şükela:  tümü | bugün
  • insana "ha siktir ordan" çektiren faşistin el kitabı (bkz: #22053379).
  • ilkokuldayken evimizdeki kitaplıkta görüp örgü kitabı sandığım eser. aynı şekilde estetik doktrinler adlı kitabı da tıpla ilgili zannediyordum. sağlam nostalji oldu gece gece...
  • 1985 yılında, 18 yaşındayken okuduğum, solculuğu seçmemde hayli belirleyici olan sağcı kitap.

    (bkz: necip fazıl kısakürek)
  • 16 yaşında okuduğum kitap... başyüceler diye her halta karar veren kimseler vardı. başyücelik emirlerinde heykel ve dans yasak ediliyordu.(sanatçıya bak sen!) millî rûhumuza uygun bir serpuş yapılması isteniyordu bir yerde... gayrimüslim düşmanlığı o dönemler nfk'dan soğumama neden olmuştu. bu muymuş lan bu adam demiştim.
  • bizim islamcilarin pek sevdigi pacavra.
  • (bkz: kaba softa ham yobaz) kelimelerini çokça cümle içinde kullanmama sebep olan kitap.
  • bugüne kadar gördüğüm en irkiltici distopya metinlerinden biri. hele ki tümüyle uygulanma olasılığının da olduğunu göz önüne alırsak.
  • necip fazıl'ı okuma girişimine başladığım yıllarda (tabii ki bu girişim yarıda kalmıştır, çünkü beni hayalkırıklığına uğratmıştır necip fazıl. o yüzden benim gözümde o hep şairdir ve şair kalacaktır) bana hiç tanımadığım birisi bu ideolocya örgüsü ile birlikte bir sürü kitabını göndermişti kargoyla. ve bana demişti ki, (bir çok şey dedi de, aklımda bu kaldı) belki üstadı tanırsın ve önyargıların silinir falan gibisinden. fakat en son dedi ideolocya örgüsünü okuyun. tabii ben ilk ondan başladım. inat olsun diye. başlamaz olaydım. zaten kitap kurdu değilim, kitap okuma şevkim kaçtı. yine de bir otuz-kırk sahife okumuşumdur yani. aklımda bir şey kalmadı. ve ben o kitapların neredeyse tamamını okuyamadan tekrar kargoyla esas sahiplerine gönderdim. o günden bu güne oldukça şuurlanmışımdır. bilmediğimin cahili, bildiğimin alimi bile sayılmam çünkü anlayamadığım eserler, cümleler yahut şiirler beni sinirlendirir. ben bir şeyi okurken anlamayalım, zevk almalıyım. okuduğum kitap ister gavurun, ister müslümanın olsun fark etmez. zevk alıyorsam müellifin kim olduğu önemli değil. fakat necip fazıl, şair olmasına rağmen beni işbu kitabıyla etkileyememiştir. ve ben aradığımı, yıllar sonra ismet özel kitaplarında buldum, o bulduğum şeyler içinde arama ve anlama çabalarıma gücüm nisbetinde devam ediyorum. şimdi gelelim esas meseleye.

    arkadaşlar, islâm dini, ideolocya örgüsüyle anlaşılmaz. kesinlikle islama uzaktan ve yakından yakın bir eser değildir bu. kesinlikle reddediyorum. bir çok kitap okudum islama dair, mahmud sami ramazanoğlu'nun, osman nuri topbaş'ın, imam-ı rabbani'nin, hazret-i mevlana'nın vesaire... bu müelliflerin hiçbir kitabında böyle saçma ütopyalar yok. necip fazıl dünyaya bu kitabı yazmak için geldiğini söylüyor. keşke bu kitabı yazmayaydın da, çile kitabının iki katı kadar daha güzel şiirlere ömrünü vakfeyleyeydin.

    fikri, içtimai ve iktisadi olarak büyüklüğü sadece doğuda görmek? yahu allah güneşi doğudan doğurdu diye, rasulullah bir doğu ülkesinde doğdu diye biz batıyı (medeniyet anlamında demiyorum, oralar da allahın yarattığı ülkelerdir nihayetinde) yok mu sayalım?

    büyüklük doğuya mı mahsus, yoksa doğu ve batının rabbi allah'a mı mahsus?

    islamı ilk öğrenmeye çalışan gençler, ideolocya örgüsü ve mızraklı ilmihali okumasın. ya ateist olursunuz, ya da islamdan soğursunuz. önce islam ahlakına, tasavvufa dair kitaplar okuyun. benden demesi.

    böyle bir ideolojiyi farabi bile el-medinetül fazıla ile kuramadı ki necip fazıl kurabilsin? imkanı yok! islam devleti kurmak, necip fazıl'ın zihniyetine göre mi olacak, yoksa rasulullah'ın ve ashab-ı kiramın ve onun yolundan giden salihlerin zihniyetine göre mi olacak?

    ümmetin en hakir ferdine düşen liyakat bu olmamalıydı necip fazıl bey. eğer en hakir fert bunu düşünüyorsa ben bunu kabul etmiyorum. islam asla ve kata bu değildir. islam gibi uhrevi bir sistemi, insani zihniyetle yazılmış işbu kitaptan öğrenecek değiliz.

    işbu kitabı okuyan zihniyet (hani benimle "sen necip fazıl'ı anlamayazsın, kusura bakma ama avamdan olanlar üstadı anlayamaz" diyerek dalga geçenler), bugün türkiye'nin her yerini yüksek binalarla doldurdu. enfüsten afaka her yere muhtaç bir duruma geldik. bu zihniyet, teröristleri sınırda alkışlarla karşılayan zihniyettir. bu zihniyet, şivan perveri ve ahmet kaya'yı adam yerine koyup türk ozanlarını ve aşıklarını, mesela abdurrahman kızılay'ı tanımayan zihniyettir.

    bu zihniyet türk milletine düşman, çapulcu suriyeli ve hıristiyan farisilere kol açan; milletiyle dalga geçen zihniyetti.

    daha sayayım mı?

    o yüksek binalarda modern yüksek ökçeli avratlar zina yapıyor. bina ve zina... ilim ile imanı ayıranlar, bina ile zina başka şeyler diyebilirler. bu laf ü güzaflar, onların papaz yahut haham olduklarının göstergesidir.

    köprüler yapıp ağaçlar kesen şürekâ ve hergele sürüsü... peki biz türk milleti olarak ne diyoruz? elif deyu başlayacağız ve o köprüleri de, o yüksek binaları da yıkacağız. işte o zaman ideoloji neymiş göreceksiniz. yüksek katlı binalarda oturmak, tüyü bitmemiş yetimin parasıyla köprü yapmak neymiş göreceksiniz. bir ay gecikmeyle memura zam ödemek neymiş, onu da göreceksiniz. daha durun bakalım, türk milleti uyuyor sanmayın. intikam alınacak günler yakındır...
  • şiir acayip bir şey lan; kaldırımları yazan bunu sıçabiliyor, mihribanı yazmış olmana rağmen abdürrahim karakoç olmaya devam edebiliyorsun...