şükela:  tümü | bugün
  • idam cezası çığırtkanlığı yapan insanlara seslenmek için kaleme alınan yazıdır. öncelikle, beni vatan haini ilan etmeden önce yazdıklarımı okuduğunuz ve anlamaya çalıştığınız için teşekkür ederim. idam aleyhine bir başlık olmadığını fark ederek bu şekilde bir başlık oluşturmayı tercih ettim.

    idamı arkadaşlarımız "kalemin kırılması" olarak tanımlanmış 2000 yılında. ardından yasal olarak işlenen cinayet olarak tanımlanmış 2002 yılında. sonra bir yazar arkadaşımız 17.07.2018 tarihinde bir entry ile idam açısından olaylar sonrasında bir entry giriyor (bkz: #61789556).

    bu istemlerin başlangıç tarihinin temmuz 2016 olması ve sonrasında çocuklara gerçekleştirilen istismar ve şiddet saldırıları neticesinde tüm halkın diline pelesenk edilmiş olması sizce ne anlama gelmektedir? biraz olsun düşünün lütfen.

    gündeme alınan çocuk istismarları konusunda hükümetin tavrını sizlere hatırlatmak isterim. ensar vakfı olayı bunun en açık örneğidir. akp 'nin karşı oyu ile konu meclis tarafından araştırılmamıştır.

    birçok konuda kamu spotu yapan devlet, alo 183 hattının ne şekilde kullanılabileceğini düzgün bir şekilde izah edebilmiş midir? (bkz: alo 183) yani siz veya çocuğunuz 155'i arar gibi bu hattı aramayı akıl edecek kıvama geldiniz mi? sanmıyorum. aynı şekilde sokakta başıboş gezen çocukların yerini bildirmek için kaç vatandaş bu hattı aramıştır? arayınca kayda geçiyor aramanız çünkü ve arama sonrasında dediğiniz yere gidilmek ve rapor tutulmak zorunda o nedenle de bu konuda kamu spotu verip durmuyorlar. yoksa telefon susmaz.

    aile ve sosyal politikalar bakanlığı kendi problemlerini çözdü (!) bir de çalışma bakanlığı ile birleştiriliyor. yani iki sorunlu bakanlığı birleştirince sorun teke inecek gibi düşünüyorlar sanırım.

    bölgesel kalkınmaya önem veren bir hükümetin bölgesel olarak da sosyal sorunların giderilmesi yönünde aktif bir çözümü ne yazık ki olamadı. bunun yerine suriyeli sayısının artması nedeniyle yapılan faaliyetler ise imam nikahının artık olağanlaşması ve birden fazla eşin önünün açılması şeklinde cereyan ederken, imam nikahında bir yaş sınırı olmadığı için suriyeli çocukların evlendirildiği ve dul kalmış suriyeli kadınların da aynı şekilde ikinci üçüncü eş olarak alındığı bir gerçektir.

    medeni kanuna göre evliliğin zorlanmasının sebebi, dine karşılık vay efendim laiklik değildir. yasal evlilik yaşının 18 olmasıdır. 17 yaşında ailenin rızası ile 16 yaşında ise olağanüstü bir durum var ise ancak ve ancak mahkeme kararı ile evlilik mümkündür. medeni kanun din elden gideyeah diye yaygaralık yapmak için değil, çocuk gelinleri önlemek için vardır ve bu nedenle de yalnızca imam nikahının olması suç kabul edilmiştir. oysa şu anda, imam nikahı olduğu için 16 yaşında biri ile yaşayan bir erkek hakkında kim soruşturma başlatabilir? çünkü rızası var (!)

    onu geçtim. kadınlar aleyhinde konuşulan onca şeye bir de kadınların iş sahibi olmasının erkeklerin istihdamını engellediği için işsizlik olduğuna dair açıklamalar da mevcut. bkz yani kadınlar size ne yaptı yahu? kadının toplumda bir yer edinmeye çalışması bile ekonomiyi bu kadar etkiler mi? hadi etkilesin zaten kadının ekonomide yeri olmasa kim tüketir? mutfak alışverişini yapan kadın, çocuğun giyimini ve mamasını alan kadın, bey üstün başın dökülüyor sana kıyafet alalım diyen de kadın. toplumu incelediğinizde en çok tüketen kadınlar. o zaman kadının ekonomideki yerini de başka türlü değerlendirmek gerekir. örneğin; ev hanımlarının ekonomiye dolaylı katkısı ise, eşinin düzenli bir hayata sahip olması ve eşinin işinde daha verimli çalışması olabileceği gibi, üniversite öğrencisi çocuğunu da ev işleri kaygısına düşürmeden ders çalışmasını sağlamak da olabilir. yani işsizlik nedeni olarak görmeden önce kadınların doğrudan ve dolaylı yoldan ekonomiye katkısının değerlendirilmesi gerekir.

    bunların yanı sıra, toplumun her kesiminde oluşan ve herkesin kendi adına adalet tesisi sağlamayı hedeflemeye başlaması netice itibariyle adaletten yoksun bir yapı olduğumuzu göstermektedir. adil yargılanmanın mümkün olmadığı bir ülkede idam getirilmesinin neticelerinin ne olabileceğini öngörmek oldukça zordur.

    amerika'da idam var diyenler mevcut tabii. evet amerika'da idam var ama bunun uygulamada ne sıklıkla uygulandığı ve yargılamanın jüri usulü ile mi yoksa farklı şekillerde mi yapıldığını bilmeden hukuk insanı gibi açıklamalarda bulunmak oldukça kolaydır. ama ülkemizde olduğu gibi idam meselesi amerika'da da sinema ve kitaplara konu edilmiştir. bunun en açık örneği yeşil yol'dur.

    kadına karşı şiddet için o kadar kanun var yönetmelik var, ceza var. kanun çıktığından beri kadına karşı şiddet daha da artmaktadır. bu kadar çığırtkanlık yapmadan önce 26.07.2016 tarihinde " cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan hükümlü olanlara uygulanacak tedavi ve diğer yükümlülükler hakkında yönetmelik" çıkarıldı bunu kim ne kadar duydu ya da bilgilendirildi mi ya da hiç uygulandı mı? geçen iki senede herhangi bir azalma oldu mu? olmadı aksine artış var. çocuk hakları kanunu var, uluslararası sözleşmeler falan. ama çocukların toplumda bir yeri yok. evsiz, sokakta yaşayan o kadar çocuk var ki, hem de zorla çalıştırılanlar ile birlikte geleceğimizin gençleri yetişkinleri onlar. bu çocuk ilerde suç işlediğinde sorumlu çocuk mudur? yoksa toplum mu?

    bu artışın sebebinin ne olduğunu belirlemek bana da düşmez bölge bölge sayısız sosyolog görevlendirip izlenim ve önlemler hususunda bir rapor çıkarılmasını istemek çok mu güç? yasa ve yönetmelik daha kolay çıkıyor gerçi doğru.

    toplum değerlerimizin giderek yok olduğunu hissetmekte olduğum gibi toplumun her alanında artış gösteren şiddetin temelinde mutsuzluk ve huzursuzluk mevcut. bir toplumun refahı, toplumun her sosyal devlette olduğu gibi devletin birimlerine olan güven ile sağlanabilir. ancak 15.07.2016 tarihinden sonra bu güvenin bir süreliğine yok olduğu kabul edilmesi gereken bir gerçektir. bunun üzerine toplum kendi adaletini kendi sağladı ve o gün oluşan suçlardan da yargılanmadı.

    şimdi, birçok video görüyorsunuzdur sosyal medyada "o kızı nasıl satarsın ha?" diye sorup üstüne dövülen, dövülürken de video ile çekilen kişiler şiddet ile itirafçı yapılanlar. eline sağlık diyen var bu videoların altında, bunu yazan kişi de trafikte tartıştığı adamı dövme cesareti gösterebilecek kişidir. çünkü kırmızı ışıkta geçmiş olan karşı taraf yüzünden kredisini yeni ödemeye başladığı arabayı haşat etmiştir. bunlar hep haklı neden.

    kötülük için hep haklı bir neden vardır.

    iyilik için ise bir neden bulamıyoruz. bence sorunumuz içten içe empati yeteneğimizi yitirmemizde ve toplumdaki mutsuzluk düzeyinin giderek artmasında. ayrıca devlete duyulan güvenin yeniden sağlanma aşamasındaki tutarsız süreç.

    çözüm ise, bölgesel problemlerin ortaya çıkarılarak, yasa çıkarmak değil, mevcut yasaların uygulanabilirliğini sağlamaktır. bölgesel projeler ile çocukların ve yetişkinlerin bilinçlendirilmesi ve bir arada yaşanabilir bir toplum yaratma çabası bile bir yasal girişim olabilir.

    herkes var olduğu şekilde toplumda yer almalıdır. şortu var diye uyarılmamalı ya da baş örtülü sarıklı diye öcü ilan edilmemelidir. herkes kendi özgürlüğünde yaşayabilmelidir. bunun tek yolu bu farklı yapıdaki insanları bir araya toplayarak toplumda ayrıştırılmış kesimlerin iletişim haline sokulmasıdır. daha da ayrıştırmadan. çünkü o zaman sanığın annesi, ağlayan mağdurun annesine çocuğunu evde yalnız bırakmasaydın diyemez. *

    biz hep böyle bir toplumduk da haberim mi olmadı? bu da kendime eleştiri.

    (bkz: idam cezası geri gelsin)
    (bkz: yazarların idam referandumunda verecekleri oy)
    (bkz: cumhurbaşkanı olup idam getireceğim)
    (bkz: öğrencilerine idam ipi dağıtan öğretmen)