şükela:  tümü | bugün soru sor
  • 12. yy'da islamda mezhepler iyice bir ortaya çıktıktan sonra, mezheplerin takipçileri tarafından bu işler daha fazla dallanıp budaklanmasın diye uydurulan hadisedir.
    iddia odur ki, bu mezhep imamlarıyle beraber her şey açıklanmıştır. bundan sonra içtihat'a gerek kalmamıştır deyip köşelerine oturmuşlar.
  • hassiktir lan. kapanışı adnan hoca gibi liberal bir müçtehit yapsa kabul ederiz belki. gazali gibi bilim ve felsefe düşmanı bir yobazdan sonra ''aha kapandı walla, dağılın'' demek ibneliktir, emeviciliktir, rönansans düşmalığıdır.

    yanılmıyorsam bir moğol komutanının ağzından çıktmış laftır. ciddiye almayınız, adnan hoca ve kedicikler candır :))
  • söylenecek her şey söylendi iddiasıdır. oysa ki insan, evren, toplumlar değişip dönüşmeye devam eder. yeni şartlar yeni ihtiyaçlar mutlaka oluşur. aslında düzelteyim söylenecek her şey söylendi den ziyade düşünülecek her şey düşünüldü iddiasıdır. dolayısıyla insan olmanın gereği düşünme yi çöpe atın ne gerek var diyorlar. kusura bakmasınlar tabi.

    peki ama nasıl bir düşünme? hükmü kıyamete kadar geçerli kuranodaklı düşünme. kuranı merkeze alan, onun ne anlattığıyla birlikte anlatmak istediğini de kavramış bir akılla düşünme.

    insanın akıl etmesi sadece mevcut verileri anlamaktan ibaret olursa bütün gelişim ve üretim durur. ama anlamanın yanına mevcut verilerden yeni sonuçlar üretmek ya da onlardan yola çıkarak bilinmeyenlere ulaşmak konsaydı islam bu halde olmazdı sanırsam.
  • elimizeki mal bu olsa dükkan senin demenin kibarcasıdır.
    ne yapsın adam ya kutsal saydıgı kitabı eğip bükerek zamana uyduracak,ya da içtihat kapısı kapandı diyip işin içinden çıkacak
  • “neden, iki yüzyıldır ictihâd talepleri, müslümanların önünü açmadı? tersine, ya sıkı bir taasssuba ya da rahat bir teslimiyete götürdü? başka bir deyişle, neden her ictihâd arayışı, çoğun, ya tarihî ictihâd külliyatına daha katı tutunmayı, sarılmayı getirdi ya da modern duruma eleştirel bakmadan benimsemeyi doğurdu? bu açıdan tarihe bakıldığında, ilginç manzaralara şahitlik edilebilir; örnek olarak, abdullah cevdet gibi batıcılaşmayı savunan, yalnızca islâm’a değil, her türlü dine karşı duran pek çok ismin çıkarttığı bir dergi, ictihâd adını taşıyabilmekte; ya da mevlânâ gibi sufîlere yakınlığı ile bilinen muhammed ikbal, ictihâdî eylemin örneği olarak, sadece tasavvufa değil istidlâlî/mantıkî yönteme dahi mesafeli duran, ibn teymiye’yi görebilmektedir. dağılmaya, teslimiyete saldırganlığa ve yıkıcılığa varan ifrâtın, vehhâbî-selefîliğin, kaynağının ictihâd iddiası oldukça ilginçtir. kısaca, şimdiye değin söylenilenlerden hareketle, soruyu şöyle çerçeveleyebiliriz: ictihâd iddiası, daha ma’kûl bir arayışı doğuracağına, neden daha kapalı-indirgemeci-çatışmacı bir uzayı savunmakta, hatta yaşamaktadır."

    ihsan fazlıoğlu