şükela:  tümü | bugün
  • bazılarını world at war'da kanlı canlı izledikten sonra aklıma düşen gerçek.

    ikinci dünya savaşı bizim nesil için mitolojik bir kurgu gibidir. insanlığa ait tüm değerleri yok etmeye gelen naziler demokrasinin yılmaz savunucusu amerika tarafından alt edilip dünya üzerinden silinmişlerdir. sovyet-amerikan ortak propagandasına göre naziler tarihin gördüğü en kötü insanlardır. propaganda o kadar etkilidir ki nazi dönemi çoğumuz için yarı masalsı bir atmosfer haline bürünmüştür. herhangi bir naziye köşe başında rastlamak gibi bir düşünce kimsenin aklına gelmez. halbuki berlin'i savunan ss-brigadefüfhrer wilhelm mohnke'yle öldüğü 2001 yılına kadar almanya'da yaşadığı kiel yakınlarındaki damp kasabasında rastlama olanağınız vardı.

    zamanında bulgar bir kadından almanya'da barmaidlik yaptığı dönemde yaşlı bir almanın bara gelip kendisiyle rusça konuştuğunu işitmiştim ama yaşlı adam rusça konuşabildiğini kimsenin öğrenmemesini istiyormuş. bunu duyduğumda kafamda ss şimşekleri çakmıştı.*

    almanlar yakın zamana kadar nazizmle ilgili hiç bir şeyi hatırlamak istemiyorlardı. büyük babaların ss üniformaları on yıllarca evlerin bodrumunda saklandı ve kimseye bahsedilmedi anca şimdi şimdi saklandıkları yerden çıkarılıp orjinal ss-sturmbanführer üniforması diye on binlerce dolara internette satılığa çıkarılıyorlar.

    hal böyle olunca ikinci dünya savaşı sonrasında yaşamına devam edebilen ünlü -kimi efsanevi- nazilerin yakın zamana kadar aramızda dolaşmış olması bence hayret verici bir durum.

    rudolf hess: hitler'in hapishane arkadaşı, özel sekreteri, nsdap'ın führer vekili. hoş hess tam olarak savaştan sonra aramızda dolaşan nazi tanımına uymuyor ama 1987 yılında hala yaşıyor ve bizimle aynı oksijeni soluyor olması bile ilginç.

    1941 yılında tüm ayrıntılarını yalnız kendisi ve belki de hitler'in bildiği bir nedenle ingiltere'ye tek başına uçup barış teklifi götürmeye karar verdi. ingilizler bu çılgınca hareketle ilgili hiç bir ilgilerinin olmadığını açıklayıp kendisine savaş eseri muamelesi yaptılar. savaş bittikten sonra nurnberg'de diğer nazilerle birlikte yargılandı. ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. ömür boyu hapis cezası genelde işler yatışıncaya kadar anlamına gelmesine hatta birçok eski nazi için böyle uygulanmasına rağmen hess için gerçekten ölünceye kadar gün ışığına hasret yaşamak anlamına geldi. 1987'de öldüğünde berlin'deki spandau hapishanesi'nin tek mahkumuydu. hapishane hess'in ölümüden sonra nazi tapınağı haline gelmesin diye tamamen yıkılıp çıkan moloz açık denize döküldü.

    hess olağanüstü ve tam olarak anlamlandıramadığım bir kin yüzünden tüm insanlıktan tecrit edildi. eğer çok büyük bir suç işlediyse idam etmek çk mu zordu. yok ölümle cezalandırmayı gerektirmeyen bir suçu vardıysa 96 yaşındaki bir adam neden son nefesine kadar parmaklıklar ardında tutuldu.

    işin ekomiği de hess'in bedensel açıdan çok sağlam çıkması ve ölme işini uzattıkça uzatmasıdır. herkesin ölsün diye gözüne baktığı herşeyini kaybetmiş ve lanetlenen bir adamın 96 yaşına kadar yaşaması bir mucize. belki de almanlar savaşı kazanıp hess'in nsdap parti lideri olarak başarılı ve mutlu bir kariyeri olsa hala ölmemiş olacaktı.

    karl dönitz: dönitz aslında gerçek anlamda bir nazi değil. yolu devlet memuriyeti yüzünden nazilerle kesişen bir profesyonel ama olarak hitler'in ölümünden sonra üçüncü reich'ın devlet başkanlığı koltuğuna atadığı kişi de kendisi. yani teorik açıdan üçüncü reich'ın son führeri dönitz.

    nazi almanyasının deniz kuvvetleri komutanı karl dönitz, nurnberg'de ölümle yargılandı ama bizzat ingiliz ve amerikalı deniz kuvvetleri yetkililerinin duruşmalara katılıp dönitz'in yaptıklarının askerlik mesleğinin dışına taşmadığını, eğer o yargılanacaksa kendilerinin de yargılanması gerektiğini söylemeleri sayesinde kurtuldu. on yıl hapis cezası aldı.

    cezaevinden çıktıktan sonra anılarını yazdı. 1973 yılında ikinci dünya savaşı'yla iligili the world at war belgeseline konuştu. kendi icat ettiği kurt kapanı taktiğiyle bilgi verdi. savaş sırasında denizaltı subayı olan iki oğlunu da kaybetmişti. 1980 yılında mirasçı bırakmaksızın hayata gözlerini yumdu. bildiğim kadarıyla anılarının yayın haklarıyla ilgili tüm hakları birinci dünya savaşı'nda görev yaptığı türk deniz kuvvetleri'ne bağışlamışlamıştır.

    sepp dietrich: işte savaştan sonra sokaklarda özgürce dolaşabilmiş ilk gerçek nazimiz.

    dietrich'in hikayesi, hitler'in daha iktidara gelmeden yakın korumalığını yapmasıyla başlıyor. sonrasında geleceğin waffen ss'inin çekirdeğini oluşturacak ss-liebstandarte'nin yani hitler'in yakın koruma taburunun başına geçiyor.

    uzun bıçaklar gecesi'nde ernst röhm'ün yatak odasının kapısını kıran kişi de röhm tutuklandıktan sonra kapalı tutulduğu odada kendisini öldürmesi için dolu bir silahla onu yalnız bırakan da röhm kendini öldürmeye cesaret edemeyince içeri girip iki kurşunla işini bitiren de dietrich.

    sonrasında liebstandarte* ss birinci panzer-grenadier alayı, ss birinci panzer tugayı, ss birinci panzer tümeni adlarını alırken birliğiyle birlikte rütbesi yükseldi. dietrich, fransa'nın düşmesiyle sonuçlanan harekat sırasında heinz guderian'ın yüksek komutasında ardenleri geçen ilk panzer liderlerinden biriydi. balkan harekatında yunan savunması wehrmacht'ı durdurur gibi olduğunda teselya cephesine gönderildi. çlarpışmalar devam ederken telefonla cepheyi arayan hitler'e harekatın sert yunan direnişi yüzünden zor ilerleyeceğine dair bahaneler sıralarken hitler'in liebstandarte'nin kendisinin şahsi sancağını taşıdığını ve liebstandarte'yi duraklatmanın hitler'i duraklatmak olacağını, bu işi bitirmesi gerektiğini söylemesi üzerine kurmay başkanı kurt meyer'le birlikte teselya dağlarında intihar gibi motorsikletli bir el bombası harekatına girişip sert yunan direnişini kıran da oydu.

    barbarossa harekatı sırasında artık liebstandarte en öndeydi. kiev'in alınmasında, moskova'daki kış savaşında, harkov ve rostov kuşatmalarında kısacası cephenin en önünde, en belalı harekatlarda hep liebstandarte vardı.

    1944 yılında ikinci ardenler saldırısında artık 6. panzer ordusu'nun ve tüm harekatın komutanlğını hitler ona vermişti. ama bu sefer ardenleri geçemedi. 1945 yılında avusturya'da müttefklere teslim oldu.

    ikinci dünya savaşı sırasında işlediği suçlar nedeniyle yargılandı. en ünlü ss komutanı olmasına, hitler'in en yakınındakilerden biri olmasına rağmen savaş boyunca o cepheden bu cepheye koşmak dışında pek bir şey yapmamıştı.cephe gerisindeki savaş suçlarıyla ilgisi yoktu. on yıl ceza aldı. daha sonra ernst röhm cinayetiyle ilgili de yargılandı 19 ay da bu suçtan ceza aldı.

    1958'de tahliye oldu. tahliyesinden sonra hiag adındaki waffen-ss yardımlaşma ve dayanışma derneği diyebileceğimiz dernek için çalışmalar yaptı. 1966'da hayata gözlerini yumdu. tabutu binlerce eski waffen-ss mensubunun omuzlarında taşındı.

    albert speer: en tuzu kuru nazi. savaş sonrasında hayatta kalmayı bırakın fransız riviera'larında, italyan alplerinde gezen jet sosyete yaşantısından ödün vermeyen nazi.

    hitler rejiminin silahlanma bakanı. nsdap'a çok erken bir dönemde birahane darbesi'nden sonra katılan mimar. şiddet eğilimli bir nazi değil. kendisini kurtaran da bu oldu. 1942'de reich'ın silahlanma bakanlığına getirildi. görevinde harikalar yarattı. almanya cephelerde kaybeder ve baştan başa bombardıman edilirken silah üretimini nicelik olarak üçe katlama becerisini gösterdi. fransız esir-emeğini kullanmaktansa fransız sanayicileriyle ortaklaşa çalışarak daha verimli üretim yapılabileceği ilkesini uygulayarak çaktırmadan avrupa birliği'nin ekonomik temellerini attı.

    savaş sonrasında urnberg'de yargılandı. aslında nsdap'ın yüksek rütbeli bir lideri olmaktan ve müttefiklerin işini zorlaştırmaktan başka bir suçu yoktu. buna rağmen 20 yıl ceza aldı ve 1966'da spandau cezaevinden salıverildi. bundan sonra çok yüksek standartlı bir yaşam sürdü. bu değirmenin suyunun nereden geldiği merak edildi. hiç bir zaman açıklamadı. açıklaması için resmen soruşturulmadı. silahlanma bakanı olduğu dönemde ciddi bir tarihi eser yağmasını yönettiği ve hayat standardının temelinin buradan geldiğine dair dedikodular çıktı. hiç bir zaman ispat edilemedi.

    reich'ın silahlanma ve mühimmat bakanı 1981 yılında barışçıl bir şekilde hayata gözlerini yumdu.

    otto skorzeny: hitler'in harika komandosu. müttefiklerin yargılamalarından bile kaçabilen alman james bond'u.

    savaş boyunca imkansız görevlerin adamı olarak görev yaptı. savaşın sonuna doğru düşman hatlarının gerisine yaptığı parlak harekatlarla yıldızı iyice parladı. 1943'te müttefiklerin italya'yı işgalinden sonra tutuklayıp bir şatoya kapattığı benito mussolini'yi başarılı bir hava indirme harekatıyla kaçırıp tekrar hitler'le buluşturdu. 44'te bu sefer daha büyük bir işe girişip avrupa'da ilerleyen ingiliz-amerikan güçlerinin arasına amerikan askeri gibi giyinmiş ve teçhizatlandırılmış koca bir tugayla sızma harekatına kalkıştı. operation griffon oldukça başarılı olmuştu. sepp dietrich'in ardenler saldırısı sırasında müttefik askerler karşılaştıkları diğer amerikalıların gerçekten amerikalı mı yoksa skorzeny'nin pvraşütçülerinden mi olduğunu anlamak için türlü akıl oyunlarına girişip birbirlerinin gerçek kimliğini anlamaya çalışıyordu. müttefik kuvvetler başkomutanı eisenhower bile bu harekatın yarattığı sorunları anılarına taşımak zorunda kalmıştı.

    skorzeny, savaştan sonra da rahat durmadı ve tutuklu olduğu cezaevinden amerikan askeri üniformasıyla kaçtı. iki yıl sonra paris'te kameralara yakalandı ki bildiğiniz gibi bu eski nazilerden çok hollywood yıldızlarının başına gelen bir şeydir. üç yıl sonra bu sefer franco ispanyasından vatansızlar için tahdis edilen türden bir pasaport ve oturma izni aldı. bu arada birkaç ufak tefek tahhüt işi yaptıktan sonra hitler'in doğu cephesi istihbarat şefi reinhard gehlen'in davetiyle mısır'a giderek mısır ordusuna komando harekatları konusunda danışmanlık hizmeti verdi. bu arada ispanya'da ve irlanda'da birer villa satın alıp hayatını bu üç ülke arasında geçirdi.

    hitler'in harika komandosu 1970'te bu sefer felç geçirdi. altı ay süren zorlu fizik tedavi sürecinden sonra tekrar ayağa kalktı. arjantin'de bazı ticari işler yaptı. arjantin'e defalarca gidip geldi. 1975 yılında kanser hücrelerinin vücuduna karşı yaptığı sızma harekatına karşı koyamayıp hayata gözlerini yumduğunda kendisine ikinci dünya savaşı'nda yaptıklarıyla ilgili hiç bir hesap sorulamamıştı.
  • v2 roketlerini yapıp onbinlerce ingilizi öldüren wernher von braun. savaştan sonra bu adamın nasıl bir dahi olduğunu fark eden amerikalılar bırakın idam etmeyi ülkelerine transfer ederek vatandaşlık vermiştir.

    bu zat savaş boyunca nazi almanyasında ürettiği binlerce v2 roketinden edindiği tecrübeyi saturn 5 füzesinin yapımında kullanmış ve amerikayı o dönem sovyetlerle girilen uzaya çıkma yarışından galip çıkarmıştır.

    kaderin cilvesi adlı film çekilse bu adam başrolde oynar. sen tut düşmanına binlerce roket fırlat sonra düşmanın sana merhamet edip ''gel lan affettim azda bana çalış''desin. sonra insanoğlunu aya çıkaracak saturn v roketini yap. büyük adamdır vesselam.

    (bkz: wernher von braun)
    (bkz: v2)
    (bkz: saturn v)
  • bu ne lan!

    marie clarie dergisinin kapağında yazan konulara benzemiş...

    bahar bambaşka başlıyor, burcunuzun bilmediğiniz 10 özelliği, idam edilmekten kurtulan ünlü naziler, gülse birsel’le keyifli bir sohbet ve daha fazlası bu ay marie clarie’de...