şükela:  tümü | bugün
  • tarihte totaliter lider çok. diktatör diyerek daraltmak istemedim zira aralarında yetkilerini meclisle paylaşanlar olduğu gibi tüm yetkileri elinde toplayan totaliter diktatörler ve doktrinsiz totalitarizm kıskacında yönetilmiş halklar da var...

    ancak bu liderlerin özellikle devrimci olanlarının arkalarında çoğunlukla bir ideoloji ve bu ideolojiyi dayandırdıkları bir kitapları vardır.

    sezar'ın, galya savaşı'ndan, mao'nun kızıl kitabı'na, kaddafi'nin yeşil kitap'ından, hitler'in mein kampf'ına dış destekten ziyade gerçek ihtilal/ayaklanma veya büyük bedeller ödeyerek-sokak hareketleri ve örgütlü mücadele ile iktidara yerleşen otoriter liderlerin fikir ve düşüncelerini sistematik olarak anlattıkları bir kitapları olduğunu görüyoruz. devrimden once veya sonra bunları kaleme alarak devrim ruhunu canlı tutmaya ve iktidarlarını halklarının motivasyonu ile sağlamlaştırmaya çalışıyorlar...

    ancak kukla diktatörlere baktığımız zaman; manuel noriega'dan, ferdinand marcos'a, idi amin'den, pinochet'ye hiçbirinin kitabı-yazılı eseri-doktrini-paradigması olmadığını görüyoruz. aynı şekilde halka rağmen halk için demokratik devrim yaptığını iddia edenlerden pol pot'un da kendi yazdığı bir kitabı yok...

    bu kitapsız diktatörlerin kendi halklarına uyguladıkları zulüm ve eziyete baktığımız zaman tam bir terör görüyoruz. evet kitaplı olanlar da küresel çapta krizlere yol açabiliyorlar ancak devrimleri bir bolşevik ihtilali, bir mao'nun çin devrimi veya savaş öncesi almanya'nın nasyonal sosyalist devrimi gibi bir stratejik denge düzeyine oturabiliyor. kitapsız diktatörlerin ülkelerinde ise kıyım, vahşet ve kriz hali bir türlü bitmek bilmiyor.

    bu adamlar genelde sadece kendi bireysel ruh hastalıklarını tatmin amacıyla ikincil odaklarla işbirliği halinde egemenlik kurdukları için asla tatmin olmuyor ve ruhsal açıdan egosantrik varlıklarını bir türlü doyuramıyorlar. maddi kazanç ve rahatlık da bir sure sonra onlar için anlamsız hale gelmeye başlıyor.

    en acısı da, tarihte görüyoruz ki onlar da gün gelip bağımsız bir devrimci lider olmaya kalktıklarında ise, kifayet noksanlığından mütevellit apar topar kulaklarından tutulup alaşağı ediliveriyorlar.

    tanrı tüm ulusları kitapsız despot liderlerden ve liderin bireysel psikozlarını, şahsi korkularını ulusal politika haline getirebilen, ihanetler için gayet mümbit doktrinsiz totalitarizmlerden korusun!