şükela:  tümü | bugün
  • yeryüzü özgürlük cephesi'nin (earth liberation front) hikayesini anlatan belgesel.

    bu yılki if bağımsız film festivali'nin açılış filmi olarak seçildi. dün kanyon'da galası yapıldı, istanbul'da 2 gösterimi daha olacak.

    yönetmen marshall curry, harekete o kadar gazeteci gözüyle -tarafsızca- yaklaşmış ki film boyunca defalarca izleyiciye de hangi tarafta duracağı konusunda çalım atıyor, en sonunda izleyiciyi de iki taraflı bakabilmeye haiz kılıyor.

    terör nedir? filmdeki fbi yetkilisinin de söylediği gibi suç tanımı kolay ama ya terör? bu adamlar yıllar boyunca yakmış yıkmış çevreyi mahveden açgözlü firmaların mülklerini; ama tek bir canlıya zarar vermemek gibi ahlaki bir ilkeleri de varmış kendilerince. bunlar şimdi el kaide ile aynı kefeye mi konmalı?

    bence sadece yeryüzü özgürlük cephesi (elf) veya hayvan kurtuluş cephesi'ni (alf) değil el kaide dahil tüm örgütleri yeniden tartmamıza yol açabilecek bir filmdir bu.

    ağacın kurtuluşu üzerinden "kurtuluş" kavramının tüm boyutlarının etik ve hukuki anlamda irdelenmesidir.
  • earth liberation front, kardeşi animal liberation front ile beraber "şiddet"in dildeki anlamını sorgulatacak kadar özel bir politik noktada yer alıyor. eylemlerinin gerekçelerini ve aktivistlerinin hikayelerini dinleyince gerçekleşen neredeyse doğal bir durum bu. bunun içindir ki abd başta olmak üzere, sahip olma hürriyeti adı altında mülkiyetsizleştirme hakkının dayatmasını devletin en temel varoluş nedeni olarak gören kapitalist ülkelerde "ekolojik terör" söylemi var. "şiddet" sadece şiddet olarak kaldığı takdirde insanlar anlamaya çalışacaklardır. dolayısıyla elf veya alf'in eylemleri, "şiddet" olarak kalamaz, "terör" eylemi oldukları devlet ve medya tarafından vurgulanmak zorunda.

    if a tree falls insanın 1000 senelik ormanlara ve doğada özgür yaşama hakkına kastettiğimiz hayvanlara sahip olma hakkımız olup olmadığına dair bir belgesel değil. bu konuda en vicdansız kişi dahi doğru şıkkın ne olduğunu söyleyecektir. doğaya sahip olma hakkımız yok evet, fakat kanunlar tam tersinin uygulanmasını güvenceye alıyor. dolayısıyla if a tree falls tarafsız bir belgesel falan değil. sorumluları gayet parmakla işaret eden bir çağrı bence.

    belgesel kısaca dünyamız elden gidiyor, ve bu konuda sivil itaatsizlik eylemleri yapanlar devlet terörüne kurban gidiyor, eylemin şiddet çıtasını arttırıp kanunların dışına çıkanlarsa "radikal" ve "terörist" olarak adlandırılarak devlet eliyle özgürlüklerinden ve haklarından ediliyorlar diyor.

    bir belgesel olarak iyi midir kötü müdür, izleyicilerin ve sinema eleştirmenlerinin takdiridir. fakat earth liberation front net bir şekilde doğa üzerindeki insan iktidarına isyan eden özel hikayesi ve açığa çıkardığı daha geniş tartışmalarla (terörizmin ve şiddetin tanımı ve dolayısıyla dilin kimin iktidarında olduğu, kapitalist sistemde hukuk ve mülkiyet kavramları, kanun uygulayıcıları ve baskı rejimleriyle özgürlük kavramı vsvs...) bir başyapıt olarak görülmelidir.
  • henüz türkçe altyazısı bulunmayan film.
  • if film festivali kapsamında gosterilecek olup if in son yıllarda yaptığı güzellik sayesinde bu akşam ayvalık ta izleyeceğim belgesel.
  • earth liberation front kısaca elf'in yaptığı çevresel eylemlerin anlatıldığı film, ikinci yarısıyla birlikte tarafsızlığını tamamen yitirerek adeta amerikan propogandasına dönüşen bir belgesel filme dönüşüyor. belgesel elf'in kuruluş ve gelişim süreciyle başlıyor ve bu zemin üzerinden daniel mcgowan adlı bir aktivistin (amarikan yasalarınca) bir teröriste dönüşme sürecini anlatıyor.

    belgesel ilk bölümünde, elf'in çevresel eylemlerini ve daha sonra yavaş yavaş eylemlerin dozunu arttırarak özellikle kereste fabrikalarına yönelik kundaklama faaliyetlerini işliyor. elf'in bu dönemde amarikan halkının çoğunun desteğini alması, ancak son 2 kundaklama eyleminin yanlış istihbarat sonucu yapılmasıyla birlikte kamuoyu desteğinin yavaş yavaş azalması da filmde işlenen önemli bir ayrıntı.

    --- spoiler ---

    bu belgeselde özellikle elf'in kurulma ve gelişim sürecine yönelik üzerinde önemle durulması, tartışılması gereken noktalar var.
    öncelikle elf'i, çevresel eylemlerine ilk başlarda legal protestolarla başlayıp, seslerini duyuramamaları sebebiyle ve devletin çok uluslu şirketleri koruma ve kollama adına, doğayı ve insanlığın geleceğini nasıl heba ettiğinin farkındalığıyla hareket eden, aslında bir nevi "devlet terörünü" insanlık adına durdurmak için kundaklama eylemlerine başvurmuş bir yapı şeklinde tanımlamak doğru olur. 1000 yıllık ağaçları kesen, ormanları talan eden doğayı canlılığı yok eden doğa katliamı yapan şirketlere, insanların doğa üzerindeki (koruma anlamında )yükümlülükleri düşüncesinden hareketle, ortaya çıkmış ve bu dinamiklerle hareket eden de bir yapı elf.

    hiçbir ipucu kanıt bırakmayan kundaklama eylemleri, fbi'yı epey bir zorlamış örgüt yapısı ve üyelerine karşı "terörist" suçlamasıyla açılmış davalardaki "teröristler mi değiller mi" tartışmasıyla, uzunca bir dönem hukukçuları, sivil toplum örgütlerini, halkı ikiye bölmüş, çok tartışılmış bir örgütlenme aynı zamanda. üyeleri, amarikan yargısının kararıyla 11 eylül saldırılarını yapanlarla "eşdeğer" görülerek terörist sıfatıyla yargılanmış ve hüküm giymişlerdir, bunu da belirtmeden geçmeyeyim. terörist olmanın kriterleri, kimlere terörist deneceği, hiç bir canlıya zarar vermemiş bir yapının üyelerine terörist sıfatıyla en ağır cezaların verilmesi neyle açıklanır bilemiyorum. bildiğim tek şey; amerika'da o dönem yaşanan süreç, tamamen devletin halkına gözdağı vermesi ve yargı yoluyla halkı en ağır cezalarla tehdit etmesiymiş.

    sonuç olarak elf'i ve tüm süreci birlikte değerlendirdiğimiz zaman, kamuoyu bilinci yaratmadan tut da, sisteme kafa tutan, hatta sistemi bir süre için sarsan hareketlerinden dolayı, elf'e içten içe sempati beslememek, haklı bulmamak neredeyse olanaksız. yapının çözülmesi ve üyelerin terörist sıfatıyla hüküm giymeleri bir yana, sonuç her ne olursa olsun doğayı koruma ve sistemle mücadele anlamında bir bilinç yarattıkları da inkar edilemez bir gerçek. bu açıdan bakıldığında başarı veya başarısızlık onları tanımlamak için doğru kelimeler değil bence...

    --- spoiler ---

    bunun yanında belgesel tüm bu tartışmalarla süreci anlatırken, sinemasal anlamda değerlendirdiğimizde ikinci yarısıyla birlikte tamamen kulvar değiştirdiğini, fbi'ın adamları, kimi savcıların görüşleriyle adeta amerikan devletinin gücünü vurgulayan, bildiğiniz tipik bir propagandist amerikan sinemasına dönüştüğünü de rahatlıkla söyleyebiliriz. devlete kafa tutulmaz alt zemininde, " devlet her zaman kazanır, devlete kafa tutmanın sonu bu olur!" vurgusunu fazlasıyla hissettirdiği, tarafsızlığını kaybettiği ve tamamen bir "propaganda" havasıyla noktalandığı için, ne yazık ki çok fazla haz ettiğimi söyleyemeyeceğim bu çalışma için.
  • bir sahnesi bana geziyi hatırlatmıştı.

    --- spoiler ---

    bir şirketin binasının karşısındaki parkın otoparka dönüştürülme girişimlerini protesto eden çevreciler, bu durum belediye meclisine taşınıp orada açık bir şekilde tartışılacak olsa da parktaki ağaçların kesim gününü belediye meclisinin toplanma gününden bir gün öncesine ayarlamaları, çevrecilerin ağaç nöbeti, ağaçlara tırmanıp onlara sarılmaları... ne kadar gezi kokuyor, değil mi? olayların akabinde amerikalı polislerin eylemcileri gaza boğması, ağaç tepesindeki eylemcilerin yanına yangın merdiveniyle tırmanıp pantolonlarını kesmek suretiyle bacaklarına ve yumurtalıklarına biber gazı sıkması da bizimkilerden az kalır yanlarının olmadığını göstermiştir.

    sonunda, eylemcilerin terörist ilan edilmesi, abd'nin sermayeyi korumak ve sermayenin güvenliğini sağlamak için ne gerekiyorsa yapacağı ve sermayeye zarar verenleri en ağır şekilde cezalandıracağı hakkında fikir vermiştir. bu arada, daniel m. de cezaevinden sanırım bir ay içinde çıkacak.
    --- spoiler ---
  • tam adi "if a tree falls: a story of the earth liberation front" olan, en iyi belgesel dalinda 2012 oscar adayi olmus film.