüks araçlarda falan şimdi de oluyodur, ama türkiyede 30000 lira değer biçilen bir aracı 3-5 bin lira ucuza alcam diye kimse kimseyi vurmaz. birinin 3-5 bin lira hakkını yerseniz vurabilir :) hatta 100 lira için bile vurabilir o zaman, ama siz ihaleye girdiğinizde kimsenin hakkını yemiş olmuyorsunuz.
    ancak çakallık yapabilirler, yol paranı verelim ihaleye girme ya da bu ihaleye girmeyeceksin şöyle olur böyle olur diyebilirler. hiç bişey olmaz, giresiniz varsa ben bu ihaleye gircem görelim bakalım götünü ne yapabilceksin diye cevap verebilirsiniz. (aynı şeyi lüks araçlarda denemeyin yine de)

    önemli: ihaleye mal sahibi ya da yakını giriyorsa siz girmeyin, ama birisi çıkıp da araç benim girmeyin falan derse kimlik numarasını ya da adını şartnameyle karşılaştırın gerçekten ona mı ait. yalan söylüyor olabilir.

    riskleri nelerdir?
    icradan araç almak taşınmaz almaktan daha riskli bişeydir. çünkü otoparkçıların büyük bir kısmı sahtekar yavşaktır. araç memur tarafından otoparka bırakıldığında şartnameye ne durumda olduğu yazılır. (isterseniz bunu 30-40 lira gibi bir miktar ödeyip ihale tarihinden önce icra müdürlüğünden alabilirsiniz.)
    genelde fotoğrafları da çekilir. ama bırakıldıktan sonra ya da siz ihaleyi aldıktan sonra araç bir süre daha otoparkta kalacaktır. otoparkçı bu süre içinde aracın parçalarını çalabilir, değiştirebilir, bu sık karşılaşılan bi durumdur.

    yalnız otoparkçının parçayı değiştirdiğini ya da çaldığını kanıtlayabilirseniz otoparkçının azına sıçarsınız, çünkü böyle bir durumda yedi emin otopark sahibi direk hapsi boylar. o yüzden şartnamede ya da fotoğraflarda belirtilen bişeyi kolay kolay değiştiremez.

    araç ihaleleri genelde aracın bulunduğu otoparkta yapılır, ve ihalesine gireceğiniz aracı ihaleden önce görüp inceleyebilirsiniz. hatta daha önce de otoparka gidip görebilirsiniz. bunun için otoparkçıya bahşiş vermeniz gerekmez. fakat araçlar beklemiş oldukları için genelde çalıştırıp bakamazsınız. bu da ayrı bir risktir.

    bu zamana kadar marmara bölgesinde değişik şehirlerde 40-50 araç ihalesi incelemişimdir, 2 tane araç ihalesine de girdim. fakat icradan hiç araç almadım. yakınım ya da arkadaşım da almadı.

    mümkün mertebe otoparkçıya bahşiş vermemeye çalışın, araç ihalesi size kalmışsa anahtarı alırken yok mok diyip para almaya çalışırlar, şartnamede araç anahtarı ile ilgili bilgi var, anahtar var gözüküyosa anahtarı para vermeden çıkarttırın, diğer taraftan aracı çıkarana kadar da dikleşmeyin.
    otoparkçılara para vermeyin çünkü bu alışverişte para kazanan sadece onlardır.
    günlük 5 lira her araçtan para kesilir ki bi araç 6 aydan pek az durmaz.
    yetmez parça değiştirip söküp satarlar, yetmez bahşiş alırlar. otoparktaki araçları kendi aracı gibi kullananı bile vardır. (kocaelide bi otoparkçı yapar bunu)
    otoparkları da genelde şehrin dışında değersiz bi yerdedir. onun için otoparkçıya para vermeyin.

icradan araç almak hakkında bilgi verin